Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen Yükseköğretim 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Töreni’nde şunları söyledi: “Türkiye yükseköğrenim sistemi, bugün gerçekten çok ileri bir seviyede bulunuyor. Ülkemizde faaliyet gösteren 205 yükseköğrenim kurumumuzda 7 milyon 611 bin öğrencimiz bulunuyor. Almanya’daki üniversitelerde 3 milyon öğrenci var. Bizde ise hamdolsun, 8 milyona yakın …”

                Bu kadar üniversitede okuyan öğrencimizin olması gerçekten iyi mi? Almanya yılda 300 milyar dolar fazla veren ekonomisiyle bizden daha fazla üniversite açamaz ve daha fazla öğrenci bulamaz mı? Tabi ki açar ve bulur. Sorun sayıda değil. Hem nitelikte hem de insan gücü planlamasında.

                Geçen hafta işyerime bir sekreter almak için ilan verdim. 3 günde 160 kişi başvurdu. Başvurular karşısında şok oldum! Başvuranların % 90’ı üniversite mezunuydu. Her bölümden mezun olmuş gençler vardı.

                Yıllardır üniversiteye girmek için mücadele edeceksin. Girecek, bitirmek için emek, zaman ve para harcayacaksın, mezun olduktan sonra okuduğun bölümle ilgili iş bulamayacaksın ve bölümünle hiç ilgisi olmayan sekreterlik için sıraya gireceksin!

                 Bu yıl ilk yerleştirmede 280 bin, ek yerleştirme sonucunda da 177 bin kontenjan boş kaldı. Tıp, hukuk ve lisans mühendislik kontenjanları dolmadı, yüzlerce bölüm tek aday tarafından bile ciddiye alınmadı. Açık, lisansta ön lisansın iki katı!

                Peki neden boş kaldı? En büyük nedeni yukarıda benim iş yerine başvuruda da görüldüğü gibi diplomanın bir işe yaramaması. En önemlisi de insan gücü planlamasının yapılmaması. Aşırı şişirilen kontenjanların hâlâ eritilememesi! YÖK ve ÖSYM’nin öngörüsüzlüğü. Barajın doğru belirlenmemesi. Siyasetin baskısıyla hiç olmadık yerlere gereksiz üniversite, fakülte ve bölümlerin açılması!

               Bundan nasıl kurtuluruz? Cumhurbaşkanı Almanya’dan bahsettiği için oradan devam edelim. Almanya’daki gençler neden üniversite kapısını bizim kadar zorlamıyor ve orada yığılıp hayal kırıklığı yaşamıyorlar? Çünkü çocuklar daha küçükken ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bir mesleğe doğru yönlendirilip o meslek sevdirilip benimsetiliyor. Üniversiteye gitmesi gerekenler de üniversiteye yönlendiriliyor. Sonunda mutlu, işini seven ve sevdiği işte başarılı nesiller yetiştiriyorlar. Bizim gibi olmayacak hayaller kurdurup yol ortasında bırakmıyorlar. İşin ilginç yanı bunu bizler görüyoruz. Ülkeyi yönetenler görüyor! Ama değiştirmek için yıllardır kimse bir şey yapmıyor!

             Şimdi bütün umudumuz yeni bakanımızda. Özellikle Cumhurbaşkanımızın da katılacağı, bakanımızın açıklayacağı yeni vizyon belgesinde. Umarım bütün bu sorunlarımızın çözümü için yol haritalarını orada görürüz de gelecek adına umutlanırız. Lütfen bizi bir kez daha hayal kırıklığına uğratmayın. Geleceğimizi karartmayın. Eğitim adına hiç bu kadar umutlanmamıştık! Sabırsızlıkla bekliyorum.