Eskiden ulaşım araçlarının az olduğu zamanlarda kırsal kesimlerde ki yerleşim yerlerine bir araç geldiğinde köyün çocukları, yaramaz gençleri ve meczupları tarafından etrafı sarılır ilgiyle, hayranlıkla izlenirdi.

            Analiz yeteneği olmayan birileri köyü çocuklardan, yaramaz gençlerden ve meczuplardan sanabilir. Olayın iç yüzü kamil insanların bu tarz bir davranış tarzı sergilemeyecek ongunlukta, sokak ortasında değil daha nezih bir mekanda olduklarıdır.

            Bu günlerde yeni kurulan siyasi hareketlerde de benzer bir durum görülmektedir. Bu yeni oluşumlara “köye gelen yeni araba gibi” eski siyasi hareketlerde aradığını bulamayan, yer alamayan, dışlanan, itibar görmeyen, toplumda da hiçbir karşılığı olmayan “eski tüfek” gedikli siyasetçiler büyük ilgi göstermektedir. (Eski de olsa yeni de olsa bir kısmını tenzih ederim.)

            Kamuoyuna yansıyanlar doğru ise, Milletvekilliğinden belediye başkanlığına, olmadı belediye meclis üyeliğinden il ilçe başkan adaylığına, oda olmadı yönetim kurulu üyeliklerine, her mevkinin her makamın kıdemlı aday adayları bu yeni siyasi oluşumların kapısını aşındırmaktadırlar.

            Dışarıya da bu yeni hareketten kendisine teklif geldiğini, yapılanmayı kendilerinin yaptığını adeta genel başkan havası estirerek güç devşirmeye çalışıyorlar. Kısacası “bitpazarına nur yağdığını” iddia ediyorlar.

            Eskiden içinde almaya çalıştıkları ve “safı nailinde” dahi yer bulamadıkları partilerine de nispet havası estirmektedirler.

            Bu yeni siyasi hareketlerin işi pek de kolay değil adamların isimlerinin ününde hiçte küçümsenmeyecek kulağa hoş gelen “başkanı", “genel sekreter”, “danışman” gibi okkalı unvanları da var. Üstüne üstlük kelli felli göbekli kalıpları da yerinde birde yalanın, palavranın bini bir para.

            Garibim bu yeni siyasi hareketlerin temsilcileri bu unvanların “isim ve resimden” ibaret olduğunu nerden bilecekler. Adamları yalan makinesine bağlayacak halleri de yok.

            Geriye bir tek yol var. Arabanın etrafını saran haylaz çocuk ve meczupları geçip köy odasını sormak. Mihenk oradadır.

BİR MISRA

Altun ile mîzânda bir gelse dahi zeng

Sıkletde bir olmak ile kıymetde bir olmaz.

                                                                        Kemal Paşazade

Sarı bakır, terazide altınla aynı ağırlıkta olmakla kıymette de ona eşit olmaz.

Ağırlıkta aynı olmak, kıymette denk olmak değildir.

Dikkat et de, kendisi bakır değerinde olan bir insan veya iş, sana değerli bir iş veya insanla aynı değerde görünmesin.