Bazı kimseler ben hep aynıyım der. Söz ağızdan bir kere çıkar diye de ekler. Aynı olmayı, her zaman aynı şekilde düşünmeyi bir hüner olarak görür. Aynı kalmayı, düşüncelerini değiştirmemeyi övünülecek bir özellik olarak kabul eder. Bu kimselere göre insan değişmemelidir. Neyse o olmalı, bulunduğu çizgiden bir milim bile sapmamalıdır.
 
Fikir değiştirmekten, farklı şekilde düşünmekten kaçınır. Düşüncesini, görüşünü değiştirirse dürüstlükten uzaklaşacağını varsayar. Sözünün eri olmak, sözünde durmak, mertlik... Düşüncesine sıkı sıkıya tutunup kal- mayı bu kavramlarla eş anlamlı kabul eder. Fikrini değiştirirse sözünde durmayan, mert olmayan bir insan olarak algılanacağından endişe eder.
 
Oysa esnek olmak ne sözünde durmamakla ilintilidir ne de mert olmamakla. Esnek olmak sürekli olarak değişen yaşama ayak uydurabilmektir. Farklılaşan koşullara uyum sağlayabilmektir.
 
Söylediklerimizi tüm ömrümüz boyunca geçerli olacakmış gibi değil, gerekli gördüğümüz her an değişebilecekmiş gibi söyle- meliyiz. Kuşkusuz değiştirmek zorunda değiliz. Bu tümüyle bize, bizim vereceğimiz karara bağlı. Ama istersek, karar verir- sek değiştirebiliriz. Ancak bu şekilde esnek bir insan olabiliriz. Çevremizdeki kimselerle kıvrak bir şekilde iletişim kurabilmemiz ancak bu sayede mümkün olabilir.
 
“Görebildiğim kadarıyla insanlar şu sıralar böyle konuşulmasın- dan pek hoşlanmıyor” şeklinde düşünmek, her zaman için, “insanlar böyle konuşulmasından hoşlanmaz” diye düşünmekten daha iyi. Çünkü ikincisinde kestirip atma var. İkinci cümlede
 
hoşlanmaz deyip bitiriyoruz. Bir esneklik yok. Bu aktır, ya da karadır! Nokta. Daha ötesi yok. Bu konuda düşünülebilecek şeyler bununla sınırlı...
 
Oysa ilk cümlede bir esneklik, bir rahatlık var. Bir kere görebildi- ğim kadarıyla sözcükleri önemli ve geniş bir açı sağlıyor: Konunun göremediğim kısımları da bulunabilir. Eğer o kısımları görebilirsem o zaman başka şekilde düşünebilirim. Ayrıca benim göremediğim yönlerini başkaları görebilir. Başkaları farklı yönlerini gördüğü için farklı düşünebilir... Anlaşıldığı gibi bu açının kapsama alanı oldukça geniş.
 
Bu açı çok değerli. Çünkü insan olarak ne kadar becerili, ne kadar yetkin, ne kadar duyarlı olursak olalım düşüncelerimizde yüz- de yüz kesinlik sağlayamayız. Duyularımız, sezgilerimiz, değerlendirmelerimiz sınırlı. Algı yeteneğimiz çok gelişmiş olabilir. Çok insan tanıyor olabiliriz. Farklı tiplerde çok fazla kişiyle iletişim kurmuşluğumuz bulunabilir. Ama bunların hiç biri düşüncelerimize yüzde yüz kesinlik sağlayamaz. Bizim söylediklerimizin doğa yasaları kadar doğru, fizik yasaları kadar tar- tışılmaz olduğunu gösteremez. İnsan olarak sınırları olan canlılarız. Beş duyumuzun da, beynimizin de sınırları var.
 
İlk seçenekteki ikinci önemli nokta zaman belirtme. Şu sıralar hoşlanmıyorlar diyoruz. Sonsuza kadar değil, şu sıralar, şu anda, şimdi, bu günlerde, bu yıllarda, vb. İnsanların zaman içinde görüşleri değişebilir, hoşlanmaya başlayabilirler. Fakat şu sıralar hoşlanmıyorlar...
 
Esnek olmak günümüz dünyasında bir zorunluluk. Aksi takdirde en ince noktamızdan kırılabilir, en zayıf yanımıza devrilebiliriz.