Bir ülkenin kaderini belirleyen etkenlerin başında eğitim gelmektedir. Ülkeleri geleceğe taşıyan, söz sahibi yapan, gücüne güç katan en önemli unsur eğitimdir.

Dünya üzerinde irili ufaklı 195 ülke bulunmaktadır. Bu ülkelerin gelişmişliğini belirleyen etken eğitimdir. Eğitimdeki kastım tek başına okul değildir. Hayat boyu eğitimin benimsendiği ülkelere göz attığımızda hemen hemen her alanda var olduklarını göreceğiz. Sadece okulda verilen öğretim ve devamındaki eğitimle bir yere varmamız mümkün değildir. Gelişen, geliştiren, düşünen, sorgulayan ve fikri olan insanlar için sadece okulla bir yere kadar ilerleyebiliriz. Sonrası kişinin kendine yapacağı yatırıma bağlıdır. Bu yatırım bir dil öğrenmeyle de olabilir, akademik kariyerle de bir işletme kurup yenilikçi ürünler üretmeyle de. Yeter ki bulunduğumuz yerde durmayalım. Otomobil örneğiyle devam edelim; bilirsiniz ki otomobili bir yerde çalıştırmadan uzun süre park ederseniz tekrar çalıştırmanız zaman alır. Aynen insan da böyledir, durduğu an tembelleşmeye, geleceğe dair umudunu yitirmeye başlar. Bu nedenle ülkelerin emeklilik kavramını tekrar gözden geçirmesi gerekmektedir. 

Eğitim ana karnında başlayıp mezara kadar devam eden bir süreçtir. Bu zaman dilimini en iyi değerlendiren insanlar, geleceğe en güzel mirası bırakanlardır. Şöyle çevremize bir göz atalım, yüksek binaların içinde boğulup gittiğimizi göreceksiniz. Birde kitapları çevirip okuyalım, gazetelere göz atalım, internet sitelerinde gezinelim; MÖ … yılında Hititlere ait bir eser bulundu, Roma dönemine ait mozaik tespit edildi. İnsanlar milyonlarca yıl önce medeniyet inşa etmiş ve milyonlarca yıl sonra dünyaya gelen bizler bu insanların eserlerine hayranlıkla bakıyoruz. Peki biz ne yapıyoruz, biz de yüksek katlı binalarla gökyüzüne uzanma yarışındayız. Şehir medeniyettir ama 100 yıl sonra bulunduğumuz bölgeye dair araştırma yapılsa koca bir hiçle karşılaşılacaktır. Bu nedenle hayatımızı eğitimle devam ettirmeliyiz. Eğitimin muhatabı insandır ve insan ömür boyu eğitime muhtaç bir varlıktır.

Velhasıl insanlık ve milletler için en büyük zenginlik ülkenin altın rezervleri, parası ya da doğal zenginliği değil yetişmiş insan kaynağıdır. Düşünün tonlarca altınınız var ama bunu işleyecek insanınız yok, paranız var ama gelecek için umutsuzsunuz, doğal zenginliğiniz var ama bunu tanıtacak insanınız yok.

2. Dünya Savaşı sonrası neredeyse biten Japonya ve Almanya’nın bugünlere gelmesinde hiç şüphesiz iyi yetişmiş insan gücünün büyük etkisi olmuştur. Maddi ve manevi gelişmenin yolu eğitimden geçer, eğitim yolundan sapan kişiler de milletler de yol alamaz, ilerleyemez.