Günümüzde “yakınmalarını, şikâyetlerini anlatacak başka birini bul”  anlamında kullanılan o meşhur “derdini Marko Paşaya anlat” deyimini orta yaş ve üstü herhalde bilmeyen yoktur. 

 Sultan Abdülaziz Han’ın hekimbaşısı olan ve Meclis-i Ayan üyeliğinde de bulunan Marko Paşa namı diğer Marko Apostolidis (Apustol Marko), pek bilinmez. 

Herkesi, her şeyi dinleyip hiçbir şey yapmamanın sembolü haline gelen Marko Paşa 1871 de Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhane’nin Nazırlığına (dekan) atandığında Ferik (Korgeneral) rütbesindeydi.

Konuyla pek ilgisi olmasa da aynı zamanda 1946 da Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz’ın çıkarmış olduğu siyasi, mizah dergisinin adıdır Marko paşa. Bu dergi, “Toplatıldığı zamanlarda çıkar “ve “Yazarların hapiste olmadığı zamanlarda çıkar” sözleriyle oldukça ün kazanmıştır.

Araştırmacılar “Derdini Marko Paşa’ya Anlat” deyiminin çıkış nedeninin, “Marko Paşa’nın hastaları uzun uzun sabırla dinleyip onlara manevi huzur ve rahatlık verdiği” söylentisi olmadığını ifade ediyorlar.  

Asıl nedenin Marko Paşa Osmanlıcayı pek bilmediği için gelen hastalarını dinledikten sonra “Anlaşıldı. Fakat ne demek istiyorsun?” dediği ve çözüm üretemediği ya da Jön-Türkleri şikâyete gelen Rumları yine “Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?” diyerek bıktırıp geri çevirdiği bu nedenle siz ne anlatırsanız anlatın paşa aynı cevabı verdiği için bu deyimin dillere pelesenk olduğu dile getiriliyor.

Aslında “Derdini Marko Paşa’ya Anlat” deyiminin popülerliğinin asıl nedeni, her dönem siyasette ve kamuda Marko Paşaların olagelmesidir. Herkesin ulaştığı her kesi dinleyen ve hiçbir derde derman olmayan, suya sabuna dokunmayan, inisiyatif almayan, adeta kılını kıpırdatmayan tiplerin sürekli olagelmesidir. 

Bildiğiniz kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin,  siyasi hareketlerin, akademik kurumların, hatta kamuya mal olmuş büyük iktisadi kuruluşlarının hepsinin birer Marko paşası vardır. Diğer yöneticiler yapmak istemedikleri işleri, baştan savmak istedikleri kişileri, angarya olarak gördükleri işleri onlara paslarlar.

Sizi yardımcıma, başkana, özel kaleme, danışmanıma yönlendireyim… 

Eski deyimi ile sizi Marko paşaya yönlendireyim.

Anlaşılan tarihin tekerrürüne şahit olunmaya devam ediliyor.

Derdimizi Marko Paşaya anlatmak bir hayli zordur. Aslında daha da zor olan onun bizi anlamasıdır.

 

BİR MISRA

Selam verdüm, rüşvet degüldür deyü almadılar, 

Hüküm gösterdüm, faidesüzdür deyü mültefit olmadılar. 

Egerçi görünürde itaat eder gibi davrandılar, amma 

Hâl diliyle bütün suâlüme cevap verdiler.

FUZULİ