Siz hiç masal izlediniz mi ? 

Eğer cevabınız hayırsa hemen "The Grand Budapest Hotel" filmini izleyin. Bu film tam anlamıyla bir masalsı gerçekçilik ürünüdür.

 

Film, Türkçeye " Büyük Budapeşte Oteli " olarak çevrildi. Film, 2013 yılı Almanya  ve İngiltere ortak yapımı filmdir. Yönetmenlikte Wes Anderson, başrolde Ralph Fiennes görev yapmıştır. Oyuncu kadrosunun genişliği ve zenginliği takdir kazanmıştır. Ünlü Avustralyalı yazar Stefan Zweig';ın notlarından esinlenilerek uyarlanan filmde kullanılan dekor, mekanlar, kostümler, renkler nedeniyle bir masalı izlemiş gibi olursunuz. Ama cinayetin ve çatışmaların filme girdiği noktada masal bir gerçeğe, kötü bir gerçeğe dönüşür ve masalsı gerçekçilik ortaya çıkmaya başlar. Bir masalda alışık olmadığımız şeyler devreye girer.  Filmde ölüm gibi en vahim durumlar filmin absürdlüğü içerisinde bir komediye dönüşüyor.

 

20.yüzyılın başlarında hayali bir Avrupa şehri olan Zubrowka’da bulunan Büyük Budapeşte Oteli’nin mesleğinde nam salmış efsanevi konsiyerjiyle, işe yeni başlayan çaylak bellboyun arasında gelişen arkadaşlık ilişkisiyle , dönemin sosyal ve toplumsal yaşamına da tanık oluruz. Kahramanlar maceradan maceraya sürüklenirlerken, izleyicinin karşısına çıkan ve filmin bütününe yedirilen absürdlüklerin ahenkli bir tat kattığını görürüz

 

Film tamamen Almanya';da çekilmiş, çoğunlukla Görlizt ve Saksonya eyaleti civarı tercih edilmiştir.  Otelin dış mekan çekimleri için Anderson üç metrelik minyatür bir model yaptırmış, bunun için özellikle Karlovy Vary ';daki tarihi Palace Bristol Hotel ve Grandhotel Pupp otellerinden ilham almıştır.

Film eleştirmenlerden genellikle olumlu eleştiriler almıştır. Anderson';un gerçek tarihten kopartarak hayali ama gayet gerçekçi bir Avrupa ülkesi macerası yaratması hem tarihsel süreçlerle dalga geçilmesi hem de tarihten kaçarak ondan intikam almayı denemek olarak değerlendirilmiştir.

 

Film, 87. Akademi Ödüllerinde; En İyi Yapım Tasarımı ve Set Dekorasyonu, En İyi Özgün Film Müziği, En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Saç ve Makyaj dallarında ödüle layık görülmüştür. Film Şubat 2014 tarihindeki 64. Berlin Film Festivali açılış filmi olmuştur. Festivalde Jüri Özel Ödülü Gümüş Ayı ödülünü kazanmıştır.

 

Filmin tek sevmediğim yanı ise Edward Norton gibi değerli, usta bir oyuncuya çok az bir rolün reva görülmesiydi. Ama bu tabiki bu kadar büyük ve değerli yapımı kötü kılmaz.

 

İyi seyirler...