Hayat Boyu Eğitime Muhtacız



Hayatımızı değerli kılan, yolumuzu aydınlatan, doğumdan başlayıp ölene kadar süren eğitim sürecidir. Ekmeğe, suya ne kadar ihtiyacımız varsa eğitime de o kadar ihtiyaç duyduğumuzu unutmayalım.
Bir bebeğin dünyaya geldiği ilk günü hatırlayın; konuşamaz, yürüyemez, ihtiyaçlarını gideremez… O kadar acizdir ki bebeğin bütün ihtiyaçlarını annesi ya da babası görür. Bir süre sonra konuşmaya, adımlamaya ve küçük ihtiyaçlarını gidermeye başlar. Gayri ihtiyarı bazı gelişmeler gösterse de eğitimle olgunlaşmaya, gelişmeye ve kendini ifade etmeye başlar. İnsan, eğitimle kemale erer, özgüven sahibi olur. Öğrendikçe, bildikçe mutlu olur, gelişime devam eder.
Eğitimi, belirli bir kalıba sığdırmamak gerektiğini de belirtmekte fayda var. Hayat boyu eğitim, bugünlerde çokça kullanılıyor. Yukarıda da belirttim, insan eğitimi bir günle, bir ay ya da bir yılla sınırlı değildir. Hayat boyu eğitime muhtacız ve eğitim süreçleri bitmiyor, tükenmiyor.
Eğitimin hayatımızın merkezinde olduğunu geçtiğimiz 1,5 yılda daha iyi kavradık. Zor günlerde dahi eğitimden geri durmamaya özen gösterdik. Çeşitli platformlar aracılığıyla öğrenmeye, eğitim almaya devam ettik.
1,5 yıldan beri okullarımız, eğitimi çeşitli yazılımları kullanarak devam ettirdi. Verim alan olduğu gibi bu hizmete ulaşamaya büyük bir kitle eğitimden geri kaldı. Televizyon ekranlarından aktarılan derslerden de tam manasıyla istifade edilemedi. Milli Eğitim Bakanlığı, uzun süren toplantıların ardından okulların yüz yüze eğitime geçmesine karar verdi. Kararla okullarda, 6 Eylül itibariyle yüz yüze eğitimler başladı.
Açıldı, açılacak derken okullar açıldığı, eğitim-öğretim başladı. Hem öğretmenler hem de öğrenciler, okullarına kavuşsa da velilerin tedirginliği bitmedi. “Ya çocuğum okuldan virüs getirse ya çocuğum hasta olursa…” gibi sorular, haklı olarak zihinlerde canlanıverdi. Yetkililer, gerekli önlemlerin alındığını belirtse de velilerin şu an için tatmin olduğunu söylemek mümkün değil. Duamız ve umudumuz, çocuklarımızın eğitimlerini sıkıntısız sürdürmesi için. Bu süreçte öğretmenlerin de işi kolay değil. 7-8 saat maskeyle nefes tüketip ders anlatmak kolay olmasa gerek. Allah, yardımcıları olsun, demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.
Şunu da belirtmek isterim; geçen süre bize birçok şey öğretti ama hâlâ öğrenmek istemeyen, inat eden büyük bir kitlenin varlığını da görmezden gelemeyiz. Maske takmayıp, sokak ve caddelerde rahat rahat gezen insanları gördükçe salgının yakın bir zamanda biteceğini düşünemiyorum. Aşı olmamak için direnen, hastalığı basite alan kişilerle iç içe yaşadığımızı unutmayalım. Böyle bir ortamda açılan okullar, nasıl devam eder bilemiyorum, yorum yapamıyorum.
Her şeye rağmen, fert olarak biz üzerimize düşeni yapmakla mükellefimiz. Herkes bu düşüncede olmaya karar verirse, bu düşünceyi benimserse salgın hemen bitmese de ciddi anlamda azalır. Yok, inatla tavsiyelere uyulmazsa da hem fert olarak biz hem de toplum kaybetmeye devam edecektir. Bu kaybın hem maddi hem de manevi olduğunu hatırlatmak isterim.
Yeni eğitim-öğretim yılının hayırlara vesile olması umuduyla öğrencilerimize başarı diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yener Doğruer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Gaziantep Markaları

Gaziantep Güneş Gazetesi, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (342) 230 36 36
Reklam bilgi