Misafir ağırlamak ve onunla vakit geçirmek bizim hem kültürümüzün hem de dinimizin gerekliliklerindendir. Onun için misafir, bu topraklar için çok değerli, değerli olduğu kadar da bereket vesilesi olarak görülür. Ev sahibi misafiri için elinden geleni yapar, onu hoşnut etmek için emek verir, kafa yorar. 

İslam topraklarına da öyle bir misafir geldi ki onun gelişini beklerken ön hazırlıklar yapıldı, ona göre programlar ayarlandı. Geldi, gelecek derken asıl misafirin önünde iki değerli misafir ağırladık önce. Recep ve Şaban geldi ilkin, beraberinde bereketi, bolluğu ve kardeşliği de getirdi. Onların ardından da beklenen misafirimiz, Ramazanı konuk ettik, ağırladık. 

İlk teravihi, sahuru ve iftarı hatırlıyorsunuz değil mi? Bu sene de yaz aylarına, sıcağa gelecek diye düşünenlerimiz oldu. Ama misafiri gönderen, onunla beraber saba rüzgârını, günün tamamına yaydı, hem şehrimiz hem de gönlümüz serinledi adeta. 

Gündüzü bir başka, akşamı bir başka, gecesi bir başka güzel geçti ramazan günlerinin. “Başı rahmet, ortası mağfiret ve bugünleri de cehennem ateşinden kurtuluş” olarak tanımlanan bu değerli misafir bizi terk etmeye hazırlanıyor. Ramazan, gönüllere huzur, evlere bereket getirdi beraberinde, her akşam iftar saati Halil İbrahim Sofraları kuruldu her hanenin ekonomik durumuna göre. Allah rızası için ağırlandı bu sofralarda misafirler, bereketlendi sofralar ve gönüller. 

Ramazan, 11 ayın sultanı, ayların bereketlisi olarak tanımlanır. Yılın bir ayının gündüzünü oruç, akşamını ibadet ve gecesini sahurla geçiren Müslümanlar, bu bereketli günlerden en üst derecede istifade etmek için adeta birbiriyle yarıştılar. Rekabetin olmadığı bu tatlı yarışın kazananı ihlas ve samimiyetle hareket edenler oldu. Onların kim olduğunu da ancak Allah (cc) bilir tabi. 

Ramazanın ilk günlerinde bir başka heyecan vardı, ortalarına doğru fitre ve zekâtlar hesaplandı ve bugünlerde bir hüzün çöktü yüreklere. Aylarca beklenen ve gelişiyle gönülleri hoşnut eden misafir için artık ayrılık vakti. Şimdi yolcu etmeye hazırlanırken misafiri, 3 gün evlerimize neşe ve sürur katacak diğer misafirin hazırlığını yapmaya hazırlanıyoruz. Bir çocuğunu gurbete gönderen babanın diğer çocuğunun gurbetten gelmesindeki sevinç ve hüznü bir arada yaşıyoruz adeta. Ramazanın gidişine üzülürken Fitre Bayramı’nın (Ramazan Bayramı) gelişine seviniyoruz. 

Ramazanın manevi atmosferinden en üst seviyede istifade edenlerin bayramda ve sonrasında da ramazan havasını yaşaması gerekmez mi? Gelin bu ramazan ve bayramı vesile kılarak bazı olumsuz huylarımızı olumluya çevirelim. Mesela küskünlüğü çıkaralım lugatımızdan, sevgiye sarılalım sımsıkı. Yunus misali, “Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz” diyelim ve ilk adımı atan da biz olalım. 

Bugün köşe, ramazana veda, bayrama hoş geldin makalesi oldu bir anlamda. Bu vesileyle Fitre Bayramı’nız mübarek olsun. Bayramın mazlum milletlerin kurtuluşuna, ülkemize ve İslam Âlemine huzur ve kardeşlik getirmesini diliyorum. En önemlisi de kurak gönüllerimizin yeşermesine vesile olmasına dua ediyorum. Bayramınız bayram olsun.