" BİZİM SUÇUMUZ..."

Dünyanın hiç bir ülkesinde bizim ülkemiz gibi demokrasi yaşanmamıştır. Karmaşık bir o kadar da fazla özgürlüklerin, bir o kadar da baskıların, bir o kadar da kayırmacılığın, bir o kadar da yancılığın alıp başını gittiğini yaşayarak öğreniyoruz.

Kimse önüne ve geleceğine odaklanamıyor, herkes kendi penceresinden, kendi çıkarlarını gözetmeye kendini kaptırmış, "çıktık bir alamete, gidiyoruz bir kıyamete hesabı" yol alıyorlar.
14 Mayıs seçimlerinde, birden bire ortaya değişik bir durum çıktı, toplumu okumadan uzak olanların gerçeğin yüzlerine tokat gibi çarptığı seçim sonuçları ile karşılaştılar.

Toplumda karşılığı olmayanların merkeze oturtma çabalarına halk değişik bir reaksiyon gösterdi. Başarı ya da başarısızlığın adı seçime hile karıştı iddiası... Her ne kadar inandırıcı onu da gördük. Ortada bir sürü manipüle etme gayretleri hala sürüyor.

28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçiminde toplum iki gruplu bir maça hazırlanır gibi seçime gidiyor. Son haftada dengeler biraz oynadı, favori olanların, favorisi değişti.

Türkiye'nin en ağır sorunu, şu an sığınmacı ve göçmen sorunu...Resmi kaynakların asla gerçek olmadığını halk yaşayarak öğreniyor. Fazla fedakarlık her zaman, fedakarlık yapana zarar olarak döner. Suriye normale döndü, biz dönmedik. On yıldır kemiğimizi, iliğimizi Suriyeli göçmenlere feda ediyoruz. Canını kurtarmak için ülkemize sığınanların vip yurttaş muamele görmesi, kendi yurttaşını ikinci sınıf gören saçma sapan bir anlayışa dönüştü... Canımız yandı, kalemimiz döndükçe anlattık çabaladık ama nafile...

Sanki sahipsiz bir ülkenin yağma alanına dönüşür gibi tüm dünyanın gözünü Türkiyeye dikmesi de ayrı bir konu... Telefonumun ucunda iki dili ana dili gibi bilen, prestijli bir bölüm mezunu bir genç ile konuşuyorum. Endişeli ve kaygılı, önüne gelenin kendi geleceği hakkında oy verme yetkisinin olmasına kızgınlığına mı? Siyasetçilerin düzeysizliğine mi? Ekonominin yaşamı her geçen gün zorlaştıran koşullarına mı? Sayfalar sürecek olan serzenişleri bitmek bilmiyor. Hayatlarını belirsizliklerin yönetmesi karşısında isyanlar içindeler... Elbette bu cennet ülkede cehennemi yaşamak istemiyorlar. Bu umutsuzluğun hesabını kim verecek?

Bu topluma yeniden umut aşılamak zorundasınız, umudu yeşertmek zorundasınız. Geleceği okuyamayanların, öngörüsüzlerin yön gösterici olduğu bir ülkede umuda ihtiyacımız var.Hayat gerçekten basit, ama biz onu karmaşık hale getirmekte ısrar ediyoruz."
Bizim suçumuz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabriye Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.