'Kalbim ağladı'

Geçenlerde ·bir film izledim, filmin adı; Kefernahum... Lübnanlı yoksul çok çocuklu bir ailenin çocuğu olan Zain ve Etiyopyalı mülteci Rahili'nin hikayesi... Lübnanlı kadın yönetmen Nadin Labaki' nin yönettiği 2018 yılında sinemalarda ödülden ödüle koşan bir film, Lübnanlı bir çocuk olan Zain'in hikayesini anlatıyor.
Film, Zain'in sıradan bir küçük çocuktan, kendisini istismar eden ailesine karşı mantıklı, akıllı duruşunu, onların kendisine ve kardeşlerine karşı yapılan haksızlıklar karşısında direncini anlatır.
Zekası ile yaşam savaşında, hayatta kalma becerisinin yüksekliğini onu hiç hak etmeyen ailesini anlatır. Yılmadan didinmesini, merhametini, küçük yüreğinin cesaretini, dayanıklılığını gösterir seyirciye... Etiyopyalı Mülteci Rahile yolu kesişiyor ve onun bebeği Yonas'a göz kulak olarak birlikte yaşamaya başlıyorlar. Küçük yaşta evlenen kız kardeşinin ölümünü duyunca Rahil'i kimse tutamıyor. Eniştesini bıçaklayıp hapse giriyor ve en sonunda mahkemede adalet arıyor.

Dünya herkese cehennem ama mültecilere daha da cehennem...

Bu filmi izlerken dünyanın mülteci sorunun kökenine inmek lazım geldiğini düşünüyor insan, çözüm kapıları açmak değil, bakmak ve barınma sağlamak da değil...Mülteciyi yaratan sorunlara odaklanmak. Onları yerinden yurdundan eden emperyallerin, sonra yardım meleğine dönüşüp, barındığı ülkeye sende kalsın, para yardımı yaparım sözleri geliyor aklımıza...

Kalbim ağladı...
Aynen filmi izlerken ağladım hemde çok... Beni en çok şu sözcükler tüketti.

"Ailemi dava etmek istiyorum.
Neden? " Doğduğum için..."
Kızkardeşi 11 yaşında evlendiriliyor.
Çocukluğunu hiç yaşamamış birinden daha kötü bir zalim bulamazsınız.
Aile içi şiddet, çocuk işçiliği ve istismarı, yoksunluk, mülteci, mahrumiyet, masumiyet...
Bu bir çocuğun sözleri;
"Bu hayat bir bok çukurundan ibaret.Ayakkabılarımdan bile daha pis. Cehennemde yaşıyorum.Nar gibi kızarıyorum, yemek için canımı vereceğim tavuklar gibi. Hayat berbat. Büyüyünce iyi bir adam olacağımı umuyordum. Saygın ve sevilen biri. Ama Allah bunu istemiyor."

Hepimiz de biliyoruz bu bir film, ama biliyoruz ki gerçek hayat da bu filme benzer binlerce yaşanmış hayatların, gerçeğin acı öyküsü var.

Dünya zalimlerin elinde oyuncak... Sorun kökeninde dünyadaki adaletsiz paylaşım var. Adaletsiz paylaşımın acısını tüm dünya çekiyor, özellikle de masumlar... Türkiye'nin çok ağır ve ciddi bir mülteci sorunu var. Bu çözülmezse Türkiye bu sorunun altında kalacak. Gittikçe ağırlaşan bir mülteci sorunu ileride ülkenin başına gelecek büyük sorunlara gebe... Bu bizim sorunumuz değil, elbette insanlık, ama insanlık insanlık diye diye kendi yurdumuzda bize nefes alamaz duruma getirecekler neredeyse... Bunu da göz ardı edemeyiz. Şu da bir gerçek insanlığımızın altında ezildik.

Ülkemizin bulunduğu coğrafya itibari ile güvenlik sorunu varken, bir de mülteci sorunu başımızı ciddi ciddi ağrıtıyor. Acil olarak bunun biran önce çözülmesi gerekiyor.

Görülüyor ki dünyanın efendiliğine soyunan soysuzların mültecilerle ilgili hesapları var. Belli ki bu hesaplar gün gelecek hepimize aldığımız nefesi aldırmaz olacaklar. O zaman yapacak bir şey var, tüm planları bozmak.

Suriyelilerin yarattığı sadece ekonomik yük değil, başta güvenlik sorunu yaratacak, başka sorunlara yol açacak gibi de görünüyor. Hem de çok ciddi. Bunun sonuçlarını görmeye başladık bile, Türkiye'de Suriye mafyası oluşmuştur. Bunu neredeyse her gün haber kaynaklarından öğrenmekteyiz. IŞİD militanları Suriyelilerin arasında yaşamaktadır. Bu daha da büyük bir tehlikedir. Suriyelilerin sağlık sistemimize getirdiği yük inanılmazdır. Türk halkı, kendi yoksuluna bakamamaktadır, Suriyelilere yardım etmekten... Türk ekonomisinin bunu kaldırması mümkün görünmemektedir.

İnsanlık evet insanlık önemli; bu insanlık benim yaşam alanlarımı çekilmez yapmamalı...

Avrupa'nın "Bu mültecileri ne yapacağız" demesi şaşırtıcı. Sanki NATO üyesi olmanın ve bu ülkeleri bombalamanın onları kaçarak yaşamayı ya da kalıp bombalanmayı tercih etmeye zorladığının farkında değilmiş gibi.
Dünyayı haksızlık yönetiyor; Adalet ise sadece görüntüde var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabriye Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Teoman Demirci - Yazınızı,üslubunuzu ve kaleminizi beğendim.bşr çırpıda okudum

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 24 Eylül 20:33


Gaziantep Markaları

Gaziantep Güneş Gazetesi, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (342) 230 36 36
Reklam bilgi