Bir heyecan var, çocuklarımızdan çok ailelerde belki de… 
Karnelerimizde teknolojiye yenik düştü gerçi ya neyse. 
Pür dikkat beklerdik Cuma günlerini, şimdi ise internete girip rahatlıkla bakabiliyoruz notalara. Eskiye mi dönsek bu konu da ne…
Bunun sebeplerini saymakla bitiremeyiz. 
Ben bu konularda konuştuğumda çevremde bulunan eş-dostlar çok kızardı. Ama benden daha ağır konuşan bir hocama denk geldim. 
Aileler için şunu diyordu ‘Çocuklarınıza Tapmayın’ verende Allah alanda Allah. Bunu söylemesinde o kadar sebep var ki benim içimde. 
Okula bile bıraksalar çocukları yorulmasın, eziyet çekmesin, sabah erkenden soğukta kalkıp okula gitmesin diye gidecek veliler ile dolu. 
Uçmayı zamanın da öğrenemeyen kuş misali hayatında yem olacağı günü bekleyen bir nesil mi yetişiyor ne… 
İyilik yaptığınızı zannederken belki de çocuğunuza en büyük zararı siz veriyorsunuz. Dünyanın çocuklar etrafında dönmediğini iyi bilmeliyiz.
Okul kapılarına bir bakıyorum anneler pür dikkat çocuklarını bekliyor. Liseye geçmiş çocuklarda bile bunu görmek mümkün. 
Peki biz ne ara bu kadar koruyucu bir aile olduk. Koruyucu aile çağdaş eğitim sisteminde kabul edilen bir aile mi. 
Hayır tabi ki tam aksine çocukları; doyumsuz, hayıra tahammülü olmayan, alınan eşyaların kıymetini bilmeyen, en önemlisi hedefi olmayan bir gençlik haline gelmekte ve gelecekte de daha büyük sıkıntılar bizleri beklemekte.
Gelin hep beraber bu karne gününü iyi değerlendirip çocuklarımıza cezasını da, ödülünü de yapılan davranışlar çerçevesinde verelim. 
Yokluk çeken bir neslin varlık çeken çocuklarını kaybetmeyelim. 
Karne geleceğe yön veren notlar demektir. Her alınan not iyi değerlendirilmeli düşük olarak tabir ettiğimiz her bir notun sebebi sorgulanmalı ve ikinci döneme bir ders niteliğinde paylaşılmalı. 
Öldüm bittim, sen saten başarısızsın cümleleri sadece olayı daha da büyütmeye, gerçek almamız dersi almamamıza sebep olabilir. 
Aileler çocuklarını yarıştırmaktan ziyade çocuklarının kapasitesine göre not sınırı koymalıdır.