"Geçmiş Ola..."

Ülke, olarak komşumuz İran'da yaşanan olayları ibretle ve dikkatle izliyoruz. Hepimizin yüreğini sızlatan yirmiiki yaşındaki Mahsan Aminin, sadece saçının ucu gözüktü diye, İran ahlak polisleri tarafından dövülerek öldürülmesi karşısında iran halkının, çoğunlukla kadınların sokaklara dökülmesine yol açması...

İran Şahın devrilmesi sırasında da İran halkı ayakta idi. Hiç ummadıkları bir durumla karşı karşıya kaldılar. Devrik İran Şahını arar oldular. Twitter'dan çeşitli haber ajanslarından öğrendiğimiz kadarı ile İran'da internet yasağı da gelmiş, ve halkın birikmiş öfkesi Mahsan Aminin ölümü ile belki de bir kıvılcım olacak. Halk gösterilerinin neredeyse çoğunda kadınlar önde ve bu sanki onların canına herşeyin ne kadar tak ettiği ile alakalı bir durum yaşanıyor. Öfke büyük çok büyük....

Zorla dayatılan ağır yaşam şekline karşın, zorba yönetime tepkiler çığ gibi büyüyor. 
Kişiliklerinde devrim yapamayanlar, devrimci olamazlar. Mahir Çayan söylemiş bunu, o da bir zamanlar bizim devrimcimizdi. Onlar da Kahrolsun ABD emperyalizmi diye bağırıp Türkiye'nin NATO' ya girmemesi için mücadele başlatmışlardı. Direnç göstereren gençlerin cevap bildirisini, şu ana kadar yayımlanmamış bir bildiri olduğu için aynen veriyorum. O zamanlar da aşağıdaki bildiriyi düşüneneler hakkında kıyamet kopmuş, bizler böyle düşünene gençlerimizi terörist ilan etmiş ve onlara çok katı bir yaklaşım göstermiştik. Liderlerini asmıştık, hiç kimsenin burnunun bile kanamasına sebep olmamışlarken... Şimdi neredeyse bu düşüncelerin çoğu bir çok partinin yola çıkış hikayesi oldu.

"Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu İstanbul Bölge Yürütme Kurulu’nun 28 Mart 1970 günü Yayınlanan Milli Güvenlik Kurulu Bildirisi İle İlgili Açıklaması:

Halkımızın gelişen ve güçlenen “Bağımsızlık” ve “Demokrasi” mücadelesi, emperyalist - işbirlikçilerin yüreklerine korku salmıştır. ABD emperyalizminden parlamentoya, işbirlikçi sermayeden politikacılara ve irticaya kadar bir karşı-devrim zinciri; üniversitelerde, meydanlarda, fabrikalarda, tarlalarda yürütülen kavganın neferleri biz TÜRKİYE’nin GENÇ İNSANLARINA şiddetle saldırmaktadırlar.

Biz ki,
Yurdumuzun ve halkımızın “MİLLİ KURTULUŞ DAVASI” için yorgunluklarla, açlıklarla, uykusuzluklarla ve hatta ölümlerle bir dolu MÜCADELEYİ GÖĞÜSLEMEKTEYİZ? Yüreğimizin en yüce doruğunda “BAĞIMSIZ TÜRKİYE”yi ve “MİLLİ DEMOKRATİK HALK İKTİDARI”nı taşıyoruz biz.
Der ve iddia ederiz ki: Yurdumuz, ABD emperyalizminin boyunduruğunda yarı sömürge, toprak ağalığının ve irticanın pençesinde yarı-feodal bir ülkedir.

Başkumandan Gazi Mustafa Kemal derki;

“Efendiler - Biz… Heyet-i Milliyemizce Bizi Mahvetmek İsteyen Emperyalizme ve Bizi Yutmak İsteyen Kapitalizme Karşı Heyet-İ Milliyece Mücadeleyi Caiz Gören Bir Doktrini Takip Eden İnsanlarız.”

Kim ki GAZİ MUSTAFA KEMAL'i dinledikten sonra yurdumuzun öz imkânlarıyla kurtuluşunu inkâr eder ve Amerikasız yaşayamayız çığlıklarıyla iktidar yapar. O belli ki haindir. Velev bir kurulun en yüksek mevkiinde bulunsa dahi…

Milli Kurtuluş Savaşımızın Garp Cephesi Kumandanı, Amerika’ya yaptığı bir seyahat sırasında düşürülen bir Başbakana, gerçek demokrasiyi kurabilmek için mücadele veren gençliğe, cici demokrasisini kurtarabilmek için saldıran yıllanmış bir politikacıya mavi gözlü kumandanın şu sözleri hatırlatılmalıydı.

“TBMM’nin Tek Amacı Halkı Emperyalizmin ve Kapitalizmin Zorbalığından Kurtarmaktır. Ancak Böylece Halkın Kendi İdare Ve Egemenliğinin Sahibi Olabileceği Kanısındayız.”

Başkumandan Gazi Mustafa Kemal ...Öyleyse KAHROLSUN Halkımızı şartlandıran EMPERYALİZM ve onun maşası İRTİCA.

YAŞASIN halkımızı özgür iradeli yurttaşlar haline getirmek için verdiğimiz BAĞIMSIZLIK ve DEMOKRASİ MÜCADELEMİZ.

Susun ve dinleyin, Yurdumuzun ve halkımızın bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi uğruna bugüne değin her türlü imkânsızlıklara rağmen ve 9 şehit vererek bir mücadele sürdürüyoruz. Karşı-devrim’in gittikçe azan ve daralan saldırgan zulüm çemberi bizleri yıldırmayacaktır. Yüreklerimiz yurdumuz ve halkımız için sevgi ve inanç, beyinlerimiz bilgi ve bilinç dolu olarak zafere kadar ileri… Bu yurdun sahipleri olduğuna ve yalnız olmadığımıza inanarak..."

Şimdi yukarıdaki hangi düşünce yanlış çıktı, hepsi de doğru çıktı, o zaman direnen gençler bugünü görmüşler.

Türkiye'yi yöneten AKP iktidarı bile içeride olmasa bile dış politikada bunları içinden geçiriyor. Ama o kadar ellerini vermişler ki bir türlü tutsaklık bitmiyor.

Devrimcilik nasıl bir şey denildiğinde aklıma hep bu gençler gelir, ben o zamanlar küçük bir çocuktum ama kitaplardan, dergilerden okumuştum gençlerin direnişini... Günümüze baktığımızda pek de haksız sayılmazlarmış... Çok haklılarmış!

Sürekli dost görünen acımasız bir düşmanlık ve ülke bütünlüğüne yönelik önce gizli şimdi apaçık Türkiyenin altını oyma, güvenliğini tehdit etme çabaları... Ekonomisini çökertme çabaları, o zaman susturulan gençler dinlenseymiş, önlem alınsaymış... Belki de hiç bu kadar zararlı olmayacaktık.

Onun için bizim ülkemizde; Türküleri yazan kişiler, kanunları yazan kişilerden daha güçlü olmuşlardır hep...

Geçmiş ola!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabriye Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.