Toplum olarak beslendiğimiz kaynaklar bize sürekli paylaşmayı öğütlemiştir. Hem dinimiz hem de kültürümüz paylaşmayı ve yardımlaşması önemsemiş ve bu iki erdemi hayatımıza tatbik etmemizi istemiştir. Her ortamda anlatılan kıssalar, hikâyeler ve yaşanmış tecrübelerle paylaşmanın önemini çok iyi biliyoruz. Herkes bu konuda hemfikir ve bu olgunun tersini söylememektedir.

Bugün dünyanın önemli sorunlarından biri haline gelen ve çözümü için uluslararası projeler, konferans ve çalıştaylar düzenlenen israf, sadece yeme içmeden arta kalanların çöpe gitmesi olarak algılanmaktadır. Günümüzde israfın karşılığı gıda maddelerinin çöpe atılması olarak zihinlere yerleşse de gerçekte öyle mi? Biraz detaylıca düşündüğümüzde sorunun cevabına ulaşacağız.

Türk Dil Kurumu (TDK), israfın karşılığına, gereksiz yere para, zaman ve emeğin harcanması ve savurganlığı yazmıştır. Bu açıklamaya göre israf sadece gıda maddelerinin gereğinden fazla tüketilmesi ya da çöpe atılması anlamına gelmemektedir.

İsraf, kişinin sahip olduğu nimetleri gereksiz ve aşırı tüketmesi, faydasız yatırımdır ve parayı toprağa gömmek, gösterişe kaçmaktır, üretmemektir. İsraf, vakti ziyan etmek, iyi ve güzel işlerde değerlendirmemektir. Adeta bozuk para gibi kullanmaktır. İsraf, belirli süreyle emanet edilen bedeni (organları) hiç ölmeyecekmiş gibi malayani işlerde kullanmaktır. İsraf, gereksizce ve karşılığı olmayan cümleler kurup dile getirmektir. İsraf, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” öğüdüne zıt yaşam sürmektir. Kısacası sorumluluk bilincinden uzak, ben merkezli yaşamaktır. Bu da hem dinimizin hem de kültürümüzün yasakladığı, çirkin gördüğü bir davranıştır.

Toplumumuzu asırlardır ayakta tutan değerlerin başında paylaşmanın geldiğini hatırlatmakta fayda vardır. Hayat, paylaşınca anlam kazanır, paylaşılmayandan kimseye hayır gelmez. Nimeti sadece ekmek, su olarak algılamamak gerekmektedir. İlmin paylaşılması, işin paylaşılması, zorda olana el uzatmak paylaşmaktır. Paylaşmak israfın zıttı, hem insanların hem de Allah’ın sevdiği önemli bir değerdir.

Paylaşmanın merkezinde iyilik vardır, merhamet vardır. İyilik ve merhametten yoksun kişiye paylaşmanın önemini anlatmak zor olsa da hayata tatbik noktasında yaşayarak göstermek anlatmaktan daha çok fayda sağlayacaktır.

İsraf ve savurganlık kişinin ve toplumun kendi cebini yakmasından başka bir şey değildir. Fazlaysa paylaşalım ama israf etmeyelim. Hayatın güzelleştirilmesi, çirkinliğe ve israfa kaçmaksızın gerçekleştirilmelidir. İsraf hem fert ve hem de toplum için bir bozulmadır. Toplum bozulduktan sonra düzelmesi yıllar alır, bu sıkıntıya girmemek için her alanda iktisada azami derece dikkat etmeliyiz.

Paylaşalım, paylaşalım ki ekmeğimiz artsın, paylaşalım ki iyilik artsın, paylaşalım ki hayat anlam kazansın, paylaşalım ki değerlerin altüst olduğu günümüz yeniden özüne dönsün, paylaşalım ki yeniden biz olalım.

İsrafa uzak ama paylaşıma açık bir toplum olmaya ne dersiniz?