35 senedir ülkemizin iktisadî ve ruhî kalkınmışlığını sömüren bir örgüt ile karşı karşıyayız!

Hem insan gücümüzü hem moral gücümüzü sömüren, Allah’tan korkmayanlarla  ile mücadeledeyiz!

Kökü dışarıda eli içeride emperyal ülkelerin maşalığını yapan, din, ahlak, töre, örf, âdet, gelenek, görenek bilmeyen kahpe çocukları her gün canlarımıza kast ediyor!

Hapisten afla çıkan adam on kişinin kafasını pompalı tüfekle parçalıyor!

3 yaşındaki çocuğa önce tecavüz ediliyor, ardından boğuluyor!

Gencecik bir kızımızın ırzına geçilip, sonra yakılıp sonra da yakılıyor!

Ve daha neler neler…

Hem pkk denilen Allah’sız güruh, hem toplumsal terör almış başını gidiyor!

Sormamız gereken soru şu aslında: Terör nasıl biter?

Her şeyin özünü bilen Allah bize bunun cevabını veriyor aslında Kitabımızda:

Ey temiz akıl sahipleri, Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız. (Bakara-179)

Kısas ve hayat birbirine okyanuslar kadar uzak kelimeler gibi durmaktadır. Lakin bizleri yaratan Allah bizi bizden daha iyi bildiği için, kısasın bize hayat olacağını söylemiş.

Evet, sadece idam değil; her ne şekilde kana girersen, bir mazlumu hangi biçimde öldürürsen, aynı şekilde karşılığını görürsün.

Birinci olmazsa olmazımız: “Kısas!”

Elinde silahlarla gece evleri basıp, çocukları alan kahpe çocuklarının sesi kesildi doğunun bir çok yerinde. Ve uzun süredir görmediğimiz manzaralara şahit oluyoruz.

Diyarbakır, Van, Bitlis, Şemdinli, Çukurca, Yüksekova ve diğerleri…

Buralardan insanlar teröre lanet yağdırıyor. İnsanlar devletin varlığını oralarda güçlü bir şekilde hissedince tarafını seçmekte zorluk çekmiyor hamd olsun!

İkinci olmazsa olmazımız. “Ekonomik atılımlar!”

Devletimiz ve özel sermaye işsizliğin çok olduğu bölgelere daha fazla yatırım yapacak. O bölgelerde güvenlik daha da sağlam olacak. İş bulamadığı için insanlar şehrini, toprağını terk etmeyecek!

Hakkari, Yüksekova’ya havaalanı yaparsan tabi ki köpeklerin kudurmalarına şahit olursun!

Üçüncü olmazsa olmazımız: “Kültürel çalışmalar!”

Sırtını Leninist, Marksist, Stalinist düşüncenin çukurlarına bağlamış örgüte karşı verilecek en güzel cevaplardan biri de budur!

Stk’lar toplantılarını Şırnak’ta yapacak!

Yazarı, şairi, sanatçısı gidip oralarda ittihâd-ı İslâmı anlatacak!

İslam’ın bendesi olmuş, kürt insanına kendi öz mirasını hatırlatacak!

Allah’ı bilen, Peygamberi seven bir Türk veya bir Kürt terörün hiçbir türlüsüne kalkışmaz!

Dördüncü olmazsa olmazımız: “ Kandil denilen karanlık yuva dümdüz edilecek. Çok kolay ve rahat bir şekilde kocaman dağlar dinamitlerle un ufak ediliyor. Oralarda tek bir tepe kalmayacak şekilde düz bir vadiye çevrilecek!

Sempatizan, destekçi, şakşakçı kim varsa derhal vatandaşlıktan çıkarılacak ve bir daha ömür boyunca ülkeye girişi yasaklanacak!

Gerçekten Kürt aydını olan kişilerin eserleri devlet eliyle basılacak ve dağıtılacak!

Yazacak ve söyleyecek çok şey var lakin satırlar şimdilik yetmiyor.

Son olarak sözü Bitlis’in yüreğinden kopup gelmiş bilge adama ÜSTAD’a bırakıyorum:

"Kürtler, İslam camiasından ayrılmaya asla tahammül edemezler. Bunun aksini iddia edenler, mutlaka özel maksatlar altında hareket eden ve Kürtlük adına söz söylemeye yetkili olmayan beş-on kişiden ibarettir...

Kürtlük davası pek manasız bir iddiadır. Çünkü her şeyden evvel Müslüman’dırlar. Hem de dini salabeti kuvvetli olan hakiki Müslümanlardan... İslam, cahiliye asabiyesini ortadan kaldırmıştır. İslam, İslam kardeşliğine aykırı olan kavmiyet davasını yasaklamıştır... İslamiyet, herhangi bir ırkın diğer bir İslam unsuru aleyhine olarak menfi surette ayrılmasını kabul etmez.

Binaenaleyh Kürtleri Müslümanlıktan ayırmak isteyenler, İslam’ın esaslarına muhalif hareket ediyorlar. Fakat bunlar da kimlerdir? Bir-iki kulüpte toplanan beş-on kişiden ibaret. Hakiki Kürtler, kimseyi kendilerine savunma vekili olarak kabul etmiyorlar. Onların vekili ve Kürtlük namına söz söyleyecek kişiler, ancak Osmanlı Mebusan Meclisindeki kişiler olabilir.

Kürdistana verilecek muhtariyetten bahsediliyor. Kürtler, yabancı himayesinde bir muhtariyeti kabul etmektense ölümü tercih ederler. Eğer Kürtlerin inkişaf serbestliğini düşünmek lazım gelirse, bunu Bogos Nubar ile Şerif Paşa değil, Devlet-i Aliye düşünür. Hulasa Kürtler, bu hususta kimsenin aracılığına ve müdahalesine muhtaç değildirler"