Yeni dünya düzeni

Dünya Sağlık Örgütü tarafından Mart 2020’da tüm dünyada pandemi ilan edilmesiyle Korona virüs salgını hızla bütün dünyaya yayıldı ve binlerce kişinin ölümüne yol açtı. Tüm insanlığı tehdit eden ve bu yüzden evlerinden dışarıya çıkamayan bir milyonlarca insan, öldürücü biyolojik savaş tehdidi ile karşı karşıya kaldı. Pandemi, toplum ve ekonomi yaşamını ve her türlü düzeni alt üst ederken, insanlığın geleceği için de ciddi tehditleri gündeme getirdi. Gelecek üzerine tahminlerde bulunan bilim insanları, çok uzun olmayacak bir zaman dilimi sonucunda bugünkü insan uygarlığının ortadan kalkabileceği ve yerine bambaşka bir düzenin zorlama müdahaleler aracılığı ile uygulama alanına getirileceğine dair değerlendirmeleri dile getirdiler. Dijital devrimin ayak sesleri duyulurken, dünya kurulduğundan bugüne büyük bir bilgi birikimlerine sahip insan uygarlığı büyük bir değişimle karşı karşıya. Her şeyin değiştiği, hiçbir şeyin ya da varlığın sonsuza kadar yaşayamayacağı, bu nedenle de değişim yasasının her yerde geçerli olduğu, bu doğrultuda her şeyin değişeceği ve hiçbir şeyin değişmeden ayakta kalamayacağını ve değişmeyen tek şeyin değişim yasası olduğunu, insanlık bugün daha iyi değerlendirerek ona göre hareket etmek zorundadır.

Geleceğe dönük yaşamak

Küreselleşme süreci ile başlayan teknolojik gelişmeler sosyal ve siyasal hayata damgasını vururken, insanlık giderek teknolojiye teslim olma aşamasına geldi. Teknoloji devrimi, bilgisayarlar akıllı telefonlar insanları makinelerine mahkûm etti. Biyolojik savaş aracı “Virüs salgınları” ya da Orta Çağ dönemi benzeri “mikrop geliştirme” girişimleri ya da “organizasyonları” ile yeni bir yaşam biçimini halk kitlelerine zorla benimsetmeye çalışmaktadırlar. Elektronik güçleri aracılığıyla “biyolojik savaşta virüsleri”ni kontrol eden güçler, kendi istedikleri çizgide bir yeni dünya düzeni oluşturmaya öncelik verdidir . Küreselleşme ile yeryüzünde hâkim kılmaya çalıştıkları gibi elektronik ve ekonomi düzenleri ve önlenemeyen virüs salgınlarının yarattığı toplumsal alt üst oluşlar, sadece sosyal yaşamları değil devletleri de tehdit ederek baskı altına almaktadır. Corona virüs olayının ortaya koyduğu üzere insanoğlu ya hastalanarak ölmek durumunda ya da dış müdahaleler aracılığı ile zorlandığı günlük yaşamını ve sağlığını etkileyen uygulama girişimlerine ayak uydurarak geleceğe dönük yaşayabilmenin çabası içinde olacaktır. Teknoloji bağımlısı 21. yüzyıl insanının günlük yaşamından iş yaşamına tümüyle kökten bir yenilenmeyi beraberinde getiren “yenileşim” yapılanmaları, sadece toplumsal yaşamı değil devletlerin yapılarının da tepeden tırnağa yeniden düzenlemeyi öngörmektedir.

“Eski dünya düzeni”nden “yeni dünya düzeni”ne

İnsanlık; yüzyıllar boyunca kazandığı hak ve özgürlükleri koruyarak yoluna devam etmek isterken, teknolojik gelişmelerin insanlığı bir yerlere doğru sürükleyerek eskisinden çok daha farklı bir yaşam düzenine doğru yol almaktadır. Teknoloji toplumsal yaşamı alt üst ederken, toplumun her kesiminin iş ve çalışma alanlarına dışarıdan müdahale edilmeyi öngören, daha sınırlayıcı yeni bir yaşam içimi gündeme getirilmiştir.

Bugün gelinen noktada insanlık, eski alışkanlıkları ile yeni yapılanmalar karşısında daha farklı bir ortama doğru sürüklenmekte ve böylece geleceğin bilinmeyen tarihine doğru insanlık yol almaktadır. Teknolojik devrimin dayattığı bir başka dünya yapılanması ile geçmişten gelen geleneksel yaşam düzeninin bu tür gelişmelere direnemeyerek, yıkılma ve dağılma ile karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Teknolojik alanda meydana gelen tüm yenilikler zamanla toplumsal yaşamın içine nüfuz etmeye başlayınca, insanların geçmişten gelen birikimlerini kullanarak yeni durumlara uyum sağlamaları zorlaştı. Toplumların doğal düzenleri içinde iken birden elektronik devrimin gerçekleşmesi ve iş hayatının doğal seyrinden çıkarak bilgisayarlara girmesi ile birlikte, insanoğlu yeni dünya yapılanmasına ayak uydurmaya başladı. İnsanlar günlük yaşamlarını ev, ofis, gezme, alışveriş, yer değiştirme ve sosyal hayat gibi planlamaya ve yaşamlarını sürdürmeye çalışırlarken, elektronik ağların ve sistemlerin etkisi altındaki insanlığın normal yaşam düzeni değişti. Ekonomi, eğitim, sağlık, spor, siyaset, toplum yaşamında çok hızlı gelişen ve birbiri ardı sıra gerçekleşen yenilikler, insanlığı “yeni bir dünya düzeni”ne doğru yönlendirirken, “eski dünya düzeni”nin yavaş yavaş ortadan kaldırıldığı ve teknolojik devrime doğru insanlığın yol aldığı görülmektedir.

Dünya “küresel tek devlete” doğru gidiyor

Devletler tarihsel bir süreç içinde doğarlar, büyürler ve güçlerinin en üst düzeyine gelene kadar en az birkaç yüzyıllık bir var olma dönemini tamamladıktan sonra dünyada meydana gelen yeni koşulların etkisiyle ya büyük bir değişime uğrarlar ya da yok olurlar. “Yeni dünya düzeninde” yeni devlet yapılanmalarının ortaya çıkması var olan devlet düzenleri yıkılmadan mümkün görülmemektedir. Eski devlet düzenleri devam ederken “Küresel tek devletçi” yeni bir yapılanmayı gerçekleştirebilme arayışları boşuna bir çabadan ibarettir. Devletleri çöküşe ya da yok oluşa doğru sürükleyecek “Küreselci köklü değişimlere”, var olan devlet düzenleri çerçevesinde izin verilmeyeceği yadsınamayacak bir gerçektir.

Elektronik devrimi ile birlikte virüs üzerinden sürdürülen biyolojik savaş

son yıllardaki gelişmeler ve onların yarattığı yeni durumlar karşısında devletlerin çok ciddi bir değişim ya da yok olma alternatifleri ile karşı karşıya oldukları görülmektedir. Peki devletler ne tür önlemler almalı?

Sekiz milyar insanın yaşadığı dünyada hiçbir toplum ya da devlet, küresel dayatmalarla, insanlığın yarattığı binlerce yıllık uygarlığı, bir avuç egemen çıkarcı güçlerin, para baronlarının kişisel çıkarlarına terk etmeyecektir. Her devlet kendini korumak ve her türlü saldırılara karşı koyarak kurulu

düzenini savunmak zorundadır. Küreselleşme sürecinin uzantısı elektronik yapılanmanın getirdiği kolaylıkların gün geçtikçe insanlık için daha fazla tehlike ve tehdit yarattığı için insanlık daha fazla zaman kaybetmeden bütün önlemleri almaları gerekmektedir. “Yeni bir dünya düzeni” kurulurken tüm devletler; kazanılmış haklarıyla yollarına devam etmek zorundadırlar.

Devletlerin tarihi açısından bugüne bakıldığında her devlet, öncelikli olarak tehdit analizlerini yaparak, var olan gerçek durumların ve gelecekte karşılaşılacak olumsuz durumların şimdiden yapılacak öngörülerle ele alınarak bir karara varmalı ve bu kararın dünya kamuoyu önünde tartışılmasını gündeme getirmelidirler. Bu doğrultuda gerekli olan çalışmaların yapılması, insanlığın karşı karşıya bırakıldığı bir senaryonun uygulanmasını önlenebilecektir. Her devletin kendi kurulu düzenlerini koruması öncelikli mesele olduğu için her devlet bu temel sorunu ya kendi gücü ile ya da benzeri konumda olduğu diğer devletler ile yanyana gelerek daha güçlü bölgesel savunma düzeni ile çözmelidir. En önemli konulardan biri ise devletlerin kendisine yönelik tehditlere karşı kendi içine dönerek, devletinin varoluş temellerini meydana getiren merkezi yapısını güçlendirmesidir. Güçlü devlet, güçlü millet ve kenetlenmiş toplum yapıları dış tehlikelerin bertaraf edecek en önemli silahtır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nevin Balta - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.