Geçmişimizden, günümüze bir kesit olarak, azda olsa, tarih araştırmacılarının yazılarından da, yararlanarak bir bilgi  kırıntısı bırakmak istedim. Türklerin 751 yılı Talas Savaşı  öncesi, Şamanizmi yaşadıklarından, gök tanrılarına taptıklarından  söz etmeyeceğim. Geçmişimizi bilsem ne olur? Bilmesem ne olur? Diyenlerimiz olsa da,  ben yazmaya çalıştım. İnsanoğlu olarak ben hepimizin Ademden geldiğine inanıyorum. Nihayet  hepimiz bir insanız. İnsan olduğumuzu bildiğimiz sürece. Ben ceddimizi Adem olarak  bilirim. İnsanları hiç bir zaman soyuna göre de, değerlendirmem. İnsanlık adına yaptıklarına göre değer veririm. Bir insan hangi dine inanıyorsa, o dindendir. Hiç bir kimse şu dindendir veya bu dindendir diye yaratılmadı. Kök ağacı ile bir ilgisi de yoktur. Ben böyle düşünürüm. Ben Osmanlı torunuyum. Ama Cumhuriyet  çocuğuyum. Dinim İslam, dilim Türk. Soyum ne olursa olsun, kendimi böyle biliyorum. Ben Barak Türkmenlerindenim ve bir şehit torunuyum. Ama şimdi atalarımız birer mezar taşıdır. Ben övüneceksem, kendi yaptıklarımla övünmeliyim. Ülkemiz  insanları 1923 tarihine kadar İslam şemsiyesi altında ve Arap kültürünün etkisi altında kalarak, akıl almaz, ve uydurulmuş masallarla  ile uyutulmuştur. Hala aynı düzende yaşayanlar da var. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk bizi Arap kültüründen, Arap kıyafetinden arıtarak, gellabiye giymekten, başımıza bürüm geçirmekten kurtardı. Eğer  günümüze kadar yaşasaydı, Peygamber Efendimizin takım elbise giyeceğine inanıyorum. Atatürk bize kimlik kazandırdı. Bu gün köylerimizde bir çobanın çocuğu general, doktor, hakim, emniyet müdürü  oluyor. Mümkün müydü?  Osmanlı zamanında böyle bir şeyin olması. Çünkü bütün devlet adamları sarayda yetişiyordu. Keşke, Kur’anı Kerimi Türkçeye çevirip, ders kitaplarımızda okutsaydı. Her şey aydınlığa kavuşurdu. Arapça okunan Kur’an kerimin manasını anlardık. Çünkü, Arap harfleriyle yazılmış bir yazıda, küfürde olsa, onun içindeki yazıyı anlamadığı için, o yazıyı öpüp başına koyan akıl fukaralarımız var. İnsan her şeyi aklı ile müzakere ettikten sonra, ne yapacağına karar vermelidir. Asıl söylemek istediğim önemli konu şudur. Bir insan hangi soydan, hangi dinden olursa olsun. Ben Türküm, ben İslam’ım diyorsa, Ay yıldızlı bayrağımızın altında toplanıyorsa yeter diyorum. Başka bir söze gerek yoktur.   Şimdi bakınız. Osmanlı padişahlarının anneleri kimlerdir? Hangi millettendir? Bilgi mahiyetinde, sizler ile paylaşıyorum. Bilmekte yarar gördüğüm için. 
       1’inci Padişah Osman Gazi’nin karısı Moğol soylu Bâlâ Hatun.
2’nci Padişah Orhan Gazi’nin annesi Moğol Bâlâ Hatun.
3’üncü Padişah Birinci Murat’ın annesi Rum Horofira (Nilüfer Hatun).
4’üncü Padişah Yıldırım Bayezid’in annesi Bulgar Maria (Gülçiçek Hatun).
5’inci Padişah Mehmet Çelebi’nin annesi Bulgar Prensesi Olga.
6’ncı Padişah İkinci Murat’ın annesi Veronika (bir iddiaya göre Dulkadir Beyi’nin kızı Emine).
7’nci Padişah Fatih Sultan Mehmet’in annesi, Çandaroğlu Tacettin Bey’in kızı Hüma Hatun. Bazı yabancı tarihçilerin iddiasına göre de Sırp Kralı Brankoviç’in kızı Prenses Despina (Mara Hatun).
8’inci Padişah İkinci Bayezid’ın annesi Rum Kornelya (Zağanos Paşa’nın kızı).
9’uncu Padişah Yavuz Sultan Selim’in annesi Beti adlı cariye (Bülbül Hatun).
10’uncu Padişah Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Polonya Yahudisi Helga (Hafsa Sultan).
11’inci Padişah İkinci Selim’in annesi Rus kızı Roksalan (Hürrem Sultan).
12’nci Padişah Üçüncü Murat’ın annesi Yahudi Raşel (Nurbanu Sultan).
13’üncü Padişah Üçüncü Mehmet’in annesi Venedikli Bafo (Safiye Sultan).
14’üncü Padişah Birinci Ahmet’in annesi Yunanlı Helen (Handan Sultan).
15’inci Padişah Birinci Mustafa’nın annesi İspanyol Violetta (Mahpeyker Sultan).
16’ncı Padişah Genç Osman’ın annesi Rum kızı Evdoksiya (Mahfiruz Sultan).
17’nci Padişah Dördüncü Murat’ın annesi Rum Anastasya (Kösem Sultan).
18’inci Padişah Deli İbrahim’in annesi Rum Anastasya (Kösem Sultan).
19’uncu Padişah Avcı Mehmet’in annesi Rus kızı Nadya (Turhan Sultan).
20’nci Padişah İkinci Süleyman’ın annesi Sırp kızı Katrin (Dilaşup Sultan).
21’inci Padişah İkinci Ahmet’in annesi Yahudi kızı Eva (Hatice Muazzez Sultan).
22’nci Padişah İkinci Mustafa’nın annesi Rum kızı Evemia (Emetullah Gülnuş Sultan).
23’üncü Padişah Üçüncü Ahmet’in annesi Rum Evemia (Gülnuş Sultan).
24’üncü Padişah Birinci Mahmut’un annesi Rum kızı Aleksandra (Saliha Sultan).
25’inci Padişah Üçüncü Osman’ın annesi Sırp kızı Mari (Şehsuvar Sultan).
26’ncı Padişah Üçüncü Mustafa’nın annesi Fransız kızı Janet (Mihrişah Sultan).
27’nci Padişah Birinci Abdülhamid’in annesi Fransız cariye İda (Rabia Sultan).
28’inci Padişah Üçüncü Selim’in annesi Cenevizli Agnes (II. Mihrişah Sultan).
29’uncu Padişah Dördüncü Mustafa’nın annesi Bulgar Sonya (Ayşe Sultan).
30’uncu Padişah İkinci Mahmud’un annesi Fransız Nache de la Bazari (Nakşidil Sultan).
31’inci Padişah Abdülmecid’in annesi Rus Yahudisi Suzi (Bezmialem Sultan).
32’nci Padişah Abdülaziz’in annesi Megrelli Gürcü Besime (Pertevniyal Sultan).
33’üncü Padişah Beşinci Murad’ın annesi Fransız Vilma (Sevkefza Sultan).
34’üncü Padişah İkinci Abdülhamid’in annesi Rusyalı Ermeni Virjin (Trimüjgan Sultan).
35’inci Padişah Mehmet Reşat’ın annesi Rum kızı Karolin (Gülcemal Hatun).
36’ncı ve son Padişah Vahdettin’in annesi İngiliz Henriet (Gülûstu Hatun).
Tarihi kaynakları inceleyerek çıkardığım yukarıdaki ilginç tablo, Türk ulusunu yüzyıllarca yabancı kökenli kadınların doğurduğu padişahların yönettiğini gösteriyor. 36’ncı padişaha gelindiğinde, bilgisayarla yapılan hesaplar, Son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in damarlarındaki Türk kanının yüzde 0,6 olduğunu ortaya koydu.
Padişahlar neden Türk kızlarını değil de yabancı kızlarını tercih ediyordu, bu incelenmesi gereken bir konudur...