"Dilenmez Dilençi..."

İnsanın bir ömür boyu çalışıp, emekliliğinde rahat etmesi kadar güzel bir şey var mı şu ömürde? Yok elbette hepimizin hayali, yaşlılığımızı huzur içinde fazla kimseye yük olmadan atlatmak... Sonra da bu yalan dünyadan göçüp gitmek.

Avrupalı emeklilerin yaşadığı hayatı kendi ülkemde birebir gözlemledim… Örneğin; Fethiye'de adam geliyor burada en güzel yerden havuzlu evini alıyor, olmadı arsa alıp zevkine göre yaptırıyor. Bir eli balda, öbür eli kaymakta, Türkiyenin varsıl insanlarının sürdüğü yaşantıyı burada sürdürüyor. En güzel teknelerle denize açılıyor, en güzel mekanlarda yemeğini yiyor, geziyor, içiyor... Türkiyenin cennet bir köşesinde, cennette gibi bir hayat sürdürüyor. Zengin yaşamak, zengin olarak ölmekten iyidir derler adamlar resmen kendi cennet ülkemizde bunun ispatını yaşıyorlar.

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım… Ya bizim emeklimiz, kendi ülkemizde nasıl yaşıyor. Önceden bir birikimi varsa, atadan, deden birşeyi işte kimseye eyvallah etmeden yaşıyor. Ya yoksa ancak, karınca kararınca bir yaşantısı olmuş, çoluk çocuğunu ancak kurtarmış bir emekli ise, yandı bitti, kül oldu bu ortamda…

Dilenmez dilenci gibi olur. Ne istediği gibi bir hayatı olur, ne torunlarını sevindirebilir, ne güzel yer içer, ne güzel gezer tozar.

İnsanlar daima sahip olduklarından daha fazlasına sahip olmak isterler elbette… Yeryüzünde açlıktan ölenlerin sayısı, tokluktan ölenlerden çok daha azdır. Bir de böyle çapraz anlayış var. Bu para her kapıyı açıyor anladık da; her tencereyi de kaynatıyor.

Yaşamak için sağlıklı yemek lazım, ya da adam akıllı beslenmek… Bizim emeklilerimiz şimdi bunun savaşını veriyorlar. Peynir alamıyor, et alamıyor, sebze ve meyveyi gönlünce yi bırak yeterince hiç alamıyor… Yani emeklilerin durumu ağır ve zordalar.

Yerel seçimler yakın ellerinden geldiğince, iktidara sinyal veriyorlar. Belki seçimin hatırına üç beş kuruş alırız diye? Yok, iktidar kararlı vermemeye, çünkü bütçe malum… Gider çok, neredeyse onbeş milyona yakın Suriyeli( on yılı geçti, sıkıntımız geçmedi). Afganlı, Pakistanlı, Afrikalıya bakıyoruz. Dünyanın en şiddetli ağır depremini geçiren on bir ilimiz var, ayakta durmaya çalışıyorlar. Emperyalizm içimizdeki işbirlikçileri ile dur durak bilmiyor, terör var. Makam arabası lüksünden, yüksek akçeli giderlerden ödün vermiyoruz.

Bir de bunlar var. Bir de emekli ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynayan yaygın basın var. Gün geçmiyor ki iki çirtik haberi okunsun diye emeklilerin duygusu ile oynamasınlar. 2023 Temmuz kök zammında gerçek rakamı emekliler görene kadar haber enflasyonu yarattılar. Haberler aynen şöyle; Emekliler yaşadı, emeklilere gün doğdu, emeklilere üç ikramiye bir arada, emeklilerin rüyası gerek oldu, emekliler paraya para demeyecekler, emekliler sevinçten havalar uçacak… Bunlara benzer ne kadar yalan, dolan, emeklilerin ruh hali ile oynayan haberler varsa basında bunu görüyoruz. Sırf haberleri okunsun diye, Emeklinin ruhu ve onuru ile oynuyorlar. Sonuç; dağ fare doğuruyor, emekli yine hüsrana uğruyor.

Yapmayın bari, okunurluk uğruna, rayting uğruna emeklinin dünyası ile oynamayın, rencide etmeyin, emekliler zaten yeterince rencide oluyorlar. Günahtır, yazıktır.

Zaten dilenmez dilenci olmuşlar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabriye Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.