Öncelikle basındaki ve diğer haber iletişim araçlarında gördüğüm bu konuya değinmek istedim.

Korona virüsü salgınının ardından başlatılan karantina ve evde kalma önlemleri, kadına yönelik şiddeti arttırdı. Geçen yılın aynı dönemine göre şiddet yüzde 38 artarken, bu yıl karantina döneminde 21 kadın öldürüldü.

Saldırganlık bizim temel dürtülerimizden biri. Özellikle erkekler bu dürtüyü kontrol etmekte çok zorlanırlar. Burada öğrenilmiş toplumsal cinsiyet rolleri çok etkili. Kişinin yetiştirilme tarzı, yaşadığı travmalar önemli. Özellikle son 20 günde Türkiye';de geçen yıla göre yüzde 38 artış olduğu söyleniyor, araştırmalar bunu gösteriyor. 11 Mart ve 31 Mart arasında 21 kadın öldürüldü. Hepsi de ev içinde oldu.

Koronavirüs günlerinde en kritik konulardan biri de sığınma evlerinin sayısının yeterli olup olmadığı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na göre Türkiye genelinde 145 kadın sığınma evi var. Ve bu sayı çok yetersiz.  Birçok  ülkede görülen örnekler gibi Türkiye';de de otellerin, kadınların hayatta kalması için bu yönde destek vermesi gerekmektedir. Pandemi döneminde şiddete uğrayan kadınlara bu konuda destek olabilmelilerdir.

Birçok yabancı ülkede yapılan değişik bir uygulamadan bahsedecek olursak, şiddete uğrayan kadınların eczaneye gidip şifreli kelimeyi kullanarak şiddete maruz kaldıklarını anlatma imkanı verilmiş.

Örneğin: Fransa';da 17 Mart';ta başlayan sokağa çıkma yasağının ardından ev içi şiddet vakalarının yüzde 30 arttığı tespit edilirken, Fransız hükümeti kadınları korumak için özel tedbirler aldı. Ülkede şiddet mağdurları evlerine en yakın eczaneye giderek durumu güvenlik güçlerine bildirebiliyor. Eğer şiddet uygulayan kişi mağdur ile birlikte ise mağdur, "maske-19" gibi bazı parolalar kullanıyor. İspanya';da da buna benzer uygulamalar bulunuyor.

 Bu yüzden acil önlem paketlerinin geliştirilmesi lazım. Çağrı hatlarının çoğalması gereklidir. Karantina ve salgın süreci ön planda tutulup, sığınma evleri azaltılıyor. Sığınma evlerinin artması gerekiyor. Bu süreçte hukuki ve psikolojik hizmetler dijital ortama taşınmalı. Acil bir durumda 155 aranmalı. Akıllı telefon kullanan kadınlar KADES (Kadın Destek Uygulaması) indirmeli ve yakınlarındaki barolara ulaşmalılar.

Diğer bir önemli konu ise; infaz yasasında onaylanması sonucu biz suçluluğu kesinleşmiş olan açık cezaevindeki herkesi evine yolluyoruz diyoruz. Beş sene hapis cezası almış ama ağır hastalık engel sebebiyle konutta infaz hakkından yararlanacak olan erkek eve dönecek. Bu süreçte kadınlara ve çocuklara şiddet uygulamış birinin koronavirüsten korunması amacıyla birçok kadının hayatı tehlikeye girmiş olacaktır. Umarım bir kadının hayatını bile olsa bu konularda destek olarak kurtaralım.