Usul Usul Yanan Ateş; Kibir ve Gurur

Bugün, Afrika Atasözüyle başlayalım; “Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer. Kimse bugünkü üstünlüğüne, gücüne güvenmemeli… Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.”

Enaniyet, kibir ve gururla hareket eden nice insanların yok olup gitmesine şahitlik ettik. Ateşle oynayan ya zarar görür ya da yanar kül olur. Bunun başka bir açıklaması yoktur.

İnsan, dünyayla tanıştığı ilk gün karşısında ciddi hem de çok ciddi bir rakip buldu. Onun için rakip değildi ama karşıdakinin acıması yoktu. Her şeyin üstünde görüyordu kendini ve insana adeta “eyvallah” etmiyordu. İnsanı rezil, rüsva etmek için elinden elen hileyi yapmaktan da geri durmuyordu. Güzel bir makamı vardı, insanla birlikte yok olduğunu düşünüyordu ve insanın varlığından haberdar olduğu ilk gün başlamıştı kini, nefreti. Öyle bir kin ve nefretti ki hem de lanetlenecek kadar.

Şeytanı meleklerin safından attıran enaniyetten başka bir şey değildi. Benlik duygusu, gurur ve kibirle bitirdi kendini şeytan. Bugün insanı yoldan çıkarmak, elinde oyuncak haline getirmek için ne var ne yok kullanmaktan geri durmayan bir varlıktan da öğreneceklerimiz var elbet. “Şeytandan ne öğrenebiliriz ki” diyenler olabilir. Şeytandan öğreneceğiz ilk ve tek gerçek, enaniyet, kibir ve gururun insanı mahvu perişan etmekten başka bir şey olmadığı gerçeğidir.

Makam ve mevkiinin kabir kapısına kadar olduğunu biliyoruz ama makam ve mevkii elimize geçtiğinde (çoğunluk için geçerli) kim olduğumuzu ve var oluş sebebimizi unutup, güç sarhoşu oluveriyoruz. İnsanoğlu hem çok güçlü hem de çok zayıf bir varlık. Gücüyle neleri alt ettiğini bildiğimiz insanın küçük bir hastalıkta nasıl zayıf hal aldığını da biliyoruz. İnsan, servet, makam, ilim, ibadet, soy, güzellik ve kuvvet gibi meziyetleri sebebiyle kendini başkasından üstün görebiliyor. Bu bakışla başlıyor aslında her şey, kibir devreye giriyor ve yok oluşun fitilini yakıyor.

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremeyecektir. (Müslim, İman, 147; Ebu Davud, Libas, 26). Kıyamet gününde müminler kalpleri kibirden arındırıldıktan sonra cennete girebileceklerdir” (İbnül-Esir IV, 5)”

Hz. Ebu Bekir (r.a), “Kibirden sakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi, bugün var, yarın yok olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsızdır.” Sözüyle kibrin zararına dikkat çekmektedir. İnsanın, beşikteki haliyle mezardaki durumuna bakması birçok gerçeğin hakikatidir ama bu bakış açısına bağlıdır.

Hiç kimse makamına, malına, mülküne, gücüne ve servetine güvenmesin. Bir yel gelir alır, gider. Bir depremle malın, mülkün toprak olur, gücün kalmaz. Bir tercihle koltuğun altından kayar da farkına bile varmazsın. Bugün var olabilirsin ama yarının ne getireceğini Zamanın Sahibi’nden başkası bilemez. En iyisi kendin ol, başkası olmak için çırpınıp durma. Kendi olan kazanır, başkalaşan kaybeder. Elinde güç varken yardım elini daha çok uzat, geri durduğunda her gün kaybetmeye mahkûmsun. Çünkü iyiliğin hakim olmadığı yere kötülük tez zamanda el atar.

Yolu doğru olanın yükü ağır olsa da sonunda kazanan doğruluktur. Kılavuz, yolumuzu belirlemiş, buna göre yol iki, biri kibir ve gurur (şeytani) diğeri doğruluk ve dürüstlük (rahmani), karar bizim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yener Doğruer - Mesaj Gönder

# dikkat, HEM, yol

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.