|
'2010 Yılı Ekonomi Raporu'nu açıklayan Müstakil
Sanayici ve
İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Sadullah Tayşi, "Ekonomik refahımızı
artırmak, demokrasimizi geliştirmek ve ülkemizi daha da ileriye taşımak
için
toplumun bütün kesimlerini beraber çalışmaya davet ediyoruz. Zaman;
Ekonomide
ve Demokraside Yükselme Zamanıdır" dedi.
MÜSİAD, yurt çapına dağılmış 3.000'i aşkın reel
sektör
temsilcisinden alınan görüşler doğrultusunda, hazırlanan '2010 Yılı
Türkiye
Ekonomisi Raporu' MÜSİAD Başkanı Tayşi tarafından bir basın toplantısı
ile
açıklandı.
Konuşmasına, 2010 yılı Ekonomi Raporu'nun
entellektüel
temasıyla başlayan Tayşi, 2008 yılında "Demokrasi ve İstikrar İçinde
Kalkınma" ve 2009 yılında "Küresel Kriz-Yeni Dersler" olarak
belirlenen entelektüel temalarının bu yıl "Ekonomide ve Demokraside
Yükselme Zamanı" olarak belirlendiğini açıkladı.
MÜSİAD'ın Öngörüleri Tuttu
Kriz döneminde yaptıkları değerlendirmelerin büyük
oranda
tuttuğunu belirten Tayşi, Özellikle IMF ile ilgili öngörümüz,
'Türkiye'nin
IMF'ye üye hiçbir ülkeden daha kötü konumda olmadığı ve bu yüzden IMF
ile
haksız koşullar içeren yeni bir stand-by anlaşmasının gerekmediği' idi.
Bu
konuda ne kadar haklı ve isabetli bir noktada olduğumuz, IMF ile anlaşma
imzalamayan ülkemize uluslar arası kredi değerlendirme kuruluşlarının
peş peşe
not artırımlarıyla artık tartışma götürmez bir şekilde ortaya çıkmıştır"
dedi.
Sadullah Tayşi ikinci olarak Türkiye'nin dünyadan
pozitif
şekilde ayrıştığı görüşlerinin de kriz döneminde ispatlandığını
belirtti.
Tayşi, "Bilindiği üzere krizin başında ülkeler, ekonomilerin küçülmesini
ve işsizlikteki artışı değil, ülkelerin Mali açıdan iflas edip
etmeyeceklerini
konuşuyorlardı. Bu bağlamda, MÜSİAD, "Türkiye'de bir finansal krizin
çıkma
ihtimalinin olmadığını" gerekçeleriyle ortaya koymuştu. Finans
kuruluşlarının kaydettiği büyüme ve açıkladığı rekor karlara da bakarak,
Türkiye'nin finansal kanaldan krizi "teğet geçtiği" söylemini
fazlasıyla doğrulamıştır. Bugün geldiğimiz aşamada Türkiye'nin ilk defa
krizlerin altında ezilmediğini, tersine küresel krizde pozitif yönde
ayrıştığını görüyoruz" dedi.
MÜSİAD Başkanı Tayşi şirketlere yaptıkları
önerileri de
hatırlatarak "MÜSİAD, kriz ortamında şirketler için izlemeleri gereken
bir
yol haritası çıkarmış ve acil, orta ve uzun vadeli tedbirleri kamuoyuyla
paylaşmıştır. Bankalara 'krizden sonra bu müşterilerin kapısını nasıl
çalacaksınız' diyerek şirketlere sahip çıkmaları gerektiğine işaret
ederken,
firmalara da, 'krizden sonra nitelikli beşeri sermaye kritik bir
paydaşınız
olacak, asla yetişmiş elemanlarınızı ve bu arada müşterilerinizi
kaybetmeyin,
derhal işçi çıkartmak yerine mevcut imkânlarınızı çalışanlarınızla
paylaşın'
çağrısını yapmıştı. İşsizliğin %14'leri bulduğu bir ortamda bugün
toplumsal ve
ekonomik tartışmaların merkezine oturan işsizlik konusunda ne kadar
isabetli
bir duruş benimsediğimiz şimdi açıkça anlaşılmaktadır. Prensipte işçi
çıkartarak bir ekonominin tümü ayakta kalamaz, tam tersine toplam talebi
baltalayarak binilen dal kesilmiş olur" diye konuştu.
Krizin yeni bir dünya düzenini tetiklediğini
söyleyen Tayşi,
"Şimdi artık tüm dünya, çeşitli parametrelere göre gerileyen ve Yükselen
ülkeleri, şehirleri, sektörleri öngörmeye çalışmaktadır ve yenidünya
düzeninde
nasıl konumlanacaklarını konuşmaktadır. Bu bağlamda konuşulması gereken
şehirler içinde Gaziantep sektörler içinde en önemlilerinden birisi
ilimizin
makine halısıdır" dedi.
Tayşi, ekonomiyi sürükleyen dış politika
çerçevesine ilişkin
ise, "Krizin başlangıcından itibaren oluşan bütün olumsuz koşullara
rağmen
Türkiye'nin pazar kaybına maruz kaldığı Avrupa'nın yerini ikame etmek
üzere
geliştirdiği alternatif pazar bulma girişimleri, etkisi daha çok uzun
vadede
ortaya çıkacak büyük bir öngörü ve hamledir.
Rekabet baskısı altındaki yerli şirketlerin biraz
olsun
nefes alması için yakın komşular başta olmak üzere, geleceğin piyasaları
olarak
görülen Afro- Avrasya coğrafyası ve Latin Amerika'ya açılma çabaları
stratejik
değerdedir. Türkiye'nin dış ekonomik ilişkilerdeki açılımına ivme
kazandıran bu
konu, Hükümetin izlediği kapsamlı dış politika çerçevesidir. Özellikle
Dışişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu'nun da büyük
katkılarıyla
Türkiye, artık yerel ve bölgesel ölçekleri aşarak Küresel Beyin Yapıcı
bir
lider ülke konumuna yükselmiştir. Yakalanan bu büyük ivme, prestij ve
beklenti
neticesinde bugün İhracatçılarımız 60'ya yakın ülkeye vizesiz
girebilmektedirler. Ayrıca 12 ülke ile de serbest ticaret anlaşması
imzalanmıştır. Özellikle komşu ve çevre ülkelerle aramızda ticaretin
önündeki
yapay engeller bu şekilde kaldırılmıştır" dedi.
'Mali kural ve Hükümetin Mali Disiplin Arayışı
İsabetlidir'
'Kriz dönemlerinde ekonomik büyüme ve istihdam
artışını
temel alan bütçe politikaları önem arz etmektedir' değerlendirmesinde
bulunan
Tayşi, "Kamu harcamalarının dağılımını ve verimliliğini ele alan
politikaların geliştirildiği ve 2002-2007 yılları arasındaki ülkemizin
Mali
performansına geri dönülmesi için geliştirilen Mali Kural yerinde ve
isabetli
bir karar olmuştur. Ancak, unutmamak gerekir ki, %5'lik büyüme oranları
ancak
zor dönemler için kabul edilebilir. Yapısal dönüşümleri gerçekleştirmeyi
amaçlayan ve gelişmiş ülkeler sınıfına terfi etme hedefindeki Türkiye
için bu
oran yeterli değildir. MÜSİAD öteden beri KOBİ'lerin kredi alma
kapasitesi
kadar, Hükümetin KOSGEB, EXIMBANK ve diğer kamu bankaları üzerinden
kullandırdığı destek ve kredilerin de "verilebilme kapasitesinin"
ölçülmesi gerektiğini bu bağlamda KOSGEB ve Kamu Bankaları bünyesinde
şirketlere danışmanlık hizmeti verilmesi ihtiyacını belirtmiştik.
KOSGEB'in bu
yönde adımlar atmış olması ilgi uyandırmıştır. Aynı sürece bankaların
bünyesinde gerekli birimleri oluşturarak Kamu Bankaları da
girmelidirler"
değerlendirmesinde bulundu.
"Krizin 2. dalgası Avrupa kıtasından gelebilir"
'Küresel krizin 2.dalgasının Avrupa kıtasından
gelme
ihtimali vardır' diyen MÜSİAD Başkanı konuşmasına şöyle devam
etti:"Esasen
krizin ilk dalgaları önlenmiş olsa da, krizin bozduğu diğer yapılar risk
teşkil
etmeye devam etmekte olup krize neden olan sisteme ise henüz istenen
düzeyde
dokunulmuş değildir. Bu bağlamda gerekli kurumsal düzenlemeler
yapılmadığı
gibi, sistemin arkasında yatan fikri ve felsefi düzeydeki düşünce iflası
ile de
yüzleşilmiş değildir. Bu meyanda, (i) Avrupa Birliği başta olmak üzere
bozulan
Mali yapılar, (ii) büyümenin harekete geçmesiyle beraber gelecek
enflasyonist
baskılar ve (iii) kalıcı hale geldiği anlaşılan küresel mevcut işsizlik
dalgası
nedeniyle 2010 yılında yakalanan dünya genelindeki büyüme ivmesinin
sağlam
iktisadi temellere dayanmadığını, yani geçici olma riski taşıdığını
ifade
etmemiz gerekiyor. "
Hangi sektörler ve güçler yükselecek?
Kapitalizmin bu yeni dalgasıyla küresel rısk
haritasının
Batı'dan Doğu'ya kaydığı, Türkiye'nin ise "Doğu'nun en Batısı",
Batı'nın ise "En doğusu" olarak bu yeni dünyanın kapsama alanı içinde
ve çok kritik bir konumda olduğunu belirten Tayşi, "Bu meyanda istihdam
dostu inşaat, makine, tarım, gıda, turizm, sağlık, bilişim ve güncelliği
nedeniyle de madencilik sektörlerinin mevcut durumu analiz edilmeli,
belirlenen
gelecek projeksiyonlarına göre pozisyon alınmalı ve desteklenmelidir"
dedi.
"Türkiye'nin riski hala içeride"
Türkiye'nin halen sürüp gitmekte olan yegane ve en
büyük
riskinin, temel ve milli meselelerde mutabakat oluşturamaması olduğunu
belirten
Tayşi, "Bunun arkasındaki temel neden; yasama-yürütme-yargı şeklinde
güçler ayrılığına dayalı parlamenter demokrasimizin bilhassa Meclis'te
temsil
edilen Millet Hakimiyeti ayağının çalıştırılmamasıdır. Açıkçası
Türkiye'de
geleceğe yönelik her hamle, ömrü dolmuş bir anayasanın mutabakat
kanallarını
tıkamasıyla sonuçsuz kalmakta ve bu şekilde Türkiye'nin yeni bir çağın
eşiğinde
kendisini konumlandırması engellenmektedir" dedi.
MÜSİAD'IN 2010 TAHMİNLERİ
Büyüme Hedefi % 7
TÜFE % 8-8,5
Bütçe Dengesinin GSYH'ye Oranı % -3
Cari Açık Beklentisi 25-30 Milyar Dolar
Cari Açığın GSYH'ye Oranı % 3-3,5
İşsizlik Oranı % 13
GÜNEŞ |