Üniversite sınav sonuçlarının açıklanmasıyla geçen yıla göre çok fazla kontenjanın boş kalması herkesi çok şaşırttı. Geçen yıla göre yaklaşık dört katı fazla yani 214 bin 430 boş kontenjan kaldı.

                Öte yandan adaylar tarafından tercih edilebilecek 998 bölümün (KKTC ve açıköğretim hariç) 201’i tüm kontenjanlarını doldurdu. Yüzde 100 dolan bölümlerin başında hukuk geldi. 15 bin 745 kontenjanın tümü doldu. Onu 14 bin 538 kontenjanla ilahiyat bölümleri izledi. İlahiyattaki bu doluluk şaşırttı. Çünkü bu yılki yeniliklerden biri de, ilahiyat fakültelerinin artık Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile değil, ikinci adım olan Lisans Yerleştirme Sınavları’yla (LYS) öğrenci alacak olmasıydı. Adayların tek sınav yerine üç sınava girmesi gerekti. YGS-5 puan türüyle alan ilahiyat, LYS sonrası hesaplanan TS-1 ile öğrenci kabul etti. Daha önce yapılan düzenlemeyle ek puan ön lisans programlarıyla sınırlandırıldığı için, imam hatip mezunları ilahiyatı seçtiğinde ek puan da alamadı. Buna rağmen bölümün tüm kontenjanları doldu.

               İmam hatipli öğrencilerin çok oluşu ve öncelikli tercihlerinin ilahiyat olması, boş kontenjan kalmamasında etkili oldu. 2012’den sonra imam hatibe kaydolanlar ek puan alamadı. Ancak ek puan alan eski mezunlar doluluğu sağladı. Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği programı üç yıl önce kaldırıldı. İlahiyat mezunları formasyon alarak öğretmen olabiliyor. Bu alandaki atamaların yüksek olması da bir etken olabilir. Diğer lise mezunları da iş ve istihdam bulma beklentisi yüksek olunca bu alan çok tercih edildi.

              Hukuk, eczacılık, veterinerlik gibi dallar çok ilgi gördüğü için doluyor. Çok popüler olmamasına rağmen bazı bölümlerin tam dolmasının nedeni, ya açıkta kalırsam kaygısı ve korkusundan kaynaklanıyor.    Sanat tarihi, Kore dili ve edebiyatı, klasik arkeoloji gibi alanlardaki doluluk bu şekilde açıklanabilir

             İlk ve acil yardım geçen yıl çok tercih alan bölümdü. Ceza ve infaz bölümü ilk kez bu sene açıldı. Öğrenciler tercihlerinde daha çok kamu görevinde çalışmayı tercih ettiklerini göstermiş oldu. Puan türünden kaynaklı yüzde 100 dolanlar da var. Mesela dil puan türünde kontenjanların azlığı düşük puanlı dil programlarının dolmasına yol açmış. Sözel yani TS ağırlıklı dallar da çoğunlukla aday sayısına bağlı olarak yüksek dolulukla kapattı.

           214 bin 430 kontenjanın boş kalması herkesi şaşırttığı gibi en çok da ÖSYM’yi şaşırttı. Bunun sonucunda ÖSYM bu sene bir ilki başlattı. Tercih hakkı olmasına karşın hiçbir üniversiteyi tercih etmeyen yaklaşık 850 bin öğrenciye neden tercih yapmadıklarını soracak. Mail adresi olanlara mail gönderip anketleri doldurması istendi. Mail adresi olmayanlar da ÖSYM’nin sitesine girerek bu anketi doldurabilecekler.

            Adayların bu ankete gereken özeni göstermeleri gerekir. Çünkü yıllardır söylüyorum. Üniversitede açılan bölümler ülkemizin ihtiyacı olan kalifiye elemanlara göre değil, üniversitenin fiziki şartları ve öğretim görevli sayısına göre açılıyor. Bunun sonucunda bazı alanlarda çok fazla mezun varken bazı alanlarda da ihtiyaç varken yeteri kadar mezun verilmiyor. Sonuçta kişiler için zaman ve emek kaybı, ülke için de kaynak kaybı oluşuyor. Bu nedenle bu anket ve benzerleri önemli. ÖSYM bu anketten çıkan verileri değerlendirip üniversitelerin geleceğini buna göre şekillendirebilir. 

         Son yıllarda ÖSYM denilince skandallar akla geliyor. Bu sınav sonucunda da yine skandal yaşandı. Sınav sonuçları açıklandıktan sonra kazanamayan öğrencilere kazandınız, kazandınız denilen 1499 öğrenciye de özür dileriz kazanamadınız, denildi.

       Kazanamadığı söylenip daha sonra kazandınız denilen öğrenciler için sorun yok. Ama kazandınız denilip daha sonra kazanamadınız denilen öğrencilerin ve ailelerinin psikolojik durumlarını düşünebiliyor musunuz? 

        ÖSYM yaptığı bu hatayı telafi edemez miydi? Bu öğrencilerin psikolojik durumunun hiç mi önemi yok? Öğrenci kontenjanlarını düşündüğümüzde bu sayının hiç de önemli olmadığını ve yerleştirilemeyecek bir sayının olamadığını düşünüyorum. Ayrıca bu ÖSYM Suriye’den gelen binlerce öğrenciyi sınavsız istediği üniversite ve bölüme yerleştirebilmişti. Yine bu ÖSYM cemaat üniversiteleri kapatıldığında buradaki binlerce öğrenciyi diğer devlet okullarına yerleştirebilmişti. İstenseydi çok kolay yapılabilirdi. Ama ne yazık ki yapılmadı. Bakan ve hükümet de bu gençleri önemsemedi. ÖSYM özür diledi, işte. Bir daha olmayacağının sözünü verdiler, deyip geçiştirdiler. 

           Bu konu tam kapanmışken bir skandal haber de Ardahan Üniversitesinden geldi. Bir öğrenci Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü için açılan yetenek sınavını 19. sırada kazandığı açıklanmışken kayıt için gittiğinde 14. yedekte olduğunu öğrendi. Onun yerinde olduğunuzu düşünsenize!

           Okulun müdürü de yanlışlıkla ek puan verildiğini ÖSYM ile yapılan görüşmede hatayı düzelttiklerini söylüyor. Bu müdür özür bile dilemiyor. Yapılan hatayı düzelttiklerini söylüyor. Öğrencilerin puanlarının nasıl hesaplanacağını bile bilmeyen bu müdür neden bu koltukta hala oturur, onu bile anlamak mümkün değil. Ülkemizde yanlış yapanın istifa etme kültürünün bir şekilde yerleşmesi dileğiyle.

NOT: Bu yazımı hafta sonu yazmıştım. ÖSYM Başkanı pazartesi istifa etti. Dileğim gerçekleşmiş oldu. Bu erdemliliği yanlış yapan bütün yöneticilerin göstermesi dileğiyle.