"PARAN OLMALI"

insan yaşadığı yere benzer,
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer,
Suyunda yüzen balığa,
Toprağını iten çiçeğe,
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine,
Konyanın beyaz,
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer...

Edip Cansever ne güzel özümlemiş, İbn-i Haldun ne kadar haklıymış değil mi "Coğrafya Kaderdir " derken…

Ortadoğu denen bu coğrafya da doğmanın çocuklar arasındaki farkın bile korkunçluğunu İsrail-Filistin Savaşında gördüğümüz gibi...
Doğuda çocuk olmakla, batıda çocuk olmak çok farklı şeyler. Doğuda kadın olmakla, batıda kadın olmak da aynı, doğuda erkek olmak sınırsız hoyratlık, kabalık hakkına sahip iken neredeyse batıda erkek için tüm bunlar büyük suç...

Yani kısacası hepimizin doğu ve batı arasında yaşanmış çok büyük deneyimimiz var, onlar örnek... Bugünlere Türkiye olarak kolay gelmedik. Cehaletin karanlığından çıkarken çok kolay da çıkmadık. Bedeller ödüyoruz, hala da ödeyerek yol alıyoruz.

Batılı coğrafya kazanılmış haklarına öyle bir sahip çıkar ki, asla kaybetmek istemez. Yaşadığı standardı bırakın kaybetmeyi daha da fazlasını talep eder ve ister. Doğuda ise durum hiç böyle değildir. Kızar, bağırır çağırır ama hemen uyum için gayrete başlar. Onları bunun için eleştirebilir miyiz?
Aslında hayır çünkü yaşadığı coğrafyadan çok şey beklememeyi öğrenmek zorunda kalması, buna adeta mecbur olması hayatta kalma oyunudur. Devletinden bile çok şey beklememeyi öğrenmiştir. Kader dediği, coğrafya kader dediği de tam da budur.
Tevekkül et yani; boyun eğ, kabullen, senin yazgın bu! Çünkü kandırmaya açık, güvensiz bir yaşam aynı kadercilikle kabullenmiştir.

Çok karmaşa içinde hemen pratik üreten bir yaşam biçimine geçer, kör topal yol alır. Kendice çözümü bulmuştur bile, ebesiz doğum yapan biçare bir kadın gibi bebeğinin göbeğini bile kendi keser. Problem çözülmüştür. Ortaya tuhaf bir karmakarışık bir görüntü çıksa da kabul görür bu hayatı, bu yaşamayı…Gözü çok yükseklerde olmadığı için, yazgısına boyun eğip yaşamına devam eder.

Çünkü coğrafya keder değil, kaderdir onun için…

Onun için kaostan beslenir, toplumsal faydayı değil, bireysel çıkarına odaklıdır. Kurallarla arası pek iyi değildir. pratikliği ve günün kurtarmayı sever. Güvenmeyi beceremediği için aldatılmaya izin verir. Kurnazlığın prim yaptığı, akıllı değil ama uyanık olmanın değerli olduğu, rasyonel değil ama kısa yolların itibar gördüğü bir yaşamı tercih eder.

Yani bu kadar ciddiyet yeter mi? Şu bizim Denizbank'ın güzeller güzeli müdüresi Seçil Erzan, Fatih Terim Fonunu kurarken ne yapmış böyle, bütün bu planları yaparken sizce coğrafyayı iyi mi okumuş ne?

Kızmayın arkadaşlar biraz gıybet iyidir, hatta sağlığa bile iyi gelir, Allah razı olsun Türkiyenin gıybet ihtiyacını neredeyse on gündür karşıladılar… Vardır bunda da bir hikmet, kader demek ki o para onlara yar değilmiş, vardır her şerde bir hayır…

Haydi bakalım tüm Türkiyeye akıllı bir ders verdiler…

İnsanların seni tanımasını istiyorsan paran olmalı, Sen insanları tanımak istiyorsan, paranın olmaması yeterli…

Haydi bakalım, keyifli haftasonunuz olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabriye Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.