Merhabalar değerli okuyucularım, bugün sizlerle Nisan Ayı Sezaryen Farkındalık Ayı’na özel sezaryen doğum sonrası rehabilitasyonun önemini paylaşacağım.

Sezaryen cerrahisinde sırayla kanama kontrolü yapılarak 7 kat kesi yapılır. Önce cilt, cilt altı ,fasya,kaslar,dış karın zarı,rahim üstündeki zar ve rahimin kas tabakası sırayla ve dikkatli bir şekilde kesilir. Rahimin kas tabakası kesilince bu açılan mesafe iki elin işaret parmağı ile yanlara doğru genişletilir ve bebeğin amniyotik kesesine ulaşılmış olur. Kese patlatılarak bebeğin başı dışarı doğru çıkartılır ve tüm vücudu boynundan tutularak dışarı alınır, ağız burun temizliği yapılır, kordonu kesilerek bebek çocuk doktoruna teslim edilir. Daha sonra plasenta çıkarılır, rahim içi temizlenir, gerekli ilaçlar uygulanır. Kesilen tüm tabakalar tek tek kanama kontrolünü takiben usulüne uygun özel iplerle dikilerek kapatılır. Tüm bu basamaklar aslında herhangi bir cerrahiye çok benzer değil mi? Neden diz cerrahileri sonrası rehabilitasyon şart oluyorken sezaryen sonrası olmuyor? Aslında yaralanma çok benzer fasya takabası, kaslar hep etkileniyor. Peki neden göz ardı ediyoruz sezaryen sonrası rehabilitasyonu? Çünkü birçok kişi bu alanda yapılabilecek çalışmalardan habersiz. Bir gün bel ağrısı şikayetiyle gittiği fizyoterapistinden öğreniyor, bel ağrısının sebebinin sezaryen skarı olabileceğini. Skar doku faysalar üzerinde olumsuz etki yaratır. Fasyalar vücudumuzu bir kılıf gibi sarar önceki yazılarımda detaylı anlatmıştım göz atmak isterseniz bakabilirsiniz. Fasyalarda bir yapışıklık meydana gelirse bu durum belinizde, sırtınızda, kuyruk sokumunuzda hatta boynunuzda bile ağrıya sebep olabilir. Sezaryen doğum sırasında aslında en çok etkilenen doku fasya dokusu oluyor. Fasyaların dokular arası kayganlığı azalıp yapışıklık olan bölgede ya da etkileşimde olduğu diğer bölgelerde kısıtlılığa, dolaşım problemine ve sonrasında da ağrıya sebep olabiliyor. Ayrıca iç organlarımız gerilime duyarlı olduğu için bu yapışıklık karın içi basıncın dengesiz dağılmasına neden olup bağırsak ve pelvik taban problemlerine neden olabiliyor. Yara iyileşmesinden tutunda kronik ağrı, kabızlık, idrar kaçırma ve ağrılı cinsel birlikteliğe kadar birçok problemin nedeni sezaryen sonrası oluşan fasyal yapışıklılar olabilir.

Özellikle doğum sonrası 40. günden sonra hekim onayıyla birlikte bir pelvik taban terapistine danışarak bu problemlerin oluşmasını önleyebilirsiniz. Tedavi içeriği yara iyileşmesine yardımcı takviyeler, karın masajları, skar masajı, duyu eğitimi, nefes egzersizleri ve osteopatik yaklaşımları içermelidir.

Sezaryen veya vajinal doğum sonrası doğum şekli fark etmeksizin kadınlar muhakkak pelvik taban rehabilitasyonu ile ilgilenen bir fizyoterapiste danışıp destek almalıdır. Bu desteğin annenin ağrılarını önleyerek, yaşam kalitesini arttıracağı göz ardı edilmemelidir. Yurtdışında yaygın olan pelvik taban rehabilitasyonun ülkemizde de yaygınlaşıp kadınların yaşam kalitesinin arttırılması ümidiyle.

Keyifli okumalar…