Bu “Son Söz” yazımı devlet yetkililerinin baştan sona okumalarını istiyorum. Belki ülkeme faydalı
olurum diye çaba harcıyorum. Ben bir şairim. Şairlerde akıl olmaz. Herkes cebini doldurmaya
çalışırken, şairler vatan, millet sevdasına düşer ve olumsuzluklar karşısında yanar tutuşurlar. İşte ben
de onlardan birisiyim. Bu ülkemizde, bu nasıl bir savurganlık? Bir türlü anlayamadım. Bir
arkadaşımızın facebook sayfasına attığı aşağıdaki tabloya bakınca, çok düşündüm ve üzüldüm. Biz bu
kadar güçlü müyüz? Hayır güçlü değiliz, ancak lükse düşkünüz diye düşünüyorum. Lütfen bakınız şu
aşağıdaki tabloya. Devlet Başkanımız, bakanlarımız ve siyasi partilerimizin genel başkanları da bir göz
atsınlar. Bizim ile Avrupa devletlerinin durumlarını bir mukayese etsinler.…
[11:53, 01.04.2020] Çetin Abi İş: SON SÖZ
Bu “Son Söz” yazımı devlet yetkililerinin baştan sona okumalarını istiyorum. Belki ülkeme faydalı olurum diye çaba harcıyorum. Ben bir şairim. Şairlerde akıl olmaz. Herkes cebini doldurmaya çalışırken, şairler vatan, millet sevdasına düşer ve olumsuzluklar karşısında yanar tutuşurlar. İşte ben de onlardan birisiyim. Bu ülkemizde, bu nasıl bir savurganlık? Bir türlü anlayamadım. Bir arkadaşımızın facebook sayfasına attığı aşağıdaki tabloya bakınca, çok düşündüm ve üzüldüm. Biz bu kadar güçlü müyüz? Hayır güçlü değiliz, ancak lükse düşkünüz diye düşünüyorum. Lütfen bakınız şu aşağıdaki tabloya. Devlet Başkanımız, bakanlarımız ve siyasi partilerimizin genel başkanları da bir göz
atsınlar. Bizim ile Avrupa devletlerinin durumlarını bir mukayese etsinler. Düşünsünler, savurganlığı önlemek için tedbir alsınlar diyorum. Ama tedbir almazlar. Mebus sayısı 451 idi, 551 yaptılar. Bununla da yetinmeyip 651 yaptılar. İçlerinden birileri mebus sayısı 1000 olsun diye meclise teklif getirecek olsa, hemen hemen hepsi parmak kaldırırlar. Çünkü gelecekte seçilme şansları artacaktır. Menfaatçılık, devlet kesesinden lüks yaşama zevki kanımıza sinmiş. İş adamlarımız, sanatçılarımız devlete yardımcı olurlarda, acaba vekillerimizin içinde bir maaşını devlet bütçesine bağışta bulunan olur mu? Bilemiyorum. Eğer var ise, buradan sesimi duysunlar diyorum. Nerede bulacaksınız? Eski Maliye Bakanımız rahmetli Adnan Kahveci gibilerini. Bakınız Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 7 maaşını, Devlet Bahçeli 5 maaşını nasıl bağışladılar. Hadi vekillerimizi de görelim. Galiba sözü biraz fazla uzattım, şimdi asıl konuya gelelim. Dünya devletleri arasında, makam Araçları sayıları şöyle sıralanıyor. Fransa 9 Bin. Japonya 10 Bin. Almanya 11 Bin. Türkiye 125 Bin. Biz bu kadar büyük müyüz? Bu kadar güçlü bir devlet miyiz? Bu makam araçlarının arttırılmasına Turgut ÖZAL öncülük etmişti. Kendisini rahmet ile anmak, içimden gelmiyor. Devlet bütçesine bıraktığı kamburları asırlar bile temizleyemez. Ben sağlık kuruluşlarında memur iken, Gaziantep Sağlık Müdürlüğünde bir eski jip
vardı. Bu jip Sağlık Müdürünün sağlık hizmetlerinde kullandığı bir araçtı. Bazen saha teknisyenleri köylere nüfus planlama için gittiklerinde kullanılırdı. Bazı zaman da köylere veya okullara aşı için gittiklerinde sağlık memurları kullanırdı. Turgut Özal Başbakan olunca Gaziantep Sağlık Müdürlüğüne 6 tane şube müdürlüğü açtı. Bu şube müdürlerinin her birisine bir makam şoförü ve bir de sıfır araç tahsis etti. Ayrıca bu devlet büyüktür, her şeye gücü yeter dedi. Kaynak nereden geliyor? Kenan Evren Paşa meclisi fesh ettiğinde Senetörlerin maaşları 451 milletvekillerinin maaşları 4 yıl bütçede birikti. Ayrıca iş adamlarımız devlet bütçesine yardım yapmışlardı. Aklıma çok iyi geliyor. Benim maaşım 3240 TL iken SANKO HOLDİNG Devlet Bütçesine bir milyar yardım etmişti. Hacı Sani KONUKOĞLU ışıklar içinde uyusun diyorum. Devlet Bütçesine Kenan Evren Paşa’nın biriktirdiği bu paralar ile Turgut ÖZAL
pehlivanlık yaparak göz boyadı ve bu savurganlığı yaptı. Ayrıca arkasında bıraktığı pislikleri burada tek tek saymak çok zor. Bu pislikleri yukarıda da dediğim gibi, asırlar temizleyemez. Bu sayacaklarımın hepsi devlet bütçesine kaldırılması çok çok zor olan birer kamburdur. Bunlar ile kalmayıp her seçtiklerimiz Devlet Bütçesine birer kambur getirmeye devam etmektedirler. Sonumuz Hayır ola diyorum ama biz bu akılda oldukça sonumuz iyiye gitmez. İnşallah Devlet Yöneticilerimiz akıllarını başlarına devşirir diye düşünüyorum. Ben Devlet yöneticilerimiz akıllarını başlarına devşirmezler diye kaygılanıyorum ve işimiz çok zor diyorum. Bir zamanlar Almanlar trene bir süre camsız binmişler. Taaki Alman hükümeti güçleninceye kadar. Ben her zaman Ya Rabbim Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı, bir yanlışa düşürme diye Yüce Yaratana dua ediyorum. İnşallah dualarım kabul görür, diyorum ama her halde dualarım kabul görmüyor. Dualarım kabul görseydi, 40 Milyon doları
Suriyelilere değil, kendi ülkesine harcardı. Yine de Allahtan ümidimi kesmiyorum. Devlet başkanımızı bir yanlışa düşürmesin diyorum. Saygıdeğer okurlarım, ülkemiz insanları Korona virüsünün korkusunu yaşarken Ahmet Ayaz niçin savurganlıktan söz ediyor diyenler varsa, onlar yanlışa düşerler. Devlet bütçesini zayıflatıp da, devlet kesesinden lüks yaşamaya alışkanlık da virüs kadar önemlidir, virüs kadar ülkeye zarar verir. Savurganlıktan uzak durup da, devlet bütçesini güçlendiren devletler, her türlü felaket karşısında, her zaman güçlü olurlar, bütün olumsuzlukları da yenerler. Bugün burada bunun da bilinmesini istiyorum. Son söz, devletin bütçesini kendi bütçemiz gibi, kendi cebimiz gibi korumalıyız. Devletimizin güçlenmez için, insanlarımızın huzuru için, milletçe elimizden ne geliyorsa yapmalıyız diyorum.