Depremin Hatırlattıkları

Geçen hafta paylaşmayı ve yardımlaşmayı öne çıkaran bir makale yazmış, hayatın paylaşmayla ve yardımlaşmayla anlam kazanacağını dile getirmeye çalışmıştık. Yazı gazetede yayınlandıktan bir gün sonra maalesef ülkemiz bir kez daha deprem gerçeğiyle karşı karşıya geldi. Paylaşmak ve yardımlaşma her zaman güzeldir, değerlidir ama böyle zor zamanlarda daha da anlam kazanıyor.

Depremin üzerinden 6 gün geçti, Elazığ ve Malatya halkının yaraları sarılmaya çalışılıyor. Herkes elinden geleni fazlasıyla yapmak için adeta seferber oldu. 7 yaşındaki de 77 yaşındaki de depremle sarsılan Elazığ ve Malatya halkı için dua ediyor.

Türkiye öyle bir ülke ki zor zamanlarda fikir ve ideoloji gömleği bir anda yırtılıp yekvücut olunabiliyor. Herkes yaraları sarmaya, elinden geleni yapmaya çalışıyor. Evini açıyor, gönlünü açıyor, kazancını bölüşüyor. Hiçbir şey yapamasa bile zorlukla boğuşan insanların acılarını yüreğinde yaşıyor.

Dünya üzerinde zor zamanlarda bir anda bir araya gelen, kardeşinin derdiyle dertlenen ender ülkelerden biriyiz galiba. Peki, bu güzelliği hayatın tamamına yaymak çok mu zor? Bir araya gelmemiz için illa ki deprem mi olmalı, illa ki afet mi olmalı…

Herkesle gülünür ancak herkesle ağlanmaz. Ülke olarak sevinçte ve üzüntüde bir araya geliyoruz. Bunu çok da iyi yapıyoruz. Edirne’de yaşayan Ahmet Efendi, Elazığ’da evini depremde kaybeden yaralı kardeşi Mehmet için neyi var neyi yok gönül rahatlığıyla paylaşabiliyor. İşte bunun adına kardeşlik diyoruz. Kardeşler arasında gönül kırgınlıkları olabilir, kardeşler dünyaya farklı pencereden bakabilir ama ortak payda da buluşabilir.

Türk, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Alevisi, Sünnisi, bu toprağın zenginliğidir, güzelliğidir. Ne Türk, Kürtsüz, ne Sünni, Alevisiz yaşayabilir. Parmakta tırnak ne ise bu insanlar da birbiri için aynısıdır.

Depremle birlikte bir nebze özümüze döndük, kardeşlik bağlarını güçlendirdik. Deprem bize dünyanın kocaman bir hiçten ibaret olduğunu bir kez daha gösterdi. Deprem, dünyanın çok da değer verilecek bir yer olmadığını, gerçek mekânın ahiret yurdu olduğunu gösterdi. Doğru ya burası herkesin misafir olarak geldiği bir konaklama merkezinden ibaretti. Ancak insan bu konaklama merkezini öylesine çok sevdi ki bir an evi zannetti. Yanıldı, bu yanlıştan dönmesi gerekirken daha çok bağlandı geçici evine. Bir an asli evini, yurdunu unutuverdi. Misafir olarak geldiği yurdu sahiplenirken küçük bir uyarı ihtarıyla karşılaştı. Bu bazen deprem oldu bazen başka bir afet…

Bir kez daha hatırlatalım, ülkemiz deprem kuşağında yer almaktadır. Binalarımızı bu gerçeği unutmadan inşa edelim, son Elazığ depreminde bir kez daha gördük ki deprem değil çürük yapılar öldürüyor.

Elazığ’da ve Malatya’da meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Allah, bir daha ülkemize böylesi acılar yaşatmasın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yener Doğruer - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.