Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte vücudumuzdaki fazlalıklarımız yani göbeklerimiz ve yağlarımız iyice ortaya çıktı, değişik kıyafet taktikleriyle bile gizleyemez olduk. Bu fazlalıklarımızdan kurtulmanın yolu öncelikle spor yapmamız ve yiyeceklerimizden kısıp bilinçli beslenmemiz.

                Spor yapmak bizi sadece fazlalıklarımızdan kurtarmıyor, aynı zamanda sağlıklı bir yaşam sürmemizi sağlıyor. Düzenli olarak kavaklık parkında yürüyorum. Ne yazık ki çok fazla insanımız bu güzel yürüme ve koşma alanından yararlanmıyor. Genellikle yürüyenler çoğunlukta. Gözlemlerime göre belirli süre yürüyenler kilo olarak istedikleri sonucu alamayınca bu sefer koşmaya başlıyorlar. Peki koşmak mı, yoksa yürümek mi?

                Bilimsel araştırmalara göre, koşmak genetik hafıza kaydımızda sadece kısa süreli faaliyetlerimiz için var. Bir şeyden kaçarken, birini kovalarken, ulaşacağımız yere ulaşmada zaman sıkıntısı çekerken kısa süreli koşuları yapmak için var.

              Bu koşular için de bize sadece kaslarımız, kirişlerimiz ve mitokondrilerimiz yardımcı olmuyor. Her seferinde böbreküstü bezlerimiz de anında devreye giriyor. Bu da değişik sıkıntılara neden olabiliyor.

             Koşuyu uzatırsak kortizol üretimini çoğaltırsak bedenimize zarar vermiş oluruz. Koşu uzarsa çok fazla serbest radikaller de üreteceğimiz kesindir. Serbest radikaller de hücrelerimizin en büyük düşmanı, yani yaşlanmanın belirleyicisi. Ayrıca özellikle daha önce spor yapmamışsanız dizinize ve eklemlerinize aşırı yük bineceğinden farklı sorunlar da yaşayabilirsiniz.

           Bütün bu olumsuzlukları yaşamak istemiyor, kronik hastalıklardan korunmak ve keyifli bir yaşlılık sürmek istiyorsanız yürüyün, yürüyün! Yediklerimizle aldığımız kalorileri -enerji- yağ olarak depolanmalarına fırsat vermeden yakıp yok etmek için yürüyün. 

           Gıdalarla aldığımız enerjiyi mitokondrilerimizde yakıp bedensel enerjiye çeviriyoruz. Ne kadar çok mitokondrimiz varsa o kadar çok besin kullanıyor, o kadar bol enerji üretiyoruz. Kas dokumuz  mitokondri bakımından çok güçlü. Yürümenin “gençleştirici etkisi” de zaten bu noktada, yani kaslarda başlıyor. Siz yürüdükçe kaslarınızdaki mitokondri sayısı da artıyor. 

               Bedenimizdeki toplam çizgili kas kitlesinin yüzde 80’inden fazlası göbek çizgimizin altında, kalça, baldır ve bacaklarımızdaki kaslarda. Siz ne kadar çok yürürseniz sempatik sinir sisteminiz kaslarınıza özel sinyaller göndererek, daha fazla enerji üretmen lazım, bunun için de daha çok mitokondriye sahip olmak zorundasın, şeklinde mesajlar gönderir. Bunun sonucunda kas hücreleri yeni ve genç mitokondriler üretirler. Mitokondrilerin sayısı kadar yaşları da önemlidir. Tıpkı bizler gibi yaşlı ve eski mitokondriler de zamanla güçsüz düşüyor, daha az besin yakıyor, daha çok serbest radikal üretiyor. Daha az besin yakmak, daha çok yağlanmak anlamına geliyor. Aşırı miktarda serbest radikal üretimi ise yaşlanmamıza neden oluyor.

            Yürümenin pek çok sağlık faydası var. En önemli faydalarından biri de sadece bedeni değil, beyni de forma sokması. Düzenli yürüyüş yapanlarda beynin hafızayı kontrol eden bölümü olarak kabul edilen “hipokampus”ta yüzde 2’lik bir büyüme olduğu kanıtlandı. Aynı araştırmada hiç yürüyüş yapmayanlarda hipokampusun yüzde 1.4 küçüldüğü anlaşıldı.

        Gördüğünüz gibi yürümenim pek çok faydası var. Şimdi mevsim de uygun. Size sadece karar vermek kalıyor. Belediyelerimiz yürümek için parklarda yerler yaptı. Mutlaka evinize yakın bir yürüme parkı vardır. Kavaklık gibi çok güzel bir parkımız var. Tatilde başka bir yerdeyseniz oralarda da yürümek için uygun yerler bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin ve Y Ü R Ü Y Ü N !