Turizm, Gaziantep için en stratejik sektörlerinden birisi. Son yıllarda da şehrimiz için yükselen değer. 

Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in çabaları ve gastronominin ön plana çıkması ile birlikte de turizm kent ekonomisinin adeta itici gücü haline gelmeye başladı. 

Gaziantep’e gelen yerli ve yabancı turistlerin ilk uğrak yerlerinden birisi de Kalealtı semtidir. Geçmişi milattan öncesine kadar giden Gaziantep Kalesi’nin çevresindeki bu tarihi semt, görkemli kalesi, hanları, hamamları, camileri, bedestenleri, müzeleri, demirci, bakırcı, kalaycı, semerci, yemenici gibi geçmişi yüz yıllara dayanan mesleklerin hala icra edilmeye devam edildiği dükkanları, köylerden gelen sebze-meyve ile süt, yoğurt ve peynirleri satan dükkanları ile adeta bir açık hava müzesi gibidir...

Kalealtı’ndaki bir saatlik bir yürüyüşte, gastronomi kenti Gaziantep’in eşsiz lezzetlerini tadarken, kale çevresindeki yüzyıllara adeta meydan okuyan tarihi yapıları yakından görerek geçmişe keyifli bir yolculuk yaparsınız. Yürüyerek o yokuşları tırmanmak, dar sokaklardan geçip, insan seline karışmak, sonra bir köşedeki çayhanede oturup, keyif çayı içerken, taş işçiliğinin en güzel örnekleri olan tarihi evleri seyretmek, hayatınızdaki en güzel anlar arasında yer alacaktır. 

Belli bir yaşın üzerindeki Gaziantepliler için, Kalealtı aynı zamanda evin kışlık zahiresinin, taze meyve ve sebzelerin, köy sütü, yoğurdu ve peynirinin alındığı bir mekandır. En taze ve en organik gıda maddeleri Kalealtı’ndan alınırdı. Köylü ile şehirli burada buluşurdu. Bu nedenle Kalealtı şehirde oturanlar kadar köylüler için de adeta bir merkez, bir pazar yeri konumundadır. 

Kalealtı tarihtir, kültürdür, medeniyettir. 

Kalealtı Gaziantep’i Gaziantep yapan en önemli yerlerin başında gelmektedir. Kalealtı’nın olmadığı bir Gaziantep’i düşünmek bile benim gibi hayatının önemli bölümü bu semtte geçmiş insanlar için büyük bir hüzündür, yıkımdır. 

Bütün bunlardan dolayı Kalealtı, Gaziantep için adeta altın kadar değerlidir. Gaziantep olarak elimizdeki bu önemli hazinenin kıymetini iyi bilmeliyiz. Önceliğimiz bu tarihi semtin otantik yapısını korumak olmalı. Otantik yapıyı bozacak yeni eserlere, binalara, yeni dizaynlara pek heves etmemek gerekir. Çünkü insanlar Kalealtı’na modern binalar, lüks mekanlar görmek için gelmiyor. Kalealtı’nın yüzyıllara dayanan tarihi atmosferini solumaya, yok olmaya başlayan meslek dallarını görmeye, Gaziantep’in tarihini ve kültürünü yansıtan el sanatlarını yakından tanımaya geliyorlar. 

Gerek yerli, gerekse de yabancı turistler, AVM’lerde bulamadıkları tarihi, kültürü, güzellikleri, zenginlikleri görmek için Kalealtı’na geliyorlar. Gelmeye de devam etmeliler. Gaziantepliler olarak Kalealtı’na sahip çıkmalı, onun otantik yapısını korumalı, daha da güzelleştirmeliyiz. Bu konuda en büyük görev de hiç şüphesiz yerel yönetimlere düşmektedir.