Cumhuriyet siyasal kültürünün karakteristik özelliği, Osmanlı siyasal kültürünün uzantısı olarak, saha eksenli değerler yerine, statü eksenli değerlerin gelişmiş olmasıdır. Bu durum merkezi- yetçi bürokratik eksenli bir siyasal yapı sonucunu doğurmuştur.

Yeni Türkiye cumhuriyetinde özellikle tek parti döneminde Osmanlıda da oldu- ğu gibi devlet ve siyaset yapma sınırlı bir zümrenin tekelinde bulunmaktaydı. Demokrat Parti devleti önceleyen bir yönetim anlayışından, toplumu öncele- yen bir siyasal sisteme geçiş denemesi idi.
Türkiye’de, demokratik rejimin şekil- lenmesi ve yönelimin farklılaşmasında, siyasetin merkezi, seçkinci bir zümrenin

tekelinden çıkarak, çevre olarak tanımla- nan, alt ve orta gelir düzeyinde, köylü, işçi esnaf, çoğunlukla da mütedeyyin Ana- dolu insanın de katılımına açılmasında Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan partisi ve Ak Parti büyük rol oynamıştır.

İttihat ve terakkiden günümüze bütün siyası hareketlerin aynı eksen üzerinde kalamadıkları, başlangıçta orta sınıf ay- dın, emeği ile geçinen Anadolu insanının eğitimli kendini yetiştirmiş, dünyayı eko- nomiyi bilen kesiminden gelen insanların zamanla eleştirdikleri, yerine geçtikleri seçkinci yapıya benzedikleri yeni bir statü oluşturdukları görülmüştür.

Siyasal iktidarı elde etmek için kul- lanılan argümanların da zamanla ters yüz olduğu, iktidarın, gücün ve servetin,

sadece fötr şapkalı, papyonlu, fraklının elinden başlangıçta kimi sakallı, fındık bıyıklı, hakim yaka gömlek giyen, kimi klasik memur görünümlü tiplerin eline geçmesinden başka bir şeyin değişme- diğini söylemek çok da zor değil.

Değişmeyen bir şey daha var.

Merkezileşen, seçkinci bir yapıya bürünen, yaşam tarzları ile içinden çıktık- ları büyük halk kitlelerine yabancılaşan siyasi hareketlerin kaybettiği.

İsmet İnönü, Adnan Menderes, Sü- leyman Demirel, Turgut Özal’ın başında oldukları hareketler bunun en bariz örnekleridir.

Günümüzde Ak Partinin de merkezi- yetçi bürokratik ve seçkinci bir yapıya evirilme, sınırlı bir zümrenin hakimiyetine

girme, saha kökenli değerlerden uzak- laşıp, statü kökenli değerlere meyil etme eğilimlerinin belirginleştiğine ilişkin tes- pitler, siyasi eleştirinin ötesinde gerçeklik payı olduğu yadsınamaz.

Zamanın ne göstereceğini, Allah ömür verirse görürüz inşallah.

BİR MISRA

Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde

Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz... NABİ

Mevki, makam sahibi olunca zafer sarhoşu olma; böylesine zafer sarhoşu olup sabah olunca da baş ağrısı çeken binlercesini görmüşüz.