İletişim, dünden bugüne her türlü sorun ve sıkıntıların giderilmesinde rol oynayan önemli bir etkileşim aracı olmuştur. Kişiler, duygu, düşünce veya bilgi alışverişini bu yolla aktarmış ve amacına ulaşmıştır. Bu nedenle iletişim hayat akışının olmazsa olmazıdır.

İlk insandan bugüne kadar milyarca insan yaratılmış ve bu insanlar içinde akli melekesini yitirenlerin dışında hemen hepsi iletişim yollarını eksik ya da fazla kullanmış, kullanmaya da devam etmektedir.

İletişim her zaman önemini korumuştur. Söz ve söylemi daha iyi kullanmak, karşıdakini etkilemek ve konuşma becerilerini güçlendirmek için özel ders alanlar olduğu gibi üniversitelerde etkili iletişim teknikleri adı altında dersler de okutulmaktadır.

İletişime önem veren atalarımız bu konuya ilişkin çok güzel sözler dile getirmiştir. Bunlardan, “hayvan koklaşa koklaşa, insan konuşa konuşa birbirini daha iyi anlarlar” sözü adeta dilimize pelesenk olmuştur.

Maalesef geldiğimiz noktada insanlar iletişim çağında iletişimsizliği yaşamaktadır. İletişimin koptuğu anda her türlü sorun ve sıkıntılar da beraberinde gelmektedir. Bugün en büyük sorunlarımızın başında anlaşamama, anlaşılmama ve anlatamama gelmektedir.

Küçük meselelerden büyük fırtınalar koparan insanımız oturup konuşmaktan ziyade konuşmamayı istemektedir. Hayatı günlük yaşıyor, günlük tüketime kayıyoruz, sürekli kendi istek ve taleplerimizin gerçekleşmesinden yana tavır almaktayız. Bu da kişileri bencilliğe ve enaniyet tuzağına sürüklemektedir. Biliyoruz ki bencillik ve enaniyet, insanın nefsine kul, köle olmasına açılan kapıdır. İlk adım ve sonrakiler, kişinin bataklığa saplanmasına, çöktükçe çökmesine neden olmaktadır. Bu sebeple benlik ve enaniyet, insanı kalabalıklar arasında yalnızlaştırır, körleştirir, sağırlaştırır da ruhu bile duymaz.

Bugün eğer bilgisayar başında makaleler yazabiliyor, küçük bir cihazla dünyanın bir ucundaki kişiyle iletişime geçebiliyorsak unutmayalım ki bunu iletişimle başardık. İletişim kurulmasa, birliktelik olmayacaktı ve bu birliktelikle büyük kazanımlar sağlanamayacaktı. Her alanda bir iletişim süreci yaşanmaktadır ve bu süreç sonunda birçok yeniliklerle imza atılmaktadır. Bu yenilik imzaları iletişimle, istişare ve fikir alışverişiyle gerçekleşmektedir.

İletişimin sağlanamaması, insanları birbirinden kopardığı gibi uzaklaştırdıkça uzaklaştırmaktadır. Empatiyi unutan bireylerde, karşıdakini değersizleştirme baş göstermektedir. Bu durumda birçok ayrılıkları beraberinde getirmektedir.

Her insanın farklı karakteri var ancak bu karakteri iyi ve doğru yola kanalize etme de yine kişinin hayata bakışıyla ilişkilidir. Bakışımızı istişareye, empatiye ve karşıdakinin fikrine değer vermeye odakladığımız zaman hep şahıslar hem de toplum kazanacaktır.