Hayat ölçülerimiz değişti mi?

İlk insandan günümüze kadar dünya iyi ve kötünün savaşına tanıklık etti, etmeye de devam edecek. İyi ve kötü dünyanın doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine herkes için birdir, değişmez. Siyah ve beyaz neyse iyi ve kötü de odur. Yani o kadar nettir.

Bir insanın canına, malına, ırzına ve yaşam hakkına tecavüz, bütün milletler için kötüdür, karşılığı bazı toplumlarda ağır ceza, bazılarında idamdır. Yine hırsızlık, bütün toplumların ayıpladığı, kınadığı ve tasvip etmediği davranış biçimidir, kabullenilmezdir. Bunun da cezası toplumdan topluma değişmektedir, bazılarında hapis, bazılarında daha ağır müeyyideleri vardır. Gayri ahlaki hal ve hareketlerde bütün toplumların ayıpladığı ve tasvip etmediği durumdur.

Milletler, yukarıda sıraladığım konulardan o kadar mustarip ki nasıl yol izleneceğini kestirememektedir. Bütün ağır cezalara ve ayıplamalara rağmen bu suçların önüne ne yazık ki geçilememektedir.

Üzülerek ifade edeyim ki artık bazı insanlar, bütün toplumların kötü gördüğü, ceza yolunu seçtiği hal ve hareketleri doğal karşılamaya, bu davranışları sıradanlaştırmaya kadar götürmeye başladı. Bu grupları görmek için öyle çok öteye gitmeye de gerek yoktur. Bazen yanı başımızda komşumuz, bazen aynı ofisi kullandığımız çalışma arkadaşımız, bazen sözüm ona eğitimci rolüyle dahi karşımıza çıkmaktalar. Genel görgü kuralları bu insanlar için cahillik olarak kabul edilmektedir. Din, eski çağların inanış biçimi olarak değerlendirilmektedir. Toplumları ayakta tutan iki temel değeri de yok sayan bu gruplar, kuralsız ve nizamsız bir hayatı benimsemektedir. İster Müslüman ister Hıristiyan ister Yahudi, bütün dinlerin ortak amacı iyiliğe yönlendirmek, kötülükten kaçındırmaktır. Gelenek ve görenekler de bazen dinlerden beslenmekte ve dinin yasakladığını çirkin görmektedir. Ancak yukarıda sıraladığım gruplar için gelenek ve görenekler şiddetle ötelenmektedir. Böyle olunca dinden ve toplumdan uzaklaşmalar meydana gelmekte ve her geçen gün farklı suçlar icat edilmektedir.

Kötülük yeryüzünde bir virüs gibi çoğalmaya başladığından beri hayatın akışında olması gereken hal ve hareketler dahi insanlar tarafından takdirle karşılanmakta ve olması gerekenleri yapanlar toplum içinde daha fazla değer görmektedir. İnsanın borcunu zamanında vermesi kadar doğal bir şey yoktur ama sözünde durmayan kişilerin çokluğu doğal olanı yapanı daha değerli hale getirmektedir. İşini dürüst yapmak asli görevimizken işini yapanlar parmakla gösterilir hale gelmektedir. Çocuklarını ahlaklı yetiştiren anne ve baba, özverili olarak nitelendirilmektedir. İyi ve kötünün savaşı dün olduğu gibi bugünde devam etmektedir. Kötülüğün arttığı, yanlışların çoğaldığı bir dönemde hayatın akışında olması gereken hal ve hareketi yapanlar doğal olarak öne çıkmakta, değerli hale gelmektedir. Oysa bunlar yapılması gereken asli görevlerimiz değil midir? Evet, asli görevimiz ama o kadar siyahın içerisinde bir beyaz dikkat çekmektedir. Öne çıktığı için değerli hale gelmektedir. Bu durum nereye ve ne zamana kadar devam eder kestirmek şu an için mümkün gözükmemektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yener Doğruer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Gaziantep Markaları

Gaziantep Güneş Gazetesi, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (342) 230 36 36
Reklam bilgi