Zaman öyle hızlı akıyor ki 3-5 yıl önce yenilik olarak sunulan birçok şeyin eskidiğine şahitlik ediyoruz. Dijital dünyanın getirdiği yenilikler ve beraberinde hızlı yaşama ayak uydurma zorunlu hale geliyor.

Yıllar önceye gidelim, birçok kişinin dede ve nenesinden dinlediklerine kulak verelim. Şehirde yaşayanların kırsalda ikamet edenlerden bir tık önde olduğunu duymuşuz, dinlemişizdir. Köy ve kasabada yaşayanların elektrikten uzak yaşadığı senelerde şehirdekiler de ara ara buluştuğu elektriği sadece aydınlanma için kullanırmış. Yıllar geçti ve insanımız önce radyo, sonra da televizyonla tanıştı. Tabi bu süre içinde elektrikte artık hemen hemen her köye ulaştı. Çıra altında oturup geceyi loş ışıkla geçiren halkımız artık bir tıkla aydınlanabiliyordu. Enerjiyle birlikte birçok yenilikte hayatı sarmalamaya başladı. Hikaye ve masalla büyüyen çocuklar, atariyle tanıştı. Elinde atarisi olmayanlar atari salonlarının yolunu tuttu ve oyunlara müptela oldu. Atari de bilgisayar teknolojinin gelişmesiyle birlikte yüzüne dahi bakılmayan bir alet olarak geçmişin sayfalarına gömüldü. Önce bilgisayarlar sonra cep telefonları ve tabletlerle çağımız insanı bir çağı kapatıp yenisine geçiş yaptı adeta. Tabi bu teknolojilerin hiçbirinde Türk imzasını görmedik, göremedik. Kısa süreli cep telefonunda küçük markalarımız oldu ancak büyümeden kaybolup gitti. 2000’li yılların başından itibaren teknolojiye esir olan günümüz insanı bu alandaki gelişmeyle birlikte iyice teknolojinin içinde kaybolmaya başladı. Yenilenen dünya artık dijitalleşiyor ancak ülkemiz bu alanda yerini alamıyor.

Başa dönecek olursak dijital dünyanın getirdiği yeniliklere ayak uyduruyoruz ancak bunu satın alarak yapıyoruz. Teknoloji yatırımları, teknoloji üretimi ve teknoloji ihracatıyla Türkiye’nin özlediğimiz günlere ulaşması çok kolay olacaktır. Peki, bunu nasıl yapacağız; icat çıkararak, çılgın fikirlere destek vererek… İcat çıkarmaktan korkmadan, yenilikçiliğe uyum sağlayarak dünyaya teknoloji satmaktan başka çaremiz yoktur. Bu dönem, tarihe fikirlerin yarıştığı, fikirlerin paraya dönüştüğü bir yüzyıl olarak işleniyor.

Hayalimiz, ülkemizin dünya arenasında ilkler arasında olmasıdır hiç şüphesiz. Ancak bunun için de projeler geliştirmek ve bu projelerimizi hayata geçirmek zorundayız. Bunu her alanda yapmak mecburiyetindeyiz. Tarım ve hayvancılık bile artık teknolojiyle ilerliyor. Artık kimse eliyle süt sağmıyor, makine kullanıyor ve daha fazla ürün elde ediyor.

Zamanın gerektirdiği silahı (teknolojiyi) kullanmayı bilmez, bu teknolojiden bihaber ömür sürersek küçük sarsıntıda dahi ülke ekonomisi zarar görmeye devam edecektir. Bizim gibi ülkelerin, birlik ve beraberlikle teknolojiye eğilmesi, teknolojiye yatırım yapması ve bu alanda kendini geliştirecek kişilere destek olması gerekmektedir. Aksi halde bu konuşmayı tekrar eder dururuz.