Hayal etmek insanın beyninde geliştirdiği duygu, düşünce ve geleceği canlandırmaktır. Hayal etmenin hem bedeli sıfırdır hem de getirisine paha biçilemez. Bazı hayaller vardır ki gerçekleştiğinde tüm insanlığın işine yarayabilecek hayallerdir.

                Edison karanlıktan korkan biriydi. Hep kafasında karanlığın yok olma hayallerini kurardı ve bir gün bu hayallerinin peşinden gitmeyi amaçladı. Yılmadı usanmadı ve ampulü icat etti ve hem hayalleri gerçekleşti hem de insanlığa hizmette bulundu.
                Bütün yenilikler sıra dışı düşünen insanlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Yeni dünyanın en önemli girdisi eskiden coğrafya, yeraltı kaynakları gibi şeylerdi. Şimdi becerikli, ufku sınırsız insan! Bu insanı öne çıkaran da hayal gücü.

               Ülkemizdeki hayal kurma durumuna baktığımızda birçok şeyin açıklaması da kendiliğinden cevap bulacaktır.

             “Bright Future” ve Intel’in 10 şehirde 8-55 yaş arası iki bin kişi ile görüşerek yaptığı bir araştırmaya göre çocukların yarısı hayal kurmuyor. Yetişkinlerde hayal kuranların oranı sadece yüzde 14. Bu kurulan hayallerin önemli bir bölümü bir mesleğe sahip olma hayali. Katılanların yüzde sekseni girişim yapmayı bir hayal olarak dahi aklından geçirmemiş. Oysa dünya yeni bir istikamete doğru gidiyor. Buna kimisi yeni ekonomi diyor, kimisi inovasyona dayalı, katma değeri yüksek ekonomi ya da dördüncü sanayi devrimi.

               Bu yeni dünyada yerimizi alabilmemiz için mevcut durumu sorgulayan, eleştiren insanlara ihtiyacımız var. Bu da eleştirel düşünce becerisini geliştirmekle olur. Bu öğrenilebilen bir beceridir. Hayal kurmak için önce eleştirmek lazım. Bunun için de özgür olmak lazım. Hayallerimizi paylaşabilmemiz lazım. Günahtır, yasaktır gibi sınırlamalar getirirseniz hayal çıkar mı? Özgürlüğe, sanata, tasarıma yatırım yapmadan teknoloji çıkmaz.

              Okullarda çocuklarımıza eleştirel düşünce becerisini öğretmemiz gerekiyor. OECD ölçümlerinde Güney Kore’de eleştirel düşünceye sahip öğrencilerin oranı yüzde 28, bizdeyse yüzde 2,2. OECD ortalaması ise yüzde 10,5. Bunun üzerine uzun uzun düşünmek lazım.

              Daha önceki yazılarımda da belirttiğim ve herkesin bildiği gibi bütün sorunlarımızın çözümü eğitimde. Çocuklarımıza hayal kurmayı bile öğretemeyen, eleştirel düşünmeyi öğretemeyen bir eğitim sistemine sahibiz. Bunları çözemediğimiz zaman ortaya akıl, yaratıcılık, bilim, sanat ve tasarım çıkmıyor. Bunları düzeltmeden yeni dünyada var olma şansımız yok.

              Nereden girdiği belli olmayan bir söz var ki çocukluğumdan beri her duyduğumda tüylerim diken diken olur. “Su küçüğün, söz büyüğün.” Çocukları daha küçükken konuşturmayan bir toplumun çocukları nasıl hayal kursun ve bu hayallerini birilerine anlatsın. Çocuklar özgür olmayı, özgür düşünebilmeyi daha çocukken öğrensin ki özgürce itiraz edebilsin, özgürce hayal kurabilsin. O zaman yaratıcı zekası ortaya çıkabilir. Çocukların hayal gücünün önünü açın!

             Türkiye olarak teknolojiyi alıyoruz. AMA O TEKNOLOJİYİ ORTAYA ÇIKARAN NEDENLERİ ALMIYORUZ. O nedenleri alıp biz neden o teknolojiyi üretmiyoruz. Bunu anlamakta zorlanıyorum …!

             Dışarıdan birileri gelip bunları bize öğretecek değil. Yine çare biziz. Lütfen dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Başarı ve başarısızlıktaki nedenler ortada. Bir an önce başarıdaki nedenleri oluşturup yeni dünyada üst liglerde yerimizi alalım. Aksi taktirde alt liglerde kalır, oralara da demir atarız.