"AŞIKLIK NE HALINA…"

Bakma elin etine, kaymağına, balına,Çapıtına çuluna, âşıklık senin ne halına…


Türk Halk aedebiyatının içinden, Aşıklık geleneğinden, Aşık edebiyatından günümüze süzülmüş gelmiş sözlerden…

Kimi şiir yazmış, kimi öykü, kimi de bizim gibi esinlenmiş makale yazmış…

Rahmetli annem bu sözü çok kullanırdı. Kullanırken esprili bir şekilde söylerdi. Aslında temkinli olmayı ve biraz da haddini bilmeyi öğretiyor du bu söz insana…

Bir şeyi çok istiyorsan ve kendine güveniyorsan yap, güvenemiyorsan yapmanın vurgulu ve can acıtıcı şeklinde söylenmesi idi bu!


Belki de evlatlarını acılı test etmenin etkili yön göstermesiydi…

Bu söze yaşamım boyunca ne kadar uyup uymadığımı bilmiyorum elbette ama yüreklendirici olduğu da söylemez bu sözün…

Fakat bazı insanlar ne yazık ki kendi eleğinin süzgecinden geçmeden hadsizliğin sınırını fazlasıyla zorluyorlardı haliyle…


Günümüze baktığımızda, söz ve saz ustası Köroğlu diploma mı görmüştü; ama sözün ve sazın ustalığını görme özürüne rağmen onun kadar kimse ustalıkla yapamamıştır.Neşet Ertaş ve adını saymakla bitireceğimiz yüzlerce ozanlarımız…

Halkın benliğini besleyip, yol gösterici olmamışlar mı? Olmuşlar…

Aslında onlar da yatkın oldukları bu yetenekle, büyürken bu ilgilerini besleyen onlarca ozanın sazından akan söz sanatı ile büyüdükleri için; bunun eğitimini yürekleri, akılları ile almışlar.
Aşıklık ne haline derken elbette o söz sırf aşıklara söylenmiyor. Bu sözden payını alan herkese topluma söyleniyor.


Kimlere mi? Çapsız gazetecilere, sırf kendi çıkarlaı için gazetecilik yapıp, yandaş, paradaş, hokabazlık gibi gazetecilik ve köşe yazarlığı yapanlara diyoruz. Yazamayan yazarlara diyoruz.


Kimlere mi? Çapsız siyasetçilere, herkes birbiri ile aynı düşünmek zorunda değil, aynı pencerelerden gökyüzüne bakmadığımız gibi…

Ama aynı yurtseverliği yapmak bu ülkenin birincil değerlerini korumak ve kollamak zorundayız. Bunlara yapmayanlara sözümüz, emperyalizmin kucağında soslu maskeli düşünce simsarlarına sözümüz!


Ruhun paraya satmışlara, ranttan başka bir derdi olmayanlara, siyasete girerken yoksul, çıkarken karun gibi zengin olanlara…


Çapsızlığı ile ülke yönetimine ve kent yönetimlerine talip olanlara…

Etrafını yardakçı, şakşakçılar ile dolduranlara…


Sözüm toplumun her kesimine… Hak etmediği sınıflarda öğretmenlik, hocalık yapanlara, hak etmeden içeriksiz meslek sahibi olanlara, niteliksiz nitelikli geçinenlere…


Sözümüz; ederinden çok gideri olanlara…
Arkadaş memlekette herkes çok iyi çok güzel ki sanırsınız ki; cehennemde tek ben yanacağım…

(Şaka ,şaka)
İşin özü, hadsizlik sınırını ve hudutunu bilmeyen demektir. Sözümüz en başta da sınırlarını korumayan, başkalarının sınırlarına saygı göstermeyenlere ve onlara göz yumanlaradır...

Bir insan ancak kendi sınırlarını ve başkalarının sınırlarını tanıdığı alanda özgürdür. Sınırın olmadığı yerde özgürlük de yoktur, istismar ve ısrar vardır. BU da ülkemizi göçmenistan gibi görenlere gelsin.
Şu anda toplum olarak; Çapıtına çuluna, âşıklık senin ne halına…

Sazın sözünü topyekün yaşama geçirmek üzere elbirliği ile yarış pistine doluşuyoruz.
Çaput ve çul peşinde, dünyamızın yeni çağı HADSİZLİK ÇAĞINA doğru koşuyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabriye Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.