Yaşamak İstiyorum!

Albert Camus'; un çok sevdiğim meşhur bir sözü vardır;

"Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın."

Bakıp tanıyalım; Genellikle tecavüz edilerek. Sonra ya yakıyorlar seni ya boğuyorlar ya da yüksek bir yerden boşluğa atıyorlar. Ölüyorsun, öldürülüyorsun bir şekilde. Kiminin cesedi toprağa gömülü oluyor, kiminin tam bir cesedi bile yok, parça parça toplanıyor kemikleri. Bir de eski eşi, eski sevgili meselesi var. Ayrılmak mı istiyorsun, işte o zaman kurşunlara mahkum ediliyor tüm bedenin. Ölmemek için yalvarıyorsun ama nafile. Peki ya musallat olanlara ne demeli? Yüz vermeyince tehditleri yiyorsun ama sonra bir köşe de yığılıp kalıyorsun, vurulmuşsun...

Şimdi düşünün; Minibüstesiniz. Güvenerek biniyorsunuz, çünkü size uzak mesafeler yakın eden araç bu. Ama kansız bir şoföre denk geliyorsunuz. Bu kansız pis nefsini size bulaştırmak istiyor, direniyorsunuz. Defalarca bıçaklanıyorsunuz, sonra demirle dövülüyorsunuz. Yetmiyor; ellerinizi kesiyorlar ve cesedinizi yakıyorlar. Özgecan Aslan gibi...

Bir plaza da çalışıyorsunuz. Bir bahaneyle ofise götürüyorlar sizi. Sonra tecavüz ediyorlar, yetmiyor yirminci kattan boşluğa atıyorlar sizi. Bir de üstüne intihar süsü veriyorlar ki hala mahkemeniz sürüyor...

Birini çok seviyorsunuz, belki de onunla mutlu bir yuva hayal ediyorsunuz. Sonra bacaklarınız çöpte bulunuyor. O çok sevdiğiniz insan sizi bıçaklamış, testereyle parçalamış bedeninizi gitar çantasına koyup atmış sizi çöplüğe. Münevver Karabulut gibi...

Henüz yaşınız 3.5. Doyasıya oyunlar oynuyorsunuz, kendi yaşınız da hayaller kuruyorsunuz. Bir gün kayboluyorsunuz ve cesediniz bir çayın kenarında bulunuyor. Komşunuz, komşu amcanız size tecavüz etmiş, sonra da öldürmüş sizi. Irmak gibi...

Annesiniz, hayatınızın en güzel dönemleri. Dört yıl önce boşandığınız kocanızla belki de çocuğunuz için bir kafe de buluşuyorsunuz. Tartışıyorsunuz. Sonra o eski kocanız, çocuğunuzun babası sizi defalarca bıçaklıyor. Hem de çocuğunuzun önünde. Kanlar içinde "Ölmek istemiyorum" diye haykırıyorsunuz, çocuğunuz "Anne ölme" diye size yalvarıyor. Ama daha fazla dayanamıyorsunuz. Emine Bulut gibi...

Bunlar sadece birkaçı...

Bunlar sadece bir kısmı...

Bunlar gibi daha bir sürü var. İsmi duyulan, duyulmayan bir sürü kadın, çocuk var. Hepsinin sadece adı ve yaşı farklı. Ama öldürülmeler hep aynı; taciz, tecavüz, cinayet. Şu üç kelimeyi yazarken ne kadar basit değil mi? Zaten yazarken her şey basittir. Dışarıdan görüp okuyunca da basittir. Olayın içinde değiliz ya dışarıdan karşı geliyoruz kendi çapımızda; ya kadına yönelik hadisleri paylaşıyoruz ya kadın için söylenmiş en anlamlı sözler ya da tüm kadınlara bunları yaşatanlara sövüyoruz; ulan diyoruz; senin gelmişine de, geçmişine de, şerefine de...

Ama bitmiyor...

Ne kadar kınarsak, ne kadar karşı gelirsek gelelim yine de her geçen gün eksiliyoruz, eksiltiliyoruz. Tamam diyoruz, "Alışma ve susma" diyoruz. Olmuyor. Alıştırılıyoruz, susturuluyoruz. Neden mi? Suçlulara verilmesi gereken esas cezalar verilmiyor. Ya iyi halden ya da mahkemedeki giyiminden cezası hafifliyor. Ölüyoruz, öldürülüyoruz. Ama ölümüzü bile rahat bırakmıyorlar. Arkamızdan; "O saatte dışarı çıkmasaymış" , "O kadar mini giymeseymiş" , "Tek başına gezmeseymiş" ve daha neler neler diyorlar. Yok mu? Var, bunları diyen bir sürü insan var. Çünkü aynı şey onların başına gelmedi, çünkü aynı şey onların yakınlarının başına da gelmedi. Yahu empati kurmak yukarıdaki gibi basit! Anlaman için illaa aynı şey yaşaman gerekmiyor, aynı şeyin bir yakınının başına gelmesi de gerekmiyor. İnsan olsan, bir de kalbin olsa, içinde de vicdan olsa. Yeter.

Son olarak; biz asla ÖLMEK İSTEMİYORUZ... Bizi öldürmeyin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aysun Gürlek - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Gaziantep Markaları

Gaziantep Güneş Gazetesi, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (342) 230 36 36
Reklam bilgi