ABD Senatosu Uygur Türkleri İçin Sunulan Yasa Tasarısını Onayladı

ABD Senatosu, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarından dolayı Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını onayladı. Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio’nun girişimleriyle Senato’ya sunulan yasa tasarısı oy birliğiyle kabul edildi.

Tasarıda, ABD Başkanı Donald Trump yönetimine, Uygur Türklerine ve diğer Müslümanlara azınlıklara uygulanan baskı ve şiddetten sorumlu olan bazı Çinli yetkililere yaptırım uygulanması çağrısı yapılıyor. Tasarıda, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bölgedeki insan hakları ihlalleri için bir rapor hazırlaması talep ediliyor. Söz konusu tasarının bir versiyonu Kasım 2019’da ABD Senatosu’nda kabul edilmişti. Temsilciler Meclisi ise bazı değişiklikler yaparak tasarıyı Aralık 2019’da tekrar Senato’ya göndermişti.

Aralık 2019’da Senato’ya gönderilen tasarının, bazı değişikliklere uğrayarak 15 Mayıs 2020 tarihinde kabul edildi. Tasarı Temsilciler Meclisi’nde yeniden oylanıp, onaylanarak ABD Başkanı Trump’ın onayına sunulması bekleniyor.

Tasarının onaylanmasının ardından Twitter hesabından açıklama yapan Cumhuriyetçi Senatör Rubio, “Az önce Çin Komünist Partisi’nin kaba muamelelerinden dolayı sorumlu tutulmasını öngören Uygur İnsan Hakları Yasa Tasarısı’nı Senato’dan geçirdik. Tasarı, umarım yarın da Temsilciler Meclisi’nden geçer ve Başkan Trump’ın imzasını alır” sözleri ile tasarının Temsilciler Meclisi’nden ivedilikle geçeceğini vurguluyor.

Geçtiğimiz yıl bu konuda Türkiye’nin girişimlerini yeniden hatırlamakta yarar var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 Temmuz başındaki Çin ziyaretinin olumlu sonuçlarından biri de Çin’in davetiyle ile Sincan’a 10 kişilik gözlem heyeti gönderilmesiydi. Cumhurbaşkanımızın ziyareti sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Türkiye’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Doğu Türkistan)’a göndermesini teklif etmişti. 24 Temmuz 2019 tarihinde ise Çin’in Ankara Büyükelçiliği bu daveti resmî bir şekilde iletmişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise 30 Temmuz 1919’da yaptığı açıklamada; “Çin’in davetiyle ile Sincan’a 10 kişilik gözlem heyeti göndereceğiz” demişti.

1919 yılı Ekim ayında ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun insan hakları konularını ele alan 3. Komitesi’nde, aralarında ABD, İngiltere ve Almanya’nın da olduğu 23 ülke ortak bir açıklama yaparak, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlallerinden endişe duyduğunu bildirdi. 23 ülke, Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine ve diğer Müslüman azınlıklara baskı ve şiddet uygulamakla suçladığı Çin’e insan haklarına saygı göstermesi çağrısında bulunmuştu.

Öte yandan 2019 yılı başlarında Uluslararası Af Örgütü ve bazı sivil toplum kuruluşları, bir milyondan fazla Müslüman Uygur Türkünün toplama kaplarında tutulduğu Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne gözlemci heyeti gönderilmesi için Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ni göreve çağırmıştı. Af Örgütü’nün bildirisinde, İnsan Hakları Yüksek Komiseri';nin durumu değerlendirmek ve bir sonraki ilgili oturumda toplama kamplarında tutulan Uygur ve diğer Müslümanların durumuna ilişkin gerçekleri ortaya koymak için bölgeye gözlemci heyeti gönderilmesi çağrısı yapılıyordu. Çin yönetiminin bu heyete, bölgede "bağımsız, sınırsız ve denetimsiz" gözlem izni vermesi gereğine işaret edilmiş ve Pekin yönetiminin üyesi olduğu konseye yönelik yükümlüklerini yerine getirmesi gerektiği belirtilmişti.

Pekin Yönetiminin “mesleki eğitim” adı altında toplama kamplarında bir milyonu aşkın Uygur Türkünün olduğu tahmin ediliyor. Çin bu kampların sadece birkaç tanesini uluslararası basın kuruluşlarına açtı. Oysa yapılan araştırmalar, kamplardaki eğitimlerin şüpheli uygulamalarını ortaya çıkardı. Birleşmiş Milletler (BM) Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi, geçtiğimiz yıl Çin’de Uygur Türkü bir milyona yakın kişinin kitlesel olarak gizli bir şekilde toplama kamplarını andıran yerlerde tutulduğuna dair güvenilir birçok rapor geldiğini bildirmişti. Öte yandan Çin Hükûmeti, Uygur Türkleri ile ilgili skandal bir rapor yayınlamış raporda Uygurların Türklüğü yok sayılırken, “İslam, Uygur Türklerinin yöreye özgü ve tek inancı değildir” denilmişti.

Dünya Sağlık Örgütü, 2019 Aralık ayında Çin';in Wuhan kentinde ortaya çıkan korona virüsü kaynaklı “Covid-19” hastalığını, 11 Mart 2020 tarihinde “Pandemi” ilan ettiğinden beri ABD Başkanı Trump ile Çin yönetimi arasında korona virüs salgını nedeniyle dünya kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalar devam ediyor. ABD Başkanı’nın korona virüsün Çin’de bir laboratuvardan geldiği yönündeki sözleri ve Çin’in “ABD Ordusu virüs atmış olabilir” ve “Virüsü sen getirdin” suçlamalarına her gün bir yenisi ekleniyor.

ABD ve Avrupa’nın insan hakları ihlalleri konusundaki hassasiyetleri elbette ki önemli. Türkiye ve Türk Dünyası için Çin’in Uygur Türklerine yönelik baskı ve şiddet uygulamalarının araştırılıp rapor edilmesi sevindirici bir gelişme. ABD ve Batılı ülkelerin parlamento veya basın kuruluşlarının, bir ülkeyi ekonomi ve siyasi anlamda köşeye sıkıştırmak için değil Uygur Türkleri dahil tüm dünyada zulüm gören milletler için insan hakları ihlallerini her koşulda dile getirmesi ise özlenen tablolardan biri olsa gerek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nevin Balta - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.