" PULU BEŞ PARA ETMEZ ADAMLAR…"

Ne kötü günler yaşıyoruz değil mi? Bireysel olarak değil toplum olarak, sanki birşeyler elimizden kayıp gidiyor, kaybolup gidecek tutmaz isek…


         Kötülerin ve kötülüklerin artık saklanmak gibi bir derdi yok. Daha açık görebiliyoruz insanların ne fenalıklar yapabileceğini, dahası ne kadar da iki yüzlü olduklarını…


        İnsanı tutan, sabır denilen içimizdeki şey taş değil, taştığı zaman öfkenin neler yapacağını düşünmek bile istemeyiz.


        Resmen kötülük çağını yaşıyoruz. İyilik yapmaktan pişman olan bir dolu insan tanıdım ama kötülük yapmaktan pişman olan hiçbir insan göremedim…


        Kötülüğün en korkuncunu yapan insanlar… İşte yanıldık deyip, sanki komşunun bahçesinden bir avuç kiraz aşırmışlığın basitliğinde işin içinden sıyrılıyor. Kötü bir insan iblis bir kişiliktir.


        Ne demiş Novalis; ” Kötülüğü erdemin zıddı olarak görmek, onu şereflendirmek ten başka bir şey değildir.” Ne kadar da haklı değil mi?


       Koskoca Avrupa’nın istemediği mültecilere kapıları sonuna kadar açmak, Avrupa'ya iyilik; kendi ülkene kötülük etmektir.


       İşin bir kara, bir ak bir de fark etmez diyenleri vardır. Görmezden gelmek, yaşadığımız topraklara hainlik etmekle eşdeğerdir. 


Farketmezcilerin en temel özelliği hayatta dair bir tavırlarının olmamasıdır. Çıkar odaklı ve sadece kendi bencil hırslarına yenik düşerler… Benim için fark etmez diyen insana iki kere bakın; hemen hemen her konuda fikirsizlikle karşı karşıyasınızdır. 


     Düşünme fakiri bezginlik belirtisidir. Düşününce yorulur çünkü, nöronları hareket eder. Neyin yanında, neyin karşısında nasıl bir düşünce yapısı içerisinde olduğunu bilemezsiniz…


  Yukarıdaki kısacık felsefe yapmamı amatörce görün… Hatalarımı görmeyin, ama haksız mıyım, gerek ikili insani ilişkilerde, gerek toplumsal ilişkilerde hatta ülkeler arası ilişkilerde aynı durum geçerli değil midir?


      Türkiye ile Amerika ilişkisine bakın, bariz açık alenen Türkiye düşmanlığı yapmıyor mu?

     

      15 Temmuz dedik; altından dünya kötüsü Amerika çıkmadı mı? Feto’yu besleyip, palazlandıran, cesaretlendiren Amerika değil midir?

  

       Ermeni terör örgütüne, Kürt örtüsü kapatıp, PKK terör örgütünü silahlandıran, besleyen, yol gösteren, bilgi akıtan, yönlendiren o değil midir? 


       Türkiye istemediği birşeyler yaptığında ekonomisi ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynayan Amerika değil mdir?

      

      İstiyor ki Türkiye avucunun içinde olsun, sömürge olsun, ipleri elinde olsun… Herşeyin içinde kuklaları var. Sürekli Rusya, Çin, İran düşmanlığını körüklüyorlar. 


     Esad’a ve Hamas’a ağır suçlamalar, bunlar Amerikanın kötülükleri değil mi? Üstelik bu kötülükleri yaparken de içimizdeki fark etmezcileri kullanıyorlar.


  Pulu beş para etmez adamları zirveye çıkartıp, istediklerini yaptırıyorlar. 


  Kötülük dost görünümlü düşmandan geliyor.


  Fark etmezmiş! Fark eder; hem de çok şey fark eder. Bizi biz yapan aldığımız kararlar, yaptığımız tercihlerdir.


 Öyle bir dönemece girdik ki, kötülükle, iyilik içiçe girmiş. İyilik insanlık sanatıdır, iyilik yap ve korkma…

 

Kötülük yaptın mı kork! Çünkü o bir tohumdur. Allah yeşertir, karşına çıkarır.


İşte bu çok kötü!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabriye Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.