Sana verilen bir yaşam var, iyi yaşarsın kötü yaşarsın bu senin tercihin olur. Belki sadece gerçek sensin ve senin algılarındır, belki bir döngüyedir hizmetimiz. Egomuzdan sıyrıldığımız zaman doğal döngü içinde görevimiz yerine getirmemiz dışında yaptıklarımızın izi kalır o kadar. Keşke kalp kırılan değil, bükülen birey olsaydı o zaman daha kolay olurdu eski haline gelmesi. Fikrimce iyileşmenin temeli bırakmak, eski, çürük, yıpranmış şeyler attığımızda enerji de yenilenip tazelenecek gibi geliyor. Tabi neyi, ne zaman bırakmamız gerektiğini anladığımız zaman daha da rahat olur, dolayısıyla keşkelerle yaşadığımız hayat yerini neyselere bırakır. Güçlüklere boyun eğmemek zor olsa da her umutsuzlukta bir umut, her karanlıkta bir aydınlık, her bitişte bir başlangıç vardır. Son nefese kadar umut edebilmeli ve hayallerden vazgeçilmemeli ki hayatımızda çekilir olsun. Arada yalnız kalarak kendimizle yüzleşmek iyi gelecektir. Kalabalıklar kaçıştır ama yalnızlık başlı başına bir yüzleşmedir. Kaçtığın düşünceler, kendinden gizlediğin gerçekler ve inkar ettiğin her şey zihninde yalnızken daha rahat canlanır. Bir hastalığı tedavi etmek istiyorsan önce o hastalığı teşhis etmelisin, teşhis koyduktan sonra tedavi yöntemi bulunur, ama işin en zor kısmı teşhistir, yalnızlık dikkatli kullanıldığında çok iyi bir tedavi yöntemdir. Bize bencil olmanın, kendimizi düşünmenin yanlış ve hoş karşılanmadığı öğretildi. Belki de bunu bizler yanlış anladık, anlamaya da devam ediyoruz. Önce kendine saygı duyup sev ki, yıkılmadan güçlü olabilesin, zaman zaman ruh halimiz buna müsait olmasada yine de hayat çok güzel. Yaşanacak çok şey var, günlük hayatın koşturmasından biraz uzaklaşıp seyre dalmak lazım. Yaşamak güzel yaşayarak yaşamak daha da güzel.