Okullar tatil edildi ve eğitime yaklaşık 3 ay ara verildi. Çocuklarımızın bu zamanı en iyi şekilde değerlendirmesi biz velilere düşüyor. Onları farklı branşlarda kurslara yönlendirebilir ya da meslek öğrenmelerine destek olabiliriz. Bunları yapmazsak çocuk vaktini televizyon ya da bilgisayar başında zayi edecek.

Çocuğun başıboş, zamanı istediği gibi geçirmesine fırsat verirsek gelecek yıllarda bunun acını hem çocuk hem de ana, babası fazlasıyla çekecektir. Bu ülkenin boş, birikimsiz ve cahil insana değil, donanımlı, birikimli, entelektüel insana ihtiyacı var. Derdimiz, davamız da bu değil mi? Çektiğimiz sıkıntılar, yorulmamız da bundan ötürü değil mi?

Her çocuğun mutlaka bir meslekle büyümesi, bu mesleği icra etmese dahi bilgi sahibi olması gerekmektedir. Geldiğimiz noktada bu kaçınılmaz bir gerçektir. Doktor olup da araba tamirinden anlayan bir çocuğumuz olsun istemez miyiz? Öğretmen çocuğumuzun iyi bir berber olmasını da arzu etmez miyiz? Mühendis çocuğumuzun iyi bir aşçı olmasını kim istemez. Bir zamanlar bu sıraladıklarımız hayatın akışında sıradandı, ne yazık ki bugün hayalini bile kuramaz hale geldik. Yaz dönemini hem kitap okuyup hem meslek öğrenerek geçiren çocuklar vardı bir zaman, şimdi elinde tablet akşama kadar oyun peşinde koşan çocukların sayısı arttıkça artıyor.

 

Eskiden insanlar çocuklarını okutmanın yanı sıra el becerisinin artması için bir ustaya çırak verir ve meslek öğrenmesini isterdi. Çocuk belirli bir yaşa kadar yaz aylarını ustasının yanında geçirir ve mesleğe eğilimi artardı. Eğitim hayatını devam ettiremeyen öğrenci küçük yaşlarda adım attığı mesleğe yönelir ve kendini bu alanda yetiştirirdi. Bu güzel geleneğimiz ne yazık ki zamanla ilgi görmemeye başladı ve birçok usta çıraksız ve kalfasız iş hayatını sürdürmek zorunda kaldı. Çocuk, okul, eğitim, sınav derken 18 yaşına kadar hiçbir meslekle tanışamadı ve üniversite sınavına gir, çık yapa yapa bazen birkaç yılı yiyip bitirdi. Sonuç, sınavı kazanamadı ve son çare hayatını idame ettirmek adına fabrika yolunu tutmaya başladı. Hiçbir statüsü olmayan, sosyal hayatı unutan, tek uğraşı ev ve iş olan insanlar çoğalmaya başladı. Hayatı servis, fabrika ve ev arasında geçen insanların sayısında ne yazık ki her geçen gün artış yaşanıyor. Bu alanda da çalışana ihtiyaç var, bu inkar edilemez bir gerçek ancak Türkiye’nin üreten, fikir geliştiren ve yenilikçi projelere imza atan gençlere ihtiyacı olduğunu unutmayalım. Bu da eğitimle mümkündür, bu eğitimi sadece ilkokuldan, üniversiteye uzanan yolculuk olarak algılamayın. Çocuğun çıraklıktan ustalığa giden yolda geçirdiği zaman hemen hemen 10-15 seneyi bulmaktadır. Bu da başlı başına bir eğitimdir.

 

Ülkemizin bilim adamına, eğitimciye ve bürokrata nasıl ki ihtiyacı varsa kalifiye ustalara da o kadar ihtiyacı vardır. Okul yolunda dirsek çürüten gençlerimizin kesinlikle meslek sahibi olması da gerekmektedir.

 

Eğitim sadece okumakla kazanılan bir olgu değil, eğitimi hayatın her alanına yansıtmamızı ve ömür boyu eğitim tabi olmamız gerekmektedir. Biliyoruz ki bugün yatırım yaptığımız çocuklarımız yarın bu ülkenin sözünü söyleyecek. Çocuklarımızı bu bilinçle donanımlı, entelektüel yetiştirmek her anne babanın birinci vazifesidir.

Okul açılana kadar çocukları mesleğe yönlendiremiyorsak da kitap okumalarına, dünyayı tanımalarına destek olalım. Çünkü dünya artık o eski dünya değil.