Osmanlı Devleti; Mondros Antlaşmasını imzaladıktan sonra, düşman devletler Anadolu’ya asker çıkararak, işgal eylemlerine giriştiler. Bu durumu kabullenmeyen Mustafa Kemal; İstanbul Hükümetinden kendisine görev çıkartarak 9. Ordu müfettişi unvanı ile Samsun’a çıkarak, Anayurdumuzu işgal eden devletlere karşı yapılacak olan “Kurtuluş Savaşı” sürecini başlattı.

19.Mayıs.1919 Tarihinde, Mustafa Kemal; Liderliğinde çıkılan çok zahmetli ve acılar ile dolu uzun yolculuk, 29.Ekim.1923 Tarihinde Cumhuriyetin ilan edilmesi ile mutlu sona ulaşılmıştır.

Ülkelerin kalkınıp, gelişmesi ve muasır medeniyet seviyesine çıkması; Bireylerinin yenilikçi ve yaratıcı fikirlere açık olması ile gerçekleşmektedir. Cumhuriyet kurulduktan sonra, ülke insanlarının eğitimde neden geri kalındığı sorgulandı. Yeniliği yakalayan devletlerin eğitim sistemleri ve insan yetiştirme yöntemleri araştırıldı. Avrupa da 15. Yüzyılda kullanılmaya başlayan matbaa, Osmanlı’ya neden geç gelmişti? Bireylerin yenilikçi, atılımcı ve sosyal bir fert olarak yetiştirilmesindeki sorun neydi? Bu sorunun cevabı, hiç kuşku yok ki “Dogmatizm ve Kaderciliktir”.

Dogmatizm: Herhangi bir iddiayı, önermeyi, düşünce ve inancı hiçbir tartışma konusu yapmadan, eleştirmeden, sadece içten gelen duygulara, kişisel eğilimlere dayanarak; benimseyip, kabul etme şeklidir. Bu eğilime göre, mantıksal ve olgusal kanıt istemeden; kişisel eğilim ile olaylar değerlendirilir.

Kadercilik: olayların doğrudan yaratılış ile ilişkilendirilmesidir.  

İşte bu iki faktör; Bireylerin yenilikçi ve yaratıcı bir anlayış ile yetiştirilmesini negatif olarak etkilemektedir. Yetiştirme tarzında, zekâ ve sosyal hareketliğin önüne geçmektedir.

Bu iki faktörün baskın bir şekilde Osmanlı Devleti’nde hâkim olması; Osmanlı’ya matbaanın girişini geciktirmiştir. Yeniliğe açık olmayan bir anlayış ve Yazıcılar Loncasında ki doksan bin yazıcının işsiz kalabileceği gibi sebeplerden, matbaanın Osmanlı’ya girmesi gecikilmeli olmuştur.   III. Ahmet’in sıcak bakması ve Şeyhülislam Mevlana Abdullah Efendinin olumlu fetva vermesi ile 16.Aralık.1727 Tarihinde, Osmanlı matbaayı aktif olarak kullanmaya başladı.

Bu bir dönüm noktasıydı. İlk başta basılan kitaplar din Kitaplarıydı. Arkasından bilimsel kitaplar basılarak, insanlara iletilmeye başlandı. Bu gecikme süreci Osmanlı ile Avrupa devletleri arasındaki eğitim makasının 3 asır açılmasına neden olmuştu. Bunun bir bölümünü de “Harf Devrimine” bağlayabilirsiniz. Fakat ayrı bir tartışma konusudur.

Osmanlıdan, sonra kurduğumuz Cumhuriyet yönetimi: Ülke nüfusunun %80’ni köylerde yaşıyordu ve okuma yazma oranı %5’di.Muasır medeniyete ulaşmak, yenilikçi ve yaratıcı bireyler yetiştirmenin yolu eğitimden geçer. Bu bilinç ile 1940 yılında Hasan Ali YÜCEL’İN öncülüğünde Köy Enstitüleri kurulmuştur. Bu okullardan yetişen öğretmenler; Köy okullarında görev alarak, ülkenin kalınma ve aydınlanma sürecine önemli katkılarda bulunmuştur. Ülkeye önemli katkılar sunan bu okullar, Siyasi kavgalar sonucunda 1954 yılında kapatılmıştır. Bu okulların ne kadar önemli bir işlev gördüğü aradan tam 48 yıl geçtikten sonra, Ardahan Valisi Selim Cabir oğlu tarafından yüksek sesle seslendirilmiştir.

Cumhuriyetin getirdiği değerlerin hepsinin ayrı değerleri ve güzelliği Var. Âmâ Köy Enstitülerinin kendine has ayrı bir özelliği vardı. Öğretmenlerinde, öğrencilerinde ve milletimizde bir ruh vardı. Kültür ve hizmet aşkı vardı. Bugün, bunlardan yoksunuz. Bu okullarımızı kapatarak: Kolumuzu kestik.

Ne yazık ki kesilen kolun yerine; yenisi gelmiyor. Yöneticiler ve yönetilenler; tarihten gereken dersleri çıkarmıyor. Oysa Türk tarihi çok acı deneyim ve öğretilerle doludur. İne bahtı da yakılan donanmaya karşılık verilen cevap, bu somut gerçeği yansıtmaktadır. Biz KIBRISI’ALARAK, KOLUNUZU KESTİK…

Tarihten günümüze gelelim. Daha refah, refahın paylaşıldığı ve sürdürülebilir yönetimler oluşturmak için; Ülkemizin tüm kaynakları doğru kullanılmalıdır. Genç nüfusumuzu, kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal’in hedef gösterdiği “Muasır Medeniyet” seviyesine ulaştırmak için; sorgulayan, gözlemleyen, fikir üreten, felsefi görüşe sahip, mantık üreten ve ülke değerlerini önemseyen bireyler olarak yetiştirmeliyiz.