"DANSÖZ…"

Her ne kadar memleket çok da güllük gülistanlık olmasa da, keyifler çok gıcır olmasa da krizlerle yaşamaya alışkın bir millet olarak, hayatın yaşam döngüsü akıp gidiyor, nefes alıyoruz arada bir şükürler olsun.

Bir film açmışım, bir de çay demlemişim, azıcık da çerez güya biraz keyif yapacaktım. Açtık Netfiks ( denen illeti, çünkü yapacak bir şey yok, zaman bize uymazsa, biz zamana uyacağız, izliyoruz işte) seçtim filmimi…

“ABİS” filmin adı, filmi izlerlken kendimden geçtim, keyifimin baharı kaçtı, yerini kaygı ve endişeye bıraktı, bereket ki ne bereket strese karşı bağışıklık kazandık artık, yaşaya yaşaya güçlendik. Gerçi filim bir ailenin parçalanaıp tekrar birleşmesi idi ama, aslında yeraltının ne kadar hassa bir de o kadar kırılgan olduğu ile ilgili idi biraz da, yeraltından oynamaya hiç gelmiyor. Yeraltından bir oynarsan, yeraltı seni bir oynatır ki Allah muhafaza, Asena halt etmiş yanında… Sana dansözün kim olduğunu gösterir. İşte çapsız siyasetçilerin elinde oyuncak olursanız, elbette işimiz Allaha kalır.

Yeraltından bir oynarsan, yeraltı seni bir oynatır ki Allah muhafaza, Asena halt etmiş yanında… Sana dansözün kim olduğunu gösterir. İşte çapsız siyasetçilerin elinde oyuncak olursanız, elbette işimiz Allaha kalır.

İsveç yapımı olan bu film belki de bizi hani dünyanın açgözlü efendileri var ya belki de bizi ona hazırlıyorlar. Yani işte maden kazaları böyle koskoca kentleri yok edebilir, insanlar böcekler gibi ezilip ölebilir. Çünkü dünyanın nüfusu çok fazla…

Azaltmak lazım, gerçi bizim hiç oralarda bezimiz yok, maşallah doğurganlık oranları yüksek Suriyeli sığınmacılara bile doğursunlar diye durmadan tüp bebek servisleri açıyoruz. Türklere paralı, sığınmacıya bedava, resmen akıllara zarar bir gidişat…

Ben demiyorum kardeşim ne kızdınız ammaaaa Suriye Sağlık bakanı, pardon Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklıyor. Biz açıklamaların yalancısıyız..

Nerede kalmıştık madenlerde haaaa, ne diyorlardı. Şu Lozan Antlaşması süresini bir doldursun siz görün bakın neler olacak. Lozan Antlaşması süresini doldurmadı. Çünkü süresiz, kale gibi iyi ki de varmış, memleketimizin tapusu çok şükür…

İyi de bu madenler, Türkiyenin kaynakları ne ara bu 386.000 tane maden sirketine verildi, çoğu yabancılara ya da Türk görünen de yabancı ortaklı şirketlere, saymaya kalksan bu sayıyı üç günde mi biter artık dört günde mi, adamlar vermişler de vermişler. 

Allah muhafaza, yaaa kardeşim siz koskoca bir ülkenin altını üstünü birbirine getiriyorsunuz, kolayına dakika başı deprem olmuyor. Kolayına da Türkiye'nin deprem riski olmayan yerleşim yerleri kalmadı. Siz Türkiye'nin altını oyuyor sunuz, altın için altın gibi memleketin içine ediyorsunuz. Asıl altın tarım hala anlamadınız mı, yetiştir, üret, asıl altın bu! Köylü, mi̇lleti̇n  efendi̇si̇di̇r. Mi̇lli̇ ekonomi̇ni̇n temeli̇ zi̇raattir Ormansiz yurt vatan deği̇ldi̇r. Daha ne desin Atalarımız…

Atamız! Bu kadar hoyratça ve ahlaksızca Türkiyenin madenleri çıkarılıp, hem de çok azını bize bırakarak, alıp gidilen madenlerin yarattığı tahribat daha fazla…

Bizler Türkiye'nin yer altında açılan bu yarıkların, bu yaraların önce kimi ve nereyi yutacağını görmek, önlem almak ve engel olmak zorundayız…

Boş işler yani, buranın kazananı belli, kaybedeni belli.

Yani “ATTIKLARI TAŞ, ÜRKÜTTÜĞÜN KURBAĞALARA DEĞMİYOR…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabriye Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.