Arasa’da bir yalan söyledim, Kalealtı’nda kendim inandım 

Arasa eşrafından Halim Efendi oldukça varlıklı ama bir o kadar cimri biridir. Arasa ’da hububat alır, hububat satar.  

Bir yaz günü buğday zamanı, parası olmasına rağmen dükkân komşusu Memik Ağa’nın yanına varıp;” Selamünaleyküm Memik ağa…Senden bir ricam var. Yarın toplu buğday alacağım. Ancak hazırda param olmadığı için oldukça müşkül durumdayım. Bana bir haftalığına destek çıkar mısın?” der., Memik Ağa komşusunun huyunu hüsnü bilmesine rağmen,” Komşu hakkı” deyip; 

“Komşu benim de 10 gün sonra bir ödemem olacak. Aha sana ihtiyaç duyduğun parayı vereyim. Ama senden ricam, bir hafta sonra iade edersen memnun olurum” der parayı avucuna sayar.  

Halim efendi ertesi gün buğdayı alır, içeri atar. Aradan bir hafta geçer, Halim Efendiden ses seda çıkmayınca Memik ağa yanına varır. “Komşu merhaba. Kusura bakma ama benim ödemem yarın. Parayı hazırlayabildin mi? deyince…Halim Efendi;” 

“Memik ağa, sana karşı çok mahcubum. Ben parayı denkleyemedim. Daha kötüsü iflas ettim. Paranı bugünlerde ödeyemeyeceğim kusura bakma komşu” der. 

Oysa dükkân mal doludur. Memik ağa şaşırır. Öfkelenir ama bir şey demez. “Ayıp ettin Halim Efendi!” der, uzaklaşır. 

Uzun çarşıdan Kale altına doğru düşünceli adımlarla yürürken bir dostuna rastlar. O da “Hayırdır Memik Ağa, ne bu hal? Çok düşüncelisin! “Der. Hemen orada bir çay ocağına otururlar. Memik Ağa olanı biteni   anlatır ve çayını içer oradan ayrılır. 

Yolda Memik Ağayı yakından tanıyan birkaç kişi daha onun bu halini beğenmeyip neden düşünceli olduğunu sorurlar. Memik ağa onlara da ayak üstü olan biteni anlatır.   

Memik ağa bir süre düşünceli düşünceli Kalenin etrafında, Tabakhanede, Alleben boyunda dolaştıktan sonra   ne yapacağını bilmez halde Kalealtındaki Kadı’nın yanına gider. Durumu ona anlatır.  

Kadı; “Memik Ağa sen gelmeden önce Halim Ağa’nın iflas haberi bana ulaştı. Çok da inanmadım ama hele otur, çağırıp bir de ona soralım” der. 

Halim Efendiyi çağırılar. Halim efendiyi kadının huzuruna çıkar. Kadı Memik ağanın anlattıklarını anlatır; “iflas etmişsin öyle diyorlar, sen ne dersin?” deyince… 

Halim Ağa iflas ettiği haberinin bu şekilde hızla yayılması halinde alacaklıların kapısına dayanacağını, ticari itibarının pula döneceğini fark eder, gerçekten iflas edeceğini anlar; “Kadı Efendi, bu işte bir yanlışlık var. Huzurunuza gelinceye kadar yolda üç beş kişi bana da iflas edip etmediğimi sordu. (Hafifte sırıtarak pişkin pişkin) Valla Arasa ‘da bir yalan uydurdum. Kalealtına gelinceye kadar kendim inanacaktım nerdeyse “der. Ben Memik ağaya şaka yaptım. İflas etmedim. Aha parası burada. Ben de borcumu ödemek için onu arıyordum” der parayı Memik Ağaya verir. Kadı ve Memik Ağa şaşırılar ama bir şey demezler, olay kapanır. 

Olay kapanır kapanmasına da O günden sonra da “Arasada da bir yalan uydurdum, Kalealtında kendim inandım" sözü bir deyim haline gelir, bugünlere kadar ulaşır. 
Bugün bu deyim, dedikodunun halk arasında ne kadar çabuk yayıldığını ve insanların da sorgulamadan körü körüne inandığını ifade etmek için sıkça kullandığımız bir deyimdir. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Alisinanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.