İnsan, fıtraten sosyal varlıktır, konuşmak, iletişime geçmek ister. Bu nedenle bulunduğu çağa göre iletişim araçlarını en üst seviyede kullanan insan, sosyalleşme adına bütün materyalleri değerlendirmiştir.

Mağaralara çizilen şekiller, taş ve kayalara aktarılan semboller hep iletişim için kullanılmıştır. Dünün iletişim araçları taşlar ve kayalardı, sonra ateş ve duman kullanıldı iletişimde. Bu şekilde sürekli yenilenme, gelişme yaşandı iletişim araçlarında. İnsanlık bu kapsamda hep ilerledi, kendini geliştirdi. Bazen şekiller ve sembollerden bazen hayvanlardan istifade edildi. Zaman ilerledikçe ve çağ değiştikçe önceki asrın imkanları daha iyi seviyelerle taşındı. Bir süre sonra mağaraların duvarlarına çizimler yapılmadı, taş ve kayalar yontulmadı, ateş ve duman dönemi geride kaldı ve güvercinle sağlandı iletişim. Devlet büyüklerinden vatandaşlara kadar hep güvercin değerlendirildi haberleşmede. Bir süre sonra telgraf, sonrasında telefon, radyo ve daha sonraları televizyon da haberleşmenin vazgeçilmezlerinden olmayı başardı. İnsanoğlu hiç boş durmadı, daha iyisini aradı sürekli. Bu sergüzeştli sürecin sonunda cep telefonuyla tanıştı günümüz insanı. Yavaş yavaş zengininden fakirine herkesin cebine giren bu telefonlarla iletişimi daha da kolaylaştı. Bu cihazın müptelasının her geçen gün arttığını fark eden cep telefonu şirketleri, cihazları sadece konuşma odaklı olmaktan çıkarıp yenilemeye başladı. Öyle bir hale geldik ki artık kişide cep telefonu varsa saat kullanmasına, evinin başköşesine takvim asmasına, hesap için hesap makinesi kullanmasına, fotoğraf ve video için makine almasına gerek kalmadı. Girişimciler günler belki yıllarca çalıştı ve yüzyılın buluşunu hep geliştirdi. Cep telefonunun hayatımıza dâhil olmasıyla yenilikler artarak sürdü. Artık insanlar gazeteyi cep telefonu aracılığıyla okumakta, izleyeceği videoları cep telefonu aracılığıyla izlemektedir.

Hayatı 250 gramlık kutuya sığdıran insanımız, dünyasını da 250 gramlık bu cihaza hapsetmeyi başardı. İletişimin zirvesini yakaladık ama iletişim çağında asosyal olduk. Teknolojinin bütün imkânlarından üst düzey istifade ediyoruz ama çoğumuz bu imkânları adeta çarçur eder duruma geldik. Hayatı ve iletişimi kolaylaştırmak amacıyla hazırlanan, satılan cep telefonları artık neredeyse başa bela olur hale geldi. Akıllı telefon değil, tuşlu telefon kullanmanın ayrıcalık kazandığı günümüzde, insanlar artık teknoloji bağımlısı oldu. Bu bağımlılık belki alkol ve sigara bağımlılığıyla eşdeğer belki de her ikisinden daha tehlikeli hal aldı. Konu psikologların alanına girdiği için çok yorum yapmak istemiyorum.

Asırlar önce çizilen sembollerin, yakılan ateşin ve dumanın tek bir amacı vardı, o da iletişimi güçlendirmekti. Son icatlardan telgrafla da bu sağlandı ancak televizyon ve telefon için bunu söylemek mümkün değil. Televizyon da telefona göre bir nebze daha sağlıklı ancak “akıllı telefon” dönemiyle insan, iletişimden ziyade iletişimsizliği yaşamaktadır. Uzakları yakınlaştıran bu teknoloji, yakınları da uzaklaştırdı. Aynı oda da olup da saatlerce bir tek kelime konuşmayan insanların varlığına şahitlik ediyoruz. Hayatını sosyal medyaya hapseden insanların sayısı git gide artmaktadır. Elinden bir an bile düşürmediği telefonu ekmek gibi su gibi görenlerin sayısı azımsayacak kadar fazla. Hal böyle olunca üzülerek ifade edeyim ki iletişimin en iyi olduğu yüzyılda insanlık iletişimi kopardı. Bundan kurtulmak için nasıl bir yol izlenir, şimdilik net bir ifade söylemek mümkün görünmemektedir.