|
Eğitim-İş Gaziantep Şube Başkanı Cuma Kılınç, Gaziantep'in
SBS ve LYS sınav sonuçlarındaki başarısızlığı ile ilgili aklı başında bir
açıklama yapılmadığını belirterek, "2002 yılından beri Gaziantep'in
eğitimini yönetenler sınıfta kaldı. Gaziantep'te eğitimi yönetenler
çekilmelidir" dedi.
Yıllardır eğitimin sorunlarının hep taca atıldığını,
eğitimin, alınır-satılır ve rant kapısı haline getirildi. Eğitimin
özelleştirilmesine önem verildi. 2002 yılından beri Gaziantep'in eğitimini yönetenler
sınıfta kaldı. 'Benden olsun çamurdan olsun' diye, liyakatsiz, özel eğitim
kurumlarının güdümünde, tarikat-cemaat ilişkisi içinde, ulusal ve çağdaş
düşünceden uzak, iktidar partisinin isteği doğrultusunda yürütülen çalışmadan
da ancak bu sonuç çıkar. Atalarımızın dediği gibi 'Dervişin fikri neyse zikri
de o olur'
MEB İl Müdürü'nün "il başkanım, ... milletvekilim
eğitim için çok çalışıyor" diyerek toplantılarda kendini o göreve
getirenlere övgüler dizebiliyor. Eğitim sorunlarını eğitimcilerle ve eğitim
sendikalarıyla değil, 'özel eğitimcilerle durum değerlendirmesi' yaparak
çözmeye çalışıyor...Komşu komşunun eşeğini, türkü çağırarak ararmış. Lafa
gelince marka kent diye öğünürüz. Sanayisi durmuş, işçi, alınmıyor, çıkarılıyor
(öğrencinin velisi işsiz ve yoksulluk içinde), yatırım yapılmıyor, malını
satamıyor, suç oranı artıyor. Eğitim Türkiye sıralamasında ilköğretimde 73.
lisede 80. her geçen gün eğitim daha kötüye idiyor. Marka kentlik mi kaldı?
Gaziantep Başsavcısı haklı olarak 'Eğitim artarsa suç oranı düşer' diyor. Kim
halkın eğitiminin artmasını istiyor? Araştırılmalıdır. Göç alan bir kentin
eğitiminin bu kadar gerilerde olması irdelendiğinde sorumluları şöyle sıralamak
mümkündür. Açık yüreklilikle belirtmek gerekir ki; eğitimi yöneten ve eğitimde
çalışan herkes sorumludur. En az sorumlusu öğretmenlerdir. Çünkü;Ulusal bir
eğitim politikası yok. Emperyalistlerin (AB-D) çıkarlarına hizmet eden; üretime
değil, tüketime önem veren, her şeyi ithal etmeyi hüner sayan hükümetin,
eğitimi de özelleştirme politikası ve onun yöneticileri. Eğitimin sorununu
eğitimciler ve eğitim sendikalarıyla çözmeye çalışmayan, 'yandaş sendika' ve
özel sektörle 'kar' ve 'müşteri' mantığı ile yönetmeye çalışan eğitim
yöneticileri, Eğitim işlerini tamamen siyasilere bırakmış (il özel idare de
dahil), il ve ilçe yönetimleri. Çünkü; okul ve derslik yapımına önem
vermeyenler, 4459 öğretmen atanması gereken yere (Maliye Bakanı da sözde ilimiz
vekili, hem de eniştemiz-ama İngiliz vatandaşı) 86 öğretmen atamasını
sağlayanlar, atama yer değiştirme ve soruşturmanın şeffaf olmasını
sağlamayanlar, hatta cezalandırılması gerekenleri kendilerindense
ödüllendirenler. İl başkanı, milletvekili ve' hükümet güdümlü sendikanın
eğitimi çıkmaza sürüklesine göz yumanlar, gece ataması ve 76. maddeye dayanarak
bakanlık atamasıyla müdür atayanlar ve müdür olanlar, yandaşlarını müdür at
anabilmesi için hak etmeyen teşekkür, takdir ve aylıkla ödüllendirme
verilmesini sağlayanlar ve bunlara göz yumanlar. Kentin sorunlarını yönetmeye
soyunan, ama belediyenin rantından pay almak isteyenlere hizmet eden bir Kent
Konseyi, (öncelikli olarak eğitime ve eğitimcilerin sendikalarına önem vermesi
gerekirken, acaba nelere önem veriyor? Araştırılsın. Belediyeyi tarikatların,
cemaatlerin insafına kim bırakmış, türedi derneklere,dershanelere, özel
okullara hizmet eden ve belediyeciliği rant kapısı olarak gören, devlet okuluna
arsa denince rant nedeniyle olumlu bakmayıp yandaşlarına arsa üretmek için
yeşil alanları ve plan projeleri yeniden belirleyen belediye başkanlarıdır. Hükümetin,
toplumu cahil, kaderci ve baskı altında tutabilmek için imam ve polis sayısını
artırması ilimiz eğitime yeteri kadar yani, 4459 öğretmen kadrosu açmamasıdır.
Hükümetin, imamlar ve polislere verdiği değer kadar öğretmene değer
vermemesidir. Bunların dışında birde ideallerini kaybetmiş, kendinden başkasını
düşünmeyen ve her şeyi para olarak gören sözde eğitimcilerdir. Öğretmenin,
mesleğinin dışında her şey düşünmeye ve yapmaya itilmesidir. 2002 den beri
eğitimi yönetenlerdir, bunlar o makamlardan acilen çekilmelidirler. Son söz
olarak; Eğitim işi; ülke ve toplum yararından başka, hiçbir menfaat beklemeyen
yöneticilerle, uzmanlar ve eğitim sendikaları koordinasyonu ile çözülür.
Öğretmenin hiçbir sorunu olmamalı, maaşı yaşam standardının en yüksek seviyesinde
olmalı, veli okula yalnız eğitim için gelmeli, öğrenci sayısı 25-30 arası
olmalı, öğretmen de tüm enerjisini eğitime ve öğretime adamalıdır.
Yapamayanlarda bu alandan uzaklaştırılmalıdır. Önemli olan niyettir." | |