İnce ince bir kar yağar... Gaziantep'e

İnce ince bir kar yağar... Gaziantep'e.

En iyisi yazıma çocukluğumuzdaki karlarla başlayalım, hatta gençliğimiz, erişkin kişiliğimiz ile başlayan kar yağışlarını anlatalım... Bu yaşıma kadar kara yenik düşmedik. Yollar hemen açılır. Millet evinin önündeki karları kürekle yanıbaşına küçük duvarlar yaparak temizler. Hayatımıza, işimize gücümüze devam ederdik.

Keyifli de olurdu çünkü, kar, doğanın incisidir. Tüm zerafeti ile gelir ve sessizce gider, vedası da zariftir. Şırıl şırıl eriyen minik su derelerine dönüşür akıp giderken...

Ruhumu tedavi ettiğini düşünürüm bembeyaz karların... Ancak onun önlemlerini alarak, onunla barış içinde geçerdi kış keyfimiz... Sıcacık sobalar, fırınlardan çıkan sıcacık pideler, dumanı tüten mis gibi soğan kebapları, lahmacunlar... İnsanların kışla aşk yaşaması gibidir. Sobada pişen kestaneler ve değişmez ağız tadımız cevizli kadayıflar...
Çoğumuzun evinde pişerdi bunlar... Herkes birbirine yemekler sunardı. Bugün bizde bu pişti hesabı. Komşudan gelen değişik bir kap yemek sofrada yerini alır. Aslında gelen sadece bir kap sıcak yemek değildir. Sevgidir, paylaşımdır, gönül almadır. Kendi soframızda yer almanın anlamlı bir konuğudur, bir kap yemek.

Kar sadece bembeyaz yağan bir örtü değildir. Bir çift eldiven, atkı, bere ve sıcacık bir mantodur bizim için... İçimizdeki çocuğun sevinç çığlığıdır beyazlık... Çoluk çocuk onunla oynarken mutluluk da verir insana. Dediğim gibi herşey yolunda giderse, sıcacık evin, ocakta pişen sıcacık çorban, sofrada aşın ekmeğin, dönen çarkın varsa güzeldir kar. Lapa lapa yağan kar sana yaşamsal bir hediyedir. Bereket ve bolluğun habercisidir aslında kar.

Ne yazık ki doğanın bize verdiği bu yaşamsal hediyenin kıymetini bilemedik. Onu güzel karşılamadık. Keşke belediye hava raporlarına göre çalışmalarını yapsaydı, keşke herkes görevinin bilinci ile hareket etseydi.

Arkadaş sürekli kar yağışı ile yaşayan illerimiz var bizim, orada her şey tıkır tıkır işliyor, bizde kar yağışı olduğunda neden bu kadar iş bilmezlik ayyuka çıkıyor.

İşin içine fikir ve zikir ayrılıkları giriyorsa koskoca bir kent bunun cezasını çekmemeli.
Zaten yükü ağır bir kent, insanların hayatını daha da zorlaştırmayalım.

Bu kent bir zamanlar Sosyal Demokrat Belediyeciliğin kalesi olmuştu. Ne günlerdi o günler, İki İlçe Belediye başkanı ve büyükşehir belediye başkanın çekişmesinin zararını hem parti hem de kent görmüştü. Sonuçta zararlı çıkan hem kendileri, hem partileri oldu. Ve de zararlı çıkan halk oldu. Kendi partilerinin belediye başkanı ile anlaşamamış, rahmetli Mehmet Bozgeyik seçildiğinde onunla bal gibide anlaşmışlardı. Çok ilginç geliyor insana ama tüm bunlar yaşandı bu kentte...

Kimse kimseyi sevmek zorunda değil, kimse kimseye katlanmak zorunda değil, ama halka zarar verecek çekişmelerin içinde olmamak gerekir.

Bu güzelim kente " İnce ince bir kar yağar fakirlerin üstüne, neden felek inanmıyor fukaranın sözüne..." Türküsünü dinlettiniz. Aşık Mahzuni yine haklı çıktı.

"Sen anandan ben babamdan ağa doğmadık dostum,
Gel beraber yaşayalım, sanma ki sana küstüm,
Yandım yandım, ayrı gezme, etme gardaş,
N'olur, n'olur, n'olur, n'olur, n'olur, n'olur... "

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabriye Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.