Her ortamda insanlar güzeli, çirkini, iyiyi kötüyü doğruyu yanlışı, zulmü, adaleti, hakkı, haksızlığı v.b gündeme getirmekten ve bununla başkalarını yargılamaktan hoşlanır haldedir. Kendimizi sorgulamak açısından bunları sürekli gündemde tutmak elbette gereklidir. Ancak bugün ekseriyetle bu tip değerler ortaya konularak yapılan konuşmalar maalesef başkalarını yargılamak için kullanılıyor, Özellikle politik konuşmalarda daha fazla. Hâlbuki insan olmanın özelde de Müslüman olmanın temel şartı elinden, dilinden herkesin emniyette olmasıdır. Yaradanın istediği bu olduğu gibi insan olmanın gereği de budur.
 
İnsan aklı, zekâsı, bilgi ve imanı ile doğruya ulaşmanın çabasını gösteren, adaleti, iyiliği, güzelliği, doğruluğu kucaklayan, haksızlığa boyun eğmeyen, aynı zamanda kimsenin hakkını yemeyen, kimseye de hakkını yedirmeyen, hangi şartlar altında olursa olsun, dinini, kişiliğini, kimliğini satmayan, hiçbir makam, mevki, otorite, güç karşısında eğilmeyen, mazlumdan yana olup zalime başkaldıran, kendisinden daha fazla toplumu düşünen varlıktır İNSAN.. Bütün mesele budur..