Her alanda kalkınma ve ilerleme sağlamak istiyorsak üretime ve üreticiye destek vermek zorundayız. Zaman zaman üretimi az olan ürünlerin ülkemizde nelere yol açtığını hepimiz yaşarak görüyoruz. Geçen sene patates, bu sene soğan en bariz örnek olarak dikkati çekiyor.

Kimseyi suçlamaya, şundan ya da bundan dolayı bunları yaşıyoruz demeye gerek yok, bu konuda herkes üzerine düşeni yapmak zorundadır. Aksi halde bu suni gündemi daha çok yaşarız. Ülkemizin gündemi bunlar olmamalıdır. Dünya devletleri arasında öne çıkmak istiyorsak, ekonomimize, üretimimize ve bilimsel çalışmalara ağırlık vermeliyiz.

Kendine yeten ve ürettiklerini ihraç eden bir ülke olmak hepimizin önceliği, hayalidir. Peki, bunun için ne yapıyoruz, elimizi taşın altına koyuyor muyuz? Her şeyi devletten bekleme hatasına düşüyor muyuz? Üreten tarafta mıyız yoksa tüketen mi?  Tasarrufa yeteri kadar önem veriyor muyuz yoksa israfta ısrar mı ediyoruz? Sorular uzun, cevaplar sorulardan daha uzun.

Dünyanın büyük bir çoğunluğu şu anda cep telefonu kategorisinde iki ülkenin ürettiği markaları tercih ediyor. Birisi Güney Kore diğeri de Amerika menşeili cihazlar. Bizim sanayicimizin 1 tonluk ihracatına denk gelen bu cihazlar, hemen hemen bütün dünyanın tercih ettiği markalar olarak biliniyor. Dünyanın birçok ülkesinde yollarda gözümüze takılan otomobil markaları, Almanya, Amerika, Japonya, Fransa ve İtalya’ya ait. İrili ufaklı markalar var ancak bilinen ve öne çıkan markalar bu ülkelerin. Ülkemizin dünyaya açılan bir markası ne yazık ki şu anda mevcut değil. Yıllarca bunun hayali kuruldu ancak şu ana kadar istenilene ulaşılamadı. Bunun için geçtiğimiz yıllarda bir konsorsiyum oluşturuldu, bakalım kendimize ait otomobil markamız ne zaman yollarda boy gösterecek. Bu konsorsiyum bize birlikte hareket etmenin önemini gösterdi. Amaç hasıl olduğunda da konsorsiyumun meyvelerini bütün ülke yemiş olacak. Neden dünyanın farklı ülkelerinde Türk markaları öne çıkmasın, geç kaldık ama yarına göre geç kalmış sayılmayız. Dedelerimiz bu hayalin gerçekleşmesini görmedi ama bizler ve bizden sonrakiler inşallah görecek.

Biz patates, soğan ve sarımsakla meşgul olarken birileri ilaç sanayinde, otomotivde, telekomünikasyonda, bilişim ve yazılımda yenilikçi çalışmalarla dünyaya ürün pazarlamaya devam ediyor.

Büyüklerimiz, “İkilik yok, birlik var, yalnız bunda dirlik var” derken ne de güzel söylemişler. Birlik ve beraberlikle üretimden ihracata, bilimden sanata kadar geniş bir alanda dünyaya “ben de varım” diyebilmeliyiz. Kısır çekişmeleri bir kenara atıp geleceğe el ele, gönül gönüle yürümekten başka çaremiz yoktur.