Günlerdir kamuoyunda konuşulan Kurban Bayramı tatili kaç gün olacak sorusu dün toplanan Bakanlar Kurulu ile nihayet belli oldu. 10 gün tatil… Bu haber bir anda turizm şirketlerini hareketlendirdi. Birçok kişi rezervasyon yaptırmak için telefonlara sarıldı.

Tatil, sanayi toplumunda üretmek ve tüketmek arasında kalan zaman olarak tanımlanır. Çalışan birey, bu süreçte bedenen ve zihnen kendini yeniden işe hazırlar. Fakat piyasa bu sürecin örgütlenmesini bireye bırakmaz. Çünkü bu sürecin dahi tüketime hizmet etmesi gerekir. Devasa bir sektör bu süreci tasarlar. Bu nedenle standartlaşma ve kitlesellik, tatili ele geçirmiştir.

Bence bu fırsat kaçmaz. Bu 10 günlük süreci en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Turizmciye destek olmalıyız. Zaten bu süre uzatımı, ancak iç turizmi canlandırabilir. Ayrıca yabancı turistler, bu süre uzatımını ve tatil yörelerinin hınca hınç dolmasını da istemezler. Tabii ki biz burada kararları yabancıların isteğine göre alacak değiliz de, on günün yabancı açısından getirisi olmayacağını vurgulamak istedik. Turizm sektöründen süre uzatılsın çağrıları geliyor gelmeye de, turizmde zaten doluluk oranının en yüksek olduğu mevsimde bulunuyoruz. Sektör temsilcileri şunu istiyor olabilirler tabii ki; doluluk oranı yüzde 99 değil, yüzde 100 olsun. Kendi açılarından haklıdırlar. O zaman haydi iç turizme bir destekte sizden olsun!