Covıd-19 bütün dünya da artarak ve korkutucu şekilde devam ediyor. Bu korkutucu durum ne yazık ki şehrimizde daha fazla. Durum gerçekten vahim. Birkaç gün içerisinde tanıdığımız birçok insanı kaybettik. Sizler de etrafınızda kaybettiğiniz insanları duyuyorsunuzdur. Kaybettiklerimizin yanında virüse yakalanan ve karantinada olan birçok insanı görüyorsunuzdur. Bu şehir neden bu kadar duyarsız?

          Şu anda hastanelerimizin yoğun bakımları neredeyse dolu. Şu anda hasta olmayabilirsiniz ama hasta olursanız ve yoğun bakıma ihtiyaç duyarsanız yatacak yeriniz yok! Covid-19 dışında da hasta olabilir yoğun bakıma ihtiyaç duyabilirsiniz. Yine yatacak yeriniz yok. Kendinizi düşünmüyorsanız, sevdiklerinizi düşünün.

          Bu şehirde bunca uyarılara ve yazılan cezalara rağmen kalabalıkları ve maske, mesafe konusundaki duyarsızlığı anlamak çok zor. Özellikle PTT önündeki mesafesiz, maskesiz kuyrukları neden önleyemiyoruz? PTT’den ne dağıtıldığını tam bilmiyorum ama çok fazla virüs dağıtıldığını görüyorum.

          Yasaklar var ama denetim yeterince sağlanamıyor gibi. Geçen hafta çok sevdiğimiz biri koronadan vefat etti. Eşimle, yasaklar var ve cenazeye katılmamız da uygun değil. Ama en azından müsaade ederlerse arabanın içinde durarak cenazeye katılmış olalım, görevimizi yerine getirmiş oluruz, dedik. Yeşilkent Mezarlığına gittik. Mezarlığın içine bile almazlar boşuna gidiyoruz, dedim. Mezarlığın girişinde kimse yoktu. İçeri arabayla girdik ki araba koyacak yer yok ve her taraf insan dolu. Çok şaşırdık. Herhangi bir kısıtlama yok! Hatta cenazelerin yıkama bölümünde insanlar arasında hiç mesafe yok. Müthiş bir kalabalık var.

         Cenazenin mezarının hazırlanma işinin bitmediği için üç saat sonra defnedileceğini öğrenince ayrıldık. Ama şaşkınlığımız uzun süre devam etti. O gün yerel gazetelerde Valiliğin cenazelere katılımın sınırlandığı yazıyordu! Biz bir sınırlama ve ortalıkta bir görevli göremedik.

         Aslına bakarsanız, kimsenin bir uyarıda bulunmasına bile gerek kalmadan kendi canımızı, sevdiklerimizin canını düşünerek kendi önlemlerimizi almalıyız.

        Belediye 3500 büyükler için, 1500 küçükler için mezar kazma ihalesi açmış. Lütfen alacağımız önlemlerle hem yoğun bakımları hem de bu açılacak mezarların boş kalmasını sağlayalım. Yoksa çok daha fazla mezar kazma ihalesi açılır ve o mezarları hepimiz doldururuz!
       Şu bilgi net ve açık: D vitamini rezervleri yeterli olanlar, COVID-19’da mücadelede daha şanslılar. Bu şansı dikkate alan bazı ülkeler (mesela İngiltere) koronavirüse karşı verilen mücadele kampanyasına “risk grubundaki kişilere ücretsiz D vitamini dağıtımı”nı da eklediler. Bilindiği gibi D vitamini en ucuz doğal desteklerden biri. Her gün düzenli alınan D vitamini desteği eğer virüsle mücadeleyi kolaylaştıracaksa -ki bunu doğrulayan çok sayıda bilimsel veri var- bizde de riski yüksek ama ekonomik imkânı sınırlı kişilere devletimiz ücretsiz D vitamini desteği dağıtımını mutlaka düşünmeli. Bana göre bir başka çözüm de D vitamini ile güçlendirilmiş gıdalar olabilir. Örneğin belirli bir süre yoğurtlara, peynirlere ve benzer yiyecek ve içeceklere (ayran) D vitamini eklenebilir.

        Eğer bir an önce etkili sonuçlar verebilecek bazı önlemleri korkusuzca ve hep birlikte hızla uygulamaya geçiremezsek bu vahim tablo daha da ağırlaşacak. Haydi neyi bekliyoruz? Hepimizin sırayla ölmesini mi?