NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ?

İzmir depreminin ardından ortaya çıkan durumu yüreklerimiz yanarak tv ekranlarından izlerken, dikkatimi çeken bir şey oldu. Çöken, enkaz yığını haline gelmiş apartmanlar yanında, hemen yanı başında aynı büyüklükte sapasağlam ayakta duran binalar gördük.

İster istemez şu soru geldi aklıma.

Aynı alanda yan yana duran iki binadan; çöken neden çöktü? Sağlam kalan nasıl ayakta kalabildi?

Bu tabloya bakan kimilerine göre bu yaşananlar kader!

Kimilerine göre de ihmal!

Varsayın ki kader!

Allah’tan gelene boynumuz kıldan ince… Ne diyebiliriz ki!

Yaradan insanoğluna akıl diye büyük bir servet bahşetmiş. İnsanlar öngörüde bulunarak alacakları bir takım tedbirlerle hayatlarında bazı hususları değişebilme imkânına sahipler.

Mesela; Akşam evinize geldiniz, oturma odanızın lambasının yanmadığını gördünüz. Arızaya müdahale etmeden önce yapmanız gereken işler olmalı.

Önce elektrik gelen anaşarteli indireceksiniz, elektriği keseceksiniz. Sonra elinize bir kontrol kalemi alıp cereyanın gelip gelmediğine bakacaksınız.

Buraya kadar alınması gereken bütün tedbirleri aldınız. Yapılması gereken her şeyi yaptınız. Elektriğin gelmediğinden emin oldunuz. Bu tedbirleri aldıktan sonra sizin elektrik arızasına müdahaleniz esnasında başınıza gelebilecek elektrik çarpması, bir kazadır, kaderdir. Buna yapabileceğimiz hiçbir şeyiniz olamaz.

Buna “Kader” der, çıkabiliriz işin içinden.

Oysa alınması gereken tedbirleri almadan, cereyanı kesmeden, sigortayı çıkarmadan, kontrol kalemiyle kontrol etmeden yapacağınız arıza ıslahı esnasında karşılaşacağımız olay kader olamaz.

Bu resmen tedbirsizliktir! İhmaldir! Ahmaklıktır!

Bana göre yaşadığımız depremler, yaşadığımız coğrafyanın kaçınılmaz gerçeği, ortaya çıkan manzara ise bizim eserimiz.

İzmir veya yaşanan diğer pek çok sayıdaki depreme oraya çıkan acı bilançoda;

Yapılan Projelerin yetersizliği…

Müteahhitlerin hırsızlığı…

Kontrol görevlilerinin sorumsuzluğu…

İşi yapanların beceriksizlikleri…

Malzemelerin kalitesizliği…

Kullanıcıların dikkatsizliği yok mu?

Bütün bu olumsuzluklar yaşanacak felakete davetiye çıkarmıyor mu?

Bunları bilmemize rağmen, her felaketin ardından ağıtlar yakıyor, feryat figan ediyor, günlerce deprem konuşuyor, ahkâm kesiyoruz.

Suçluyor, günah keçisi arıyoruz.

Ama netice değişmiyor. Sorumlu bir türlü bulunamıyor, bir müddet sonra unutuyoruz!

Hadi! Yaşanan bu felaketlerde dahli olanlar, yasalar karşısında kendilerini akladılar? Yırttılar!

Pekiii… Allah’ın huzuruna hangi yüzle çıkacaklar?

Yaşanan bunca acının hesabını nasıl verecekler?

Vicdanları hiç mi sızlamayacak?

Kaybolan hayatların vebali yanında, yaptıkları mahşer gününde yüzlerine vurulmayacak mı?

Yaşanan felaketleri Kader’in üzerine atma kolaycılığından vazgeçmeliyiz!

Hiçbir tedbir almadan, Allah’tan medet ummak kendimizi kandırmaktan öteye bir anlam ifade etmez.

Depreme karşı alacağımız tedbirler, yaşanacak felaketin sonuçlarını değiştirebilir.

Bu coğrafyada yaşıyorsak eğer depremin hayatımızın bir parçası olduğunu idrak etmek, ona göre tedbirlerimizi almak, ona göre evlerimizi inşa etmek, şehirlerimizi ilimin gereklerine göre kurmak zorundayız.

Yöneten, yönetilen, yüklenici, işçisi, mülk sahibi, velhasıl topyekûn toplum olarak sorumluluklarımızın idrakinde, paragözlerimizi kör etmeden, hayatları riske atmadan şehirlerimizi kurmak zorundayız.

Aksi halde her depremin ardından saç baş yolmaya, ekran karşında saatlerde havanda su dövüp zaman öldürmeye, malımızdan, canımızdan olmaya devam edeceğiz.

Biz toplum olarak yaşanan acılardan yeteri kadar dersimizi alamadığımızı ve yaşananları çabuk unuttuğumuzu sanıyorum.

Yaşanan bu deprem felaketlerinin ardından ortaya çıkan tablodan hepimiz sorumluyuz.

Şimdi hepimizin sorumlu davranıp;“ nerede yanlış yapıyoruz?” diye sorma zamanı.

İnşallah bu son olur. Aksi halde en hafif tabirle birden fazla yaşanan acıların; Birincisine; felaket… İkincisine; dikkatsizlik… Üçüncüsüne; ahmaklık denir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Alisinanoğlu - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Gaziantep Markaları

Gaziantep Güneş Gazetesi, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (342) 230 36 36
Reklam bilgi