Genelde sezonun ilk maçında şu şekilde başlıklar atarız; " Galibiyetle dönün. Puanla ayrılın. İyi başlayalım." ve ardından haber içeriğinde şöyle bir cümle kullanırız;  "Herkes galibiyete odaklandı. Tüm konsantrasyon 3 puan üzerine." 
Evet sezonun ilk maçına çıkan Gaziantep FK';da kafalarda (futbolcularda, teknik ekipte) başka şeyler vardı. Herkes Galatasaray maçına çıkmıştı ancak o kadar sorun problem atlatıldiki, krizler geride kaldıki bu maçı düşünmeye duygusal anlamda çabuk etkilenen bazı oyuncular konsantre olamamıştı. Özellikle büyük maçlarda 40, 50 bin TL gibi galibiyet primleri açıklanan Gaziantep FK';da bu kez maç öncesi önce 15 bin sonrasında ise 20 bin TL';ye yükseltilen bir prim verileceği söylendi takıma. Aslında herkes bekliyordu bu rakamı. Çünkü geçtiğimiz sezondan alacakları 3 primden dolayı kampta ödeme yapılırken kesintiye gidilen futbolcular buna itiraz etmiş ve hakedişlerinin ödenmesini kulüp başkanından talep etmişlerdi. Sebebi ise yıl ortasında forma satışı gecesinde tüm takımın 1 milyon tl';lik forma almasıydı. Nitekim kulüp, futbolcuların itirazını geçerli bulup primleri ödeyeceğini söylerken yeni sezonda artık eskisi gibi primler verilmeyeceğinide takımdaki herkesin kulağına fısıldamıştı. Yani Başkan Mehhmet Büyükekşi prim konusunda futbolculara rest çekmişti. Futbolun içinden gelen herkes oyuncuya bu anlamda rest çekemiyeceğini bilir. Ancak Başkan Büyükekşi belki geçmişinde futbol ile ilgisi olmuştur ancak o kadar bu mantıktan uzakki böyle bir risk almayı seçenek haline getirdi. 
Eski köye yeni adet getirirsen bu konuda anlaşmazlıklar, uyumsuzluklar ve sonucunu tahmin edemeyeceğin olumsuzluklarla karşılaşabilirsin. Sezona Galatasaray maçı ile başladık ama bu maçın önüne geçen daha bir çok şeylede başladık. 
 
O AÇIKLAMAYA NE GEREK VARDI?
 
Biz spor muhabirleri genellikle maç öncesi takım üzerinde olumsuz etki edebilecek haberlerden kaçınırız. Eleştiri mutlaka yaparız ancak takımın kimyasını bozacak, psikolojiyi etkileyecek haberleri yapmamaya özen gösteririz. Ancak Başkan Mehmet Büyük ekşi futboldan uzak olduğunu ve kendi çıkarının ön planda olduğunu gösteren öyle bir açıklama yaptıki maç öncesi akıllara zarar ziyan. Galatasaray ile oynayacak ve bu maçtan önce ulusal bir spor kanalına canlı olarak bağlanıp devre arasında bırakacağını söylemesi gerçekten akıl mantık işi değil. Uzun yıllar farklı Sivil Toplum Kuruluşlarında başkanlık, yöneticilik görevinde bulunan ve Türkiye';nin önemli iş adamlarından biri pozisyonunda olan Mehmet Büyükekşi';nin bu bırakma işini açıklamasında zamanlama hatası yaparak takımda olası kafa karışıklığına sebep olması ise gerçekten hayret verici.  
Takımdaki futbolcular bir iki maddede şöyle düşünür;"
1/ Başkan bırakıyor. Bizim paralarımız ne olacak. 
2/Maaşlarımızı kim ödeyecek.? 
3/ Başka takım arayışı içine mi girsem?
4/ Ya kulüp kapanırsa?
5/ Zaten hazırlık döneminde son bir hafta hariç hiç bir yönetici gelip gitmedi. Burada başkanda bırakıyorsa büyük sorun var demektir.
Bu maddeleri çoğaltırızda çoğaltırız. 
Nitekim bazı futbolcularla konuştuğumda bu durumun farklı olduğunu söyleyemem. Çünkü herkes yukarıda saydığım 5 madde ile aynı fikirde ve bana söyledikleride bunlar. 
 
ACİL KONGRE ÇAĞRISI
 
Başkan Mehmet Büyükekşi bir kere kafasına koydu bırakmayı. Pandemi sürecinin ilk başlarında yine yaptığı açıklama ile bırakacağını ifade etmiş ve şehrin ileri gelenleri ile yapılan toplantı sonrası ideal birinin bulunması durumunda bayrağı devretmesi söylenmişti. Ancak o günde buyana değişen birşey olmadı. Kendisininde ifadelerinde olduğu gibi görüşmelerin sürdüğü ve bırakma sürecine girdiklerini açık ve net bir şekilde söyledi. Evet Başkan Büyükekşi devre arasında bırakacağını söyledi. 
Bende şehrin ileri gelenlerine sesleniyorum. 5 ay beklemeye gerek yok. Zaten kafaya konulmuş ve değişmeyecek bir şey. Şimdiden gerekli çalışmaları yapıp bu takımı kulübün ligdeki istikrarı adına en az 3 yıl çalıştıracak ve idare edecek birine emanet etmek gerek. Başkan Büyükekşi gibi ilk günden bırakacağım diyen değilde sahiplenerek, heyecanlanarak, gerektiğinde, gerekli yayın organlarına çıkıp bırakacağım diyen değilde, takımın çıkarlarını koruyan birini getirmekte fayda var. Aksi takdirde yine aynı saz ile aynı türküleri dinlemeye devam ederiz. Ve bu takıma yazık ederiz. 
 
STOPER VE SUMUDİCA';NIN SİSTEMİ
 
Marius Sumudica yeni sezon için acil stoper ve forvet takviyesi yapılmasını söylemişti. Kamp döneminde Başkan Mehmet Büyükekşi Afyon';a giderek Marius Sumudica ile yaptığı toplantıda Rumen hocayı stoper isteğinden vazgeçirip Kubilay ve Ulaş';tan faydalanmasının daha doğru olacağını iletmişti. Ve Sumudica başkanın bu isteğine olumlu yanıt verip Kana Biyik, Alin Tosca ve Papy üçlüsünden birinde sıkıntı olduğunda Kubilay ve Ulaş ikilisinden birini oynatacağının sözünüde vermişti. Ve Galatasaray maçında bu senaryo gerçekleşti Romanya';dan sakat dönen Tosca';nın yerine Kubilay dahil oldu. 
Şunu belirtmekte fayda var. 5 - 3 - 2 sisteminde geri 5';linin 3';lü stoperinden biri aksarsa bu sistemi oynatmanız mümkün değildir. Bu sistemi oynatan Gasperini';nin Atalanta';sını izlerseniz veya başka bu sistemi uygulayan takımlara bakarsanız sizinde açık bir şekilde görmeniz mümkün. Geçtiğimiz sezon mükemmel bir 3';lü olan Tosca, Papy ve Kana Biyik';tan Tosca';yı çıkardığımızda Galatasaray maçında görmüş olacağızki hocanında bu sistemi oynatması mümkün olmadı. 
Alternatif taktikler denedi felan filan bunlar zaten işe yaramadı. Burada Kubilay ile sorunumuz yok onu belirtelim. Genç oyuncu ve çıktı elinden geleni yaptı. 
Ancak sezonu sıkıntıya sokmak istemiyorsak Sumudica';nın da isteği doğrultusunda deneyimli bir stoper almak şart oğlu şarttır. 
Gol yollarında da sıkıntı yaşayacağımız aşikar. Bir sezon Felipe ile bitmez. Kayode';yi alamadık. Onun tarzında oyuncu da bulamadık. Yol yakınken iş işten geçmemişken paraya kıyıp bu oyuncuyu transfer etmeliyiz diyorum.