Gaziantep FK'da 1 ayın özeti

Artık yeni sezonun kokusunu alır gibiyiz. 10 gün sonra Gaziantep FK ilk maçını Karagümrük ile deplasmanda oynayacak. Önce Gaziantep, sonra Bolu ve son olarak Avusturya’da uzun soluklu bir kamp dönemi geçirdi kırmızı siyahlılar. Bolu’da ısınma, Avusturya’da ise alışma sürecini tamamlayan Gaziantep FK yaptığı transferlerle de gücüne güç katmaya çalıştı. Sol Beke önce İbrahim Pehlivan ve ardından Hamza Mendyl, orta sahaya Doğan Erdoğan, Recep Niyaz, hücum hattına Sagal ve Borven kale pozisyonuna ise Ekrem Kılıçarslan takviyesi yapıldı. Tabi bir de alamadığımız oyuncular oldu. Bölgenin riskli olduğunu düşünerek gelmeyen, menajerlerin kendi aralarında bulunan husumetleri, para hırsları yüzünden birbirlerinin işini bozmaları ve dolayısıyla başta Gaziantep FK olmak üzere bir çok takımın istediği oyuncuları alamamalarına sebep olmaları gibi. Birde para pazarlığında kaybettiğimiz oyuncular. Bunu atlamamak lazım. Pazarlık ince bir iştir. Futbolda bu iş daha da incedir. Bu görüşmenin yapıldığı esnada bitiremediğiniz oyuncuları başkaları alır ve kendi takımlarının oyuncusu yaparlar. Transfer dönemlerinde bunları sık sık gördüm. Benim gibi bu işi takip eden kişilerde mutlaka denk gelmiştir. Transfer döneminde her ne kadar ucuz maliyetli oyunculara yönelip bütçeyi düşünsekte bazı konularda da vasat kaldık. Mesela transfer döneminde ya parayı basar alırsın ya da istediğin oyuncuya elçi gönderip (hele bu oyuncu yabancı ve yurt dışındaysa) işi bitirmeye çalışırsın. Biz transfer döneminde hep kağıt üzerinden yaptığımız tekliflerle yol izledik. Ve bize göre bahane onlara göre şahane diyebileceğimiz söylemlerle bir çok oyuncuyuda böyle getiremez olduk. Ali Abdi ve Nicolai Jorgensen bu anlamda kaybettiğimiz oyuncular oldu dersek yanılmış olmayız. Elbette transfer zor bir iş. Yeni yönetim ve düzgün bir kadro kurmak isteyen bir anlayış ile verilen bir emek gözle görülür şekilde ortada. Bunları göz ardı edemeyiz.

AVUSTURYA KAMPI VE EROL BULUT

Erol Bulut’un istediği oyuncular üzerinde yoğunlaşarak kısa yoldan kolay getirebileceğimiz futbolcuları almamız farklı bakış açılarıyla yorumlanabilir. Ancak sonuç olarak baktığımızda takımın hem maç hem antrenman rotasyonununda iyi seviyede olması anlamında artı olarak bu hanemize yazılabilir. Yeni transferlerin ne kadar verimli ne kadar verimsiz olacağı her sezon öncesi her takım için kapalı kutudur. Çok iyi dediğimiz oyuncu bizi hayal kırıklığına uğratabilir tam tersine beklenenin altında kalacağını sandığımız bir futbolcu takımın parlayan yıldızı haline gelebilir. O yüzden bu anlamda sadece hazırlık maçlarına bakarakta yorum yapmak bizi yanıltır. Çünkü özellikle Avusturya’da bize denk güçte olan takımlarla hazırlık maçı yapmadık. Sadece kendimizi test ettiğimiz bir maç takvimi oldu. Mainz 05, Dinamo Kiev ve Hertha Berlin takımları özellikle hazırlık aşamasında olduğumuzu varsayarsak bizim rakiplerimiz değildi. Erol Bulut’un isteği doğrultusunda “bu kampın faydasını ligde göreceğiz” demesi ile yapılmış bir hazırlık evresiydi. Aslında bende Erol Bulut gibi düşünüyordum ancak tam kadro olduğun zaman böyle kamplardan faydalanırsın. Savunma anlayışını oturtamadığın, sol bekin ve forvetin kampın sonuna doğru geldiği ve bir de eksiklerinin hala bulunduğunu dikkate alırsak bu kampın bence lige yansımayacağını söylemekte fayda var. Yani demek istediğim “önce takım olmak” gerek. Eminim Erol Bulut’ta kamp sonunda fikrini değiştirmiş ve benim gibi düşünmeye başlamıştır.

ÇOK İŞE KARIŞAN OLMAMALI

Gaziantep FK’da transfer işleri Sezer Cihan, Erhan Özmen ve Başkan Cevdet Akınal’ın yürütmesiyle devam ediyor. Elbette eski yönetimde bu işlerde tecrübe kazanmış isimlerden yardım alınabilir ve destek istenebilir. Ancak bu iş bu saydığım kuralların dışına çıkıldığında ve herkesten yardım istenilme aşamasına gelindiğinde bazı şeyler sarpa sarar. Beni arayan menajerler Gaziantep FK’da 2 dönem önce yöneticilik yapmış kişilerin ismini vermeleri açıkçası bende şaşkınlık yarattı. Ne alaka diyerek kendimede sormadım değil. Ve beni arayan menajerin o yöneticinin ismini vermesi daha da beni düşündürdü. Sonrasında ise iyi niyetli bakarak elbette işin içine girmek ve yardımcı olmak istemiştir diye de düşündüm. Sahiplenmiştir ve faydalı olmak istemiştir diye hesap ettim kendi kafamdan. Ancak çok fazla ileriye gitmeden olmalı bu işler. Demek istediğim çok iyi anlaşılmıştır.

MENAJERİN BİRİ BENİ ARADI VE…

Transfer döneminde bir çok menajer abimizle ve kardeşlerimizle irtibatta oluruz. Çünkü transferin kalbi onlardır. Türkiye’de ve dünyada bu işi yapan çoğu insan menajerlerden faydalanırlar. İşlerini bu şekilde yürütürler. Bizde böyle yapanlardanız ve kulüpten oyuncu konusunda bilgi almayız sadece teyit aşamasında sorarız. Lafı uzatmadan konuya gelecek olursak instagramdan bir menajer arkadaş yazdı. Ve numarasını yazarak benim kendisini aramamı istedi. 3 gün sonra ismini söylemek istemediğim bu arkadaşla telefon görüşmesi yaptık. Söyledikleri ise aynen şu şekilde; “Niang’ın Türkiye yetkileri bende. Bunu kulübe söyledim. Hatta oyuncuyu sizinle görüntülü şekilde görüştürebileceğimi de ilettim. Niang’ı benden başka kimse Gaziantep’e getiremez.” Demesiyle sorunu aslında anlamıştım. Araştırmalarım sonucunda Niang konusunda bir çok menajerin devrede olduğu ve her birinin farklı teklifler vererek oyuncu konusunda sağlıklı bir transfer görüşmesinin yapılmasınında engellendiğini görmem uzun sürmedi. Kulüp başkanı Cevdet Akınal’ın ve transfer komitesindeki kişilerinde bu konuda kafasını karıştıran az önce yukarıda “Çok işe karışan olmamalı” paragrafında yazdığım gibi bazı engebelerinde oluşması bu işinde ne kadar karışık olduğunu göstermişti. Ve bir nevi taşlarda yerine oturmuştu. Sonuç olarak Niang olmadı. Yarın ne olur bilinmez.

SÖZÜNDE DURMADI

Ben her zaman bunu savunurum; “ Aralarında arkadaşlarımın, dostlarımında olduğu bir çok futbolcu kardeşim var. Futbolcu başı boş bir serçe gibidir (istisnalar hariç) hafif ürküttüğünde uçar gider. Günay’ın ve Erol Bulut’un yakın tanıdığı bir isimdi Robin Yalçın. Gaziantep FK’nın gerideki eksikliğinin giderilmesi adına bu oyuncuyla hem Günay hem de Erol Bulut irtibata geçti ve oyuncuyu gelmesi konusunda ikna ettiler. Hersey bitti ancak bitmeyen tek şey vardı ki Robin Yalçın’ın kafasının Almanya’da olmasıydı. Kaçması ve arkadaşına ve büyüğüne (Erol Bulut’a) yanlış yapması uzun sürmedi. Bir nevi yüzüstü bıraktı. Günay ve Erol Bulut’un başkan ve yönetime mahcubiyetini hesaplamadan yaptı bunu. Transfer döneminde Gaziantep FK’nın şu ana kadar yaşadığı en üzücü durum oldu dersek doğru bir cümle kurmuş oluruz.

EROL BULUT’UN SİSTEMİ

Teknik direktör Erol Bulut ile Bolu Kampı’nda oturma fırsatı bulduk. Güzel bir sohbet oldu. Oradan buradan, transferden derken sistem üzerine konuşmaya başladık. Sistemi değiştirmeyeceğim çünkü geçtiğimiz seneden bu şekilde oynamaya alışmış bir takım var dedi. 5-3-2 sisteminin değişik varyasyonlarından bahsetti. Biz sadece 5-3-2 deyip geçmeyeceğiz oyun içinde ya da maça başladığımızda bunun değişik metodlarını uygulayacağız dedi. 5-3-2 sistemi kendi içerisinde 7-8 farklı taktik anlayışı ile oynanabilecek bir sistem diyerek zamanı geldiğinde 4-4-2 sisteminin açılımında farklı taktikler de deneyeceklerini söyledi. Yani klasik 5-3-2 sistemi olmayacağının mesajını verdi. Hatta Şampiyonalar Ligi finali, Avrupa Şampiyonası’nda bu sistemi oynayan takımların nasıl bir yol izlediğini anlattı. Gasperini’nin Atalantası’nı da es geçmedi. Erol Bulut iyi bir taktisyen. İyi bir hoca. Ancak bazen hocanız ne kadar iyi olursa olsun uyum ve futbol şansı da yanınızda olmalı. Erol Bulut Yeni Malatya ve Alanyaspor’da bunu başardı. Fenerbahçe’de de kısmende olsa iyi işler yaptı. Ben Gaziantep FK’da da futbol şansını da yanına alarak iyi şeyler yapacağını umuyorum. İnşallah yanılmam ve Gaziantep FK başarılı bir sezon geçirir.

BURASI SÜPER LİG

Bir önceki sezonu 8 geçen sezonu ise 9’uncu sırada bitirdik. Özellikle geçen yılın son haftalarında teknik direktör değişikliği ve bazı oyuncuların sözleşmesininde bitecek olmasından dolayı farklı hesaplar içerisine girmesi, covid 19 vakaları gibi bir çok neden bizi son haftalarda baya bir zorlamıştı. İlk yarı topladığımız puanların ekmeğini yemiştik. Her yıl aynı başarıyı sağlamak mümkün. Ancak her yıl aynı olacak diye bir şartta yok. Her takım kendi gemisini kurtarmak için savaşacak. Şampiyonluk, ligde kalma, Avrupa hedefleri gibi sezon başından itibaren her takımın farklı hedefleri olacak. Başkan ve yönetim kurulu üyeleri ilk 5’te olarak hedef belirlediklerini her fırsatta söylüyorlar. Ben bu söyleme hem katılıyor hem katılmıyorum. Hedefi yüksek tutmak elbette çok güzel. Ancak mütevazi ve alçak gönüllü de olmak lazım. Çünkü burası Süper Lig. Orta sıralarda bitirmeyide ve hatta ilk etapta ligin ilk yarısı itibariyle ligde kalmayı garantileyecek puanlar toplamayı öncelik olarak görmeliyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Budak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.