Akciğer, meme, prostat, bağırsak ve kanserin diğer türlerine
yakalanan kişilerde, A vitamini seviyesinin düşük olduğu tespit edildi. Birçok
bilim insanı, A vitaminine hormon gözüyle bakıyor çünkü bu vitamin
tıpkı hormon gibi, pek çok stratejik fonksiyonu yükleniyor. Gerek
laboratuvar ortamında, gerek kişiye takviye olarak dışarıdan verilen A
vitamininin, kanser çeşitlerini önlemede büyük rol oynadığı sağlam
verilere dayanıyor. A vitamini ve beta karoten üzerinde yapılan
çalışmalar, bu maddelerin, kansere eğilimli hücrelerde etkiyi
azalttığını ispat etmiştir. Ayrıca A vitamini, kanser hücrelerinin
çoğalmasını engelliyor. Çünkü A vitamini, bağışıklık sistemi
hücrelerini arttırıp, aktive ederek, kansere karşı koruma sağlıyor. Her
nefes aldığımızda, ciğerlerimizdeki hava, içindeki oksijeni
alyuvarlarımıza bağlayarak tüm hücrelerimize pompalar. Bu oksijen
hücredeki şekeri yakarak, yaşam enerjisinin ortaya çıkmasını sağlar.
İşte bu yakma esnasında, oksijen moleküllerinin %1-5’i değişime
uğrayarak, vücudumuz için çok zararlı bir oksijen molekülüne dönüşür.
Serbest radikaller dediğimiz bu moleküller, kalp-damar ve kanser gibi
ölümcül hastalıkların sebebi olarak kabul edilir. Vücudumuzda
serbest radikalleri nötralize eden bir enzim sistemi vardır. Bu enzim
sistemi ne kadar güçlüyse, o kişinin ömrü o kadar uzun olur. Serbest
radikalleri arttıran nedenler arasında, stres, sigara, ozon gazı,
güneşlenmek, solaryum, kimyasal maddeler ve çevre kirliliği başta gelir. Serbest
radikallerin nötralize edilmesini sağlayan etkenlerin başında A
vitamini ve beta karoten gelir. Beta karoten, turuncu renkli tüm sebze,
salata ve meyvelerin içeriğinde vardır. En çok bulunduğu yiyecekler,
havuç, sarı ve her renkte taze biber, kayısı, ıspanak, brokoli, lahana
ve domatestir. Beta karoten ciğerde A vitaminine dönüşür. Deri
alt yağ dokusunda depo edilir. Gerektiğinde vücut buradan alarak
kullanır. Bu besinlerin düzenli olarak tüketilmesinin kanserden
koruduğu tespit edilmiştir. | |