Biz yemeği severiz!

Mayıs ayı içindeydi, Mersin’e gitmiştik.  Huyumuzdur; yeşil bir alan, bir su kenarı, bir ağaç gölgesi görünce dayanamayız, gelin sahre yapak deriz.  

Biz de öyle yaptık! Ortamı güzel bulunca, gelmişken sahre yapak dedik. Yeni dünyanın tam zamanıydı. Yeni dünya kebabı yapmaya karar verdik. Yeni dünyamızı, etimizi, ekmeğimizi aldık, mangalımızı kömürümü yüklendik, piknik alanına gittik.

Yeni dünya kebabını ben yapacaktım.  Önce yeni dünyaları tek tek dikine kestim, çekirdeğinden ayırdım.  Çekirdeklerinden ayırdığım yeni dünyaları tuz ve karabiberle terbiyelilikten sonra, başladım; bir yeni dünya, bir kıyma sırayla şişe dizmeye.

Yeni dünya kebabını yaparken bizden otuz kırk metre uzakta piknik yapmak için gelen bir aile oturmuş meraklı gözlerle bizi izliyorlar, bize bakıp konuşuyorlardı. Allah var, bakışlarından huylanmadım dersem yalan olur. Âmâ bir şey de demedim. Daha sonra o guruptan altmış beş yaşlarında bir hanımefendi kalktı, yanımıza geldi. Merakla, “ne yaptığınızı sorabilir miyim?” dedi.   Ben de “yeni dünyadan kebap yapıyorum “dedim. Nerelisiniz? Dedi, “Gaziantepliyiz” dedim. Kadın gülümseyerek “yeni dünyadan kebap mı olurmuş!?” ilk defa görüyorum” dedi, İnanamadı. Kadın bir müddet daha nasıl yaptığımı izledikten sonra, gördükleri kendini çok da ikna etmemiş halde, döndü, yerine gitti.

Ben mangalı kaydım, yeni dünya kebabımızı pişirdim. Pişen yeni dünya kebabından bir tabağa iki şiş çekip, “Yeni dünyadan kebap mı olur?” diyen hanım efendinin bulunduğu topluluğa   gönderdim.

 Bir müddet sonra kadın   suratında şaşkınlık ifadesi içinde yanıma geldi ve   bana; “ben hayatımda bu kadar güzel bir lezzeti tatmamıştım. Muhteşem bir lezzet…  Elinize kolunuza sağlık. Bana da tarifini verebilir misiniz?” deyince, bu kez gülümseme sırası bana gelmişti.

Hanımefendi; siz henüz yeni dünyayı kebabımızı tattınız! Bizde mevsim lezzetleri   çok! Siz Anteplinin; elma, ayva, erik, keme, çağla, incir, çiğdemden yapılan yemeklerini yemediniz. Onları tadacak olsanız ne hale gelirsiniz hayal bile edemiyorum dedim” Gülüştük.

Antep yemeklerini yemek; lezzetin harikalar diyarında gezmek, mutlu olmak, yediğinden haz duymak, yediklerinin farkında olmaktır.

Biz yemeyi severiz!  Ama bunun yanı sıra yapmasını ve yedirmesini de severiz.

Bizim yemeği sevdiğimiz gibi, bizim mutfağı tanıyanlar da sever, sevdikçe onun aşığı olur, ondan vaz geçemezler.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Alisinanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Güneş Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Güneş Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Güneş Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Güneş Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.