Dünya dönmeye, içindekiler hayatını sürdürmeye devam ediyor. Son iki haftadır Türkiye’de hayat evlerde devam ediyor. Kendimizi izole ettik. Bu sürede birçok gerçekle yüzleştik, yüzleşmeye de devam ediyoruz.

2019’un aralık ayında Çin’de ortaya çıkan ve oradan dünyaya yayılan koronavirüs (covid-19), Türkiye’de de kendini göstermeye başladı. İlk vakadan sonra aşamalı olarak sokağa çıkışlar azaldı. Bu hastalığın yayılımını önlemek için gerekliydi, yapılması gereken yapıldı. Mecburi çıkış yapanlar dışında eskisi gibi sokaklarda gezen, oturup bir şeyler yiyip, içen kişiler yok artık. Çoluğunun çocuğunun rızkı için hayatını tehlikeye atıp çalışanlar, mecburi göreve devam edenler mevcut dışarıda.

Virüs, Çin’de belirdiğinde ülkemize gelmez sanmıştık ancak öyle bir virüsle karşı karşıyayız ki özelliklerini tanısak da kendini tanıyamadık. Sağlık yönüyle yapılması gerekeni alanında uzman kişiler günlerden beri dile getiriyor. Temizlik bu işin birinci aktörü, hijyene dikkat edip, sokaktan uzak durduğumuz sürece virüsün bulaşmasını azaltmış olacağız.

Bu günleri de birlik ve beraberlikle geçireceğiz. Peki, böyle zamanda birlik ve beraberlik nasıl sağlanır, gelin onu konuşalım. Ülkemizde, şehrimizde hayatını asgari ücretle idame ettiren insanlar var, bu süreçte ücretsiz izne çıkanlara destek verebiliriz. Kimsesi olmayan yaşlılarımız var, onlara el uzatabiliriz. Hiçbir şey yapamıyorsak hal, hatır sorabiliriz. Mülk sahipleri kiracılarına kolaylık sağlayabilir, yiğitlik işletmesini kapatan kiracıdan kira almamaktır ancak bunu yapamıyorsak da büyük bir bölümünü almayabiliriz. Yine konut sahipleri, kiracılardan bu süreçte işine gidemeyenlere kolaylık sağlamalıdır. Bir, iki ay kira almamak o kişiye yapılacak en büyük güzelliktir. Yine bu süreçte elektrik, su, doğalgaz vs kullanım bedelleri geciktirilmelidir, gönül ister ki bu aylarda tahsilat yapılmamasıdır ama sanki o mümkün gözükmüyor. Birbirimize destek verip bu süreci atlatmak zorundayız. Bu zamanda çalışmayan, geliri olmayan, geçici süreyle de olsa işini kaybeden insanlardan bir şey beklemek ne kadar doğru, onu da vicdanlara havale etmek gerekiyor.

Geçtiğimiz haftalarda “Millet Şuuru” başlıklı yazımızda dile getirmeye çalıştığımız noktaları aynen aktarıyorum; Millet olarak zor ve sıkıntılı günler yaşıyoruz ancak tam da bugünlerde bir araya gelmeyi, kenetlenmeyi başarmak zorundayız. Acılar denizine kulaç atıp sahili selamete ulaşmak için bir ve beraber olmalıyız, olmak zorundayız. Çünkü birliğin içinde rahmet barındığını çok iyi bilen bir milletiz biz. Gönül birlikteliği ve hedef ortaklığıyla güçlerimizi birleşirsek eğer birken bin oluruz. Bir, tek başına birken 4 birin yan yana gelmesiyle 1111 olur ki değeri de aynı derece artar. Aynen bunun gibi bir olup birlik olarak hem gücümüzü hem de değerimizi artırmaya yoğunlaşmaktan başka çaremiz yok bizim.

İslam Peygamberi (SAV), “Dul bir kadının ve fakirin işleri için koşturan kimse Allah yolunda cihat eden yahut geceyi namazla gündüzü oruçla geçiren kimse gibidir” derken bir başka hadiste de “"Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer” buyurmaktadır.

Karar bizim, yardım edip işleri kolaylaştırmak da zor dönemde hayatı daha da zorlaştırmak bize bağlıdır. Yiğitlik varken diğerini tercih etmek ne kadar akıl kârıdır…

Korona, misafirdir gelir konaklar ve gider. Bu sürede ev sahibi de üzerine düşeni yapar, istenileni, tavsiye edileni yapar. Tavsiye edilenler, günlerdir uzmanlarca dile getiriliyor, bize de uymak düşer.