Sıkıntılar kalıcı değil

Biliyorum şu sıralar hepimiz zor durumdayız ve bir takım sıkıntılar yaşıyoruz maddi ve manevi olarak. 

Tebessümlerimiz karıştı kederlere . 

Gülmeyi unuttuk, kahkahalarımız hapsoldu sessizliğe. Özlem dolu bazı şeylere gönlümüz.   

 

Ama başımıza gelen hiç bir sıkıntı unutmayalım ki kalıcı değil. Bugüne kadar neleri atlatmatmadık ki biz. Üç sene evvel salgın hastalıkla uğraşıyorduk, acaba ölür müyüz, kalır mıyız, bir daha sokağa çıkabilecek miyiz derken bakın o günler bile geçti gitti. Bu günler de geçecek elbette. Bu yazı da umudunu kaybetmiş veya kaybetmekte olanlara gelsin o zaman.  

 

Bırak gülümsemen dünyayı değiştirsin ama dünyanın gülümsemeni değiştirmesine asla izin verme. Her şey gönlünce olsun Her sabah, her uyanış yeni bir şans, yeni bir umuttur sakın unutma Bugün de uyandığına göre daha sıkı sarıl hayata. 

Başımıza bir kaza bir hastalık geldiğinde veya olumsuz bir durumla karşılaştığımızda hemen şu soru gelir aklımıza. Allahım her şey de beni buluyor, ne kadar da bahtsızım. Neden beni buluyor böyle şeyler? Böyle bir soru sormaya hakkımız var mı? Bundan çok da emin değilim. Çünkü başımıza iyi şeyler geldiğinde hiç soruyormuyuz ki, "Allahım böyle güzel bir şeyi hak edecek ne yaptım, neden ben diye. Neden ben? Bazen hayatınızdan memnun değilsiniz ama unutmamak lazım ki bu dünyadaki birçok insan sizin yaşadığınız hayatı yaşayabilmeyi istiyor. Bir çiftlikte yaşayan bir çocuk gökyüzünde uçan uçağa bakıp pilot olmayı ve bir gün bu uçaklardan biriyle uçmayı hayal ederken uçaktaki pilot da emekli olup bir çiftlik evine yerleşmeyi veya işini bitirip bir an evvel evine dönme hayallerini kuruyordur aynı anda. Para mutluluk getirseydi zenginlerin hepsi sokaklarda dans ediyor olurdu ama dikkat ederseniz mutluluktan sokaklarda dans edenler hep çocuklar ve özellikle de fakir çocuklar. Para, güzellik ve şöhret ideal ilişkiler getirseydi şayet, ünlülerin mükemmel evlilikleri olurdu. Oysa en mutsuz onlar. Onun için boşverin zenginliği, parayı başkasına özenmeyi, alamadığın elbise, ayakkabı için üzülmeyi. Şükret olana, hayırlısı de olmayana, gülümse etrafına, sev insanı, hayvanı, doğayı ve hiç bir zaman kaybetme umudunu. Başkası olmaya çalışıp her zaman mutsuz olacağına, kendin ol her zaman ve mutlu ol küçücük dünyanda Şu anda bu yazıyı okuduğuna göre bak hala hayattasın demek ki. Meselâ "Yeni" bir başlangıç desem.. Huzur, Hayâl, UMUT desem.. Kahverengi dallardan bin bir renkte çiçekler açıyorsa umutsuzluğa gerek var mı hayatımızda. Ne yaşarsan, nasıl yaşarsan yaşa bardakta dudak payı bırakmasan da bütün acılarına rağmen mutlaka  bir gülme payı bırak dudak kenarında. Asla unutmayalım ki; Aynı gökyüzü altında bir umuttur yaşamak.  

Sahip olamadıklarına isyan eden değil, sahip olduklarına şükreden, bardağın boş olan yarısını değil de dolu olan yarısını görebilen Cuma günü kadar hayırlı insanlar olabilmemiz ve Cuma günü kadar hayırlı insanlara rast gelebilmemiz ve bu kötü günleri de en kısa sürede atlatabilmemiz dileklerimle 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sabit Kayhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.