Türk anayasa hukukuna 1961 anayasası ile girip 1981 anayasasında da yerini koruyan sosyal devlet anlayışı devletin sosyal barışı ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla sosyal ve ekonomik hayata müdahalesini ifade eder.

Sosyal devlet yurttaşlarına ailenin korunması, çalışma hakkı, adil ücret hakkı, sosyal güvenlik hakkı, sağlık hakkı, konut hakkı, eğitim hakkı ve yaşanılabilir bir çevre gibi hakları sağlayan devlet anlayışıdır.

Sosyal devlet anlayışı, yerel yönetimlerde sosyal belediyecilik olarak karşılık bulmaktadır. Belediyeler uyguladıkları sosyal politikalar ile halkın refah, huzur ve esenliğini artırarak sosyal barışı ve dengeyi sağlayarak, merkezi hükümetin sosyal kalkınma projelerinin yerel ayağını güçlendirirler.

Sosyal belediyecilik kapsamında yerel kalkınma öncelikle insan odaklı olmalıdır. Kümülatif büyümeden ziyade, sonuçları toplumun geneline yansıyan eşitlikçi ve kapsayıcı bir büyüme hedeflenmelidir. Büyüme sürecinde eşitlikçi pay alamayan kesimleri gözetici, pozitif ayrımcı politikalar sosyal belediyeciliğin görev alanına girer. Yerel kalkınmada başta ekonomik kalkınma olmak özere, sosyal, siyasal, kültürel kalkınma da gözetilmelidir.

Yerel kalkınma sürecinde;

  • Bir yörenin doğal, beşeri, ekonomik kaynaklarını, belirli önceliklere göre yöre insanının refahını artıracak şekilde harekete geçirilmesi,
  • Eşitlik, hakça paylaşım, sosyal dayanışma, gönüllülük, topluma hizmet, ortak gelecek ve ortak sorumluluk gibi değer yargılarının topluma yerleşmesine öncülük etmek,
  • Tüm halkın karar alma sürecine dahil edilmesi, katılımcı, şeffaf ve hesap verilebilirlik ilkelerinin hakim kılınması,
  • Etnik köken, dil, din, mezhep gibi kültürel farklılıkların toplumu ayırıcı değil bilakis, toplumsal ilişkileri zenginleştirici ve birleştirici politikalar uygulamak

Belediyelerin üstleneceği en önemli görevlerdir.

Yerel kalkınmada belediyelerin üstlendiği misyonla sosyal belediyecilik görevini de ifa ederler.

Ekonomik kalkınmanın her zaman sosyal refaha eşdeğerde yansımadığı da bir gerçektir. Toplumda ki gelir düzeyinin alt tabaka lehine düzeltilmesi, dezavantajlı kesimlerin desteklenmesi merkezi hükümetin politikalarında gözetilmesi gerektiği kadar yerel yönetimlerin görev alanına da girer.

Bütün mesele belediyelerin bu politikaları uygulayıp uygulamadıklarından daha da önemlisi toplumun dezavantajlı kesimleri gözetilirken daha geniş anlamıyla sosyal belediyecilik yapılırken eşit ve hakkaniyete uygun yapılıp yapılmadığıdır.

 

Bir Mısra

Meyhane mukassi görünür taşradan amma

Bir başka ferah, başka letafet var içinde 

NEDİM

( Dışarıdan bakıldığında meyhane ürkütücü, karanlık dumanlı kasvetli bir yer gibi görülür ama içinde bir başka ferahlık ve letafet vardır. ) 

eczerdogan@gmail.com