Bu dünyada eşit olduğumuz nadir yerlerin başında gelen yerdir sandık. Bütün tercihlerin sonucunun sandıktan geçtiğini göremeyenin demokrasiden yana olduğu kuşkuludur. Zira demokrasi sandıktan geçer. Bir ülkede sandığa gidenlerin sayısı ne kadar yüksekse, demokrasiye olan inanç da o kadar fazladır

Oy kullanmak her şeyden önce hepimizin vatandaşlık görevidir. Oy kullanmak halkın, içerisinde yaşadığı devlet yönetiminde söz sahibi olabilmesinin tek yoludur. Halkın kendi geleceğini kendisinin tayin etmesidir. Dolayısıyla da büyük önem taşır. Demokrasi ile yönetilen toplumlarda halkın sözü geçerlidir ve oy kullanmak da demokrasinin bir gereğidir.

Demokrasiye sahip çıkmak için sandık başına gidelim, gitmeyecek olanları uyaralım, ikna edelim...

Kendi düşünceniz ne ise, bunu ifade etmek ve pek çok parti arasından sizin için doğru olanı seçmek, yalnızca oyunuzu sandıkta kullanmanız sayesinde olur. Kendiniz, aileniz, milletiniz, vatanınız için en doğru olanı tercih etmeli ve desteklemelisiniz. Oy kullanmak demokrasinin adeta işleyen bir kolu gibidir. Hatta ve hatta demokrasinin en önemli uzvudur. Demokrasinin bizlere tanımış olduğu bu hakkı kullanmalı, sandığa gidip oyumuzu kullanmalıyız.

Pek çok kişi hem oy kullanmamakta hem de ülke yönetiminden memnun olmamaktadır. Oysa ki sadece oy kullandığınızda birey olarak siyasete katılmış ve ülke yönetiminde söz sahibi olmuş olursunuz. Dolayısıyla eleştirme hakkı da yalnızca oy kullanan kişilerindir. Devlete karşı olan sorumluluğunu yerine getirmeyen kişilerin devlet yönetimine dair eleştiride bulunması da anlamsızdır.

Bir ülkenin geleceğini tayin etmek için nerede yaşarsanız yaşayın mutlaka gidip oyunuzu kullanın. ”Bir oy eksik olsa ne olacak” ya da ”Benim oyumdan ne olur ki” gibi düşüncelere kapılmamalısınız. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak devlete ve millete karşı olan sorumluluğunuzdan kaçmamalı, ülkenin geleceği için sorumluluğunuzu yerine getirmelisiniz.

Seçimler seçmenlerle beraber anlam kazanır. Atalarımızın dediği gibi “Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu bir ülkeyi kurtarır.” Hepimiz biriz, hep beraber bütünüz. 

Her seçim önemlidir. Ama 24 Haziran seçimleri diğerlerinden daha da önemli. Cumhurbaşkanlığı yönetim şekli ilk defa uygulanacak. Bu yönetim şeklini uygulayan ilk Cumhurbaşkanı kim olacak? Recep Tayip Erdoğan kazanırsa bu sistem devam edecek. Muhalefet kazanırsa eski meclis sistemine dönülmeye çalışılacak.

Kazananın çok az oyla kazanacağı, kaybedenin de çok az oyla kaybedeceği bir seçim olacağından her oyun önemi biraz daha artıyor. 16 yıllık iktidarın değişme olasılığı hiç bu kadar yakın olmamıştı. Bu nedenle iktidar yanlısı seçmenin iktidarı koruması, değiştirmek isteyen seçmenin de değiştirmek için mutlaka sandığa gitmesi gerekiyor.

Tüm seçmenlerden mutlaka oy kullanmalarını ve demokrasinin katılımcılık yanını güçlendirmelerini istiyorum. Asıl önemli olan, bir oyun işe yarayıp yaramaması değil, bu toplumun bir bireyi olarak bizim bir işe yarayıp yaramamamızla ilgili bir durumdur bu. 

Hiçbir parti ya da aday sizi tatmin etmeyebilir. Siyasetten de nefret edebilirsiniz, fakat bu ülkede yaşayan birinin böylesine önemli ve kritik sonuçlara yol açabilecek bir mekanizmaya katkı sağlamaması, koltuğundan kalkıp da 200 metre ötedeki okula gidip sesini duyurmamasını anlamak çok zor. 

Her seçimde sandığa gitmeyen en az yüzde 10-15 seçmen var. Bu rakamlar partilerin pozisyonunu, dolayısıyla ülkenin yönetimini değiştirecek rakamlar. Üstelik şu anda %1’lerin seçim sonucunda çok etkili olması bu oyların önemini daha da arttırmaktadır.

Haydi! 24 Haziran pazar sabahı sesimiz olan oyumuzu kullanıp haykıralım.