Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 Nisan 1920’de kurulması aynı zamanda birçok yeniliği de beraberinde getirdi. Bunlardan biri de Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’dır. Bu bayram, meclisin kurulması onuruna sadece Türk çocuklarına değil dünya çocuklarına armağan edilen milli bayram oldu. Yeryüzünde ilk olan çocuk bayramı her yıl 23 Nisan günü şenlik havasında kutlatmaktadır. Bütün çocukların bayramını kutluyorum.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla çocuklara ilişkin verileri incelemek istedim. Türkiye İstatistik Kurumunun 2017 yılı çocuk verilerine göre ülkemizin nüfusunun 22 milyon 891 bin 140’ı çocuk. Ülkemizin geleceği adına bu veri çok önemli, ülke nüfusunun yüzde 28,7’sini oluşturan çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmek zorundayız. Aksi halde gelecek adına umutlu konuşmamız mümkün gözükmemektedir. Övünç kaynağımız olan bu beşeri sermayemizi kazanca çeviremezsek kaybeden yine biz oluruz. İlerleme yapmaya hazırlanırken geriye düşeriz. Tamda burada bir veri karşımıza çıkıyor; öğretim yılı ve eğitim seviyesine göre net okullaşma oranı, ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı 2015-2016 öğretim yılında yüzde 79,8 iken 2016-2017 öğretim yılında yüzde 82,5 oldu. Kız çocuklarının net okullaşma oranının 2016-2017 öğretim yılında en yüksek olduğu il yüzde 100 ile Rize oldu. Bu ilimizi yüzde 98,2 ile Isparta ve yüzde 97,7 ile Artvin izledi. Net okullaşma oranının en düşük olduğu il ise 46,7 ile Muş oldu. Bu ili yüzde 50,9 ile Ağrı ve yüzde 53,2 ile Bitlis takip etti. Düzenlenen kampanyalar ve çalışmalar meyvesini veriyor, ilerleyen yıllarda daha da iyi seviyelere geleceğine inanıyorum. Okuyan, yorumlayan ve analiz gücü yüksek bireylere ne de çok ihtiyaç duyulduğunu hepimizi çok iyi biliyoruz.

Yukarıda sıraladığım verilerin bugünlerde güncellenmesini bekliyorum. Yazının yayına hazırlandığı süre içerisinde yayınlanmadığı için geçen yılın verilerine göre hareket ettim. İç açıcı, geleceğe umutla bakabilmemizi sağlayacak veriler görmek istiyorum. Bu benim değil toplumun özlemidir.

Çocuklarımızı geleceğe hazırlarken sadece matematik, fen, Türkçe yüklemesi yapmayalım. Bunlar tabi ki çok önemli alanlardır ama bunların yanı sıra sosyalleşmelerini sağlayacak etkinliklerde de var olmalarını sağlayarak hobileri olmasına katkı sunmaya gayret edelim. Keman çalan bir doktor, tiyatrocu polis, yamaç paraşütçü öğretmenlerimizin artması çocukluk çağında verilecek eğitimlerle mümkündür. Bu şekilde çocuk fenni ilimleri öğrenirken sosyal alanlarda da kendini geliştirmiş olacaktır. Sosyalleşen, birlik ve beraberliğe önem veren çocuklarımızın geleceğin Türkiye’sine katkısı çok büyük olacaktır.

Geleceğe emin adımlarla yürüyebilmemiz için en büyük yatırımı çocuklarımıza yapalım. Mutlu ve güvenlik bir Türkiye için bunu yapmak zorundayız.