Hala  uykularım  kaçıyor       


    Rahmetli babam Halaf Ayazı ve bütün  ebediyete göç edenleri, bu gün burada saygı ve rahmet ile anıyorum. Babamdan ve babamın ayak izlerinden, insan artığı bir gencin, davranış bozukluğundan,  kısaca söz etmek istiyorum. Belki gençlerimize faydalı olurum diye düşündüğüm için.
       Babam Halaf Ayaz 1943 senesinde askerde bölük yazıcısı imiş. Kur’anı kerimi de çok iyi bilirdi.. Bunları okur-yazar kimselerin çok az olduğu bir zamanda nasıl öğrenmiş bilemiyorum, sağlığında da kendisine sormayı bir türlü akıl edemedim. Daha biz okul çağına gelmemiştik, bize Peygamber efendimizden söz ederdi, Gaziantep’te, Hacı Nasır Camii de Hafız Tevfik  Karslıdan dinlediği  vaazları aile halkına anlatırdı. Bir tarih kitabında Mustafa Kemal Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün, Mareşal Fevzi Çakmak’ın resimlerini gösterirdi.
       Babam insan haklarına çok saygılı olduğu gibi, hayvan haklarını da bize anlatırdı. Örneğin, sütlü inek ile çift sürülmez derdi. Hayvanların yemine, suyuna dikkat etmek gerekir derdi. Çünkü hayvanların dilleri ağızları konuşmaya  müsait değil, acıktım, susadım, yoruldum diyemezler. Eşeklere ağır yük yüklenmez.  Bunları insanların düşünmesi gerekir derdi. Ben ve kardeşlerim bu çizgide, bu inanışla hayata atılıp,  büyüdük.  Bu gün burada başınızı ağrıtmak istemiyorum. Fakat asıl anlatmak istediğim önemli bir konu var. Bunu okuyun, görün diyorum.
       1973-1974 yıllarından söz etmek istedim. Kayın pederim Mehmet Bozgeyik, Oğuzeli’nin  Yazılı Köyünde çiftçi ve davar cı idi,.  O, yıllarda kayınpederim yurt dışında, büyük kayınım askerde, evde belli başlı bir büyük yoktu. Kayın pederimin bir tane koçu vardı, hani at gibi derler ya. Ta öyle bir koçtu. Mevsim koyunların çiftleşme zamanı, ekinler yolunmuş, yaylımın bol olduğu bir mevsim. Her gün koyunlar yaylımdan gelince, günde 3-5 koyuna tohum bırakan, güçlü ve kuvvetli olan koç, yaylımdan eve dönünce, ölü gibi yatıyor. Kayın validemin verdiği arpaya da dönüp bakmıyor.  Aman Allah’ım! Bu koç neden böyle oluyor? Bu koça ne oldu? Bir, bilen birisi de  yoktur . 3 gün derken, 5 gün derken, geçen zaman  içinde koç, hastalanıp  ölüyor.  Koç öldükten bir müddet sonra birisi küçük kayınıma soruyor. Koçunuz ölmüş mü? Kayınım da evet öldü deyince, çobanınız  C.Ş Akşama kadar o koçun üzerinde dolaşırdı. Yaylıma götürürken ve getirirken de koçun üzerine binerdi. Demiş. Kayınım o zaman küçük yaş da , ona gidip de bir şey söyleyecek yaşta değil. O yıl koyunlar koçsuz kalmış ve koyunların bazıları o yıl kısır kalmış (doğurmamış). Aradan 50 yıla yaklaşık  bir zaman geçmesine  rağmen, olay aklıma gelince,  uykularım kaçıyor. Sırtında o ağırlığı, akşama  kadar  taşıyan koçu düşünüyorum. Yine 3 gündür bu koç rüyalarıma  giriyor, uyuyamıyorum. Bu koçu yaylıma götüren şahıs o zamanlar tahminen 16-17 yaşlarında bir insan artığı imiş. Buna insan denir mi?
       Saygı değer okurlarım;
Bu genç,  insanlıktan nasibini almamış bir ananın, insanlıktan nasibini almamış bir babanın çocuğudur diye düşünüyorum. Zaman geçse de Allah belasını verir inşallah diyorum. Kendisini lanetliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Ayaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.