Babamın yolundan devam edeceğim
Tarih:13.6.2018
GÖREVİMİZ PARTİMİZİ EN İYİ YERE TAŞIMAKTIR
Köklü bir CHP’li aileden geldiğini hatırlatan Yılmazkaya, “Babam Gaziantep’te çeşitli dönemlerde belediye meclis üyeliği görevinde bulundu ama asıl 1991 yılında kendisinin bir adaylığı söz konusu olduğundan beri bende babamla birlikte 1991, 1995, 1999 ve 2002 yıllarındaki seçimde gitmediğimiz köy, gitmediğimiz mahalle, sıkmadığımız el kalmadı. Benim aktif siyaset başlangıcım 2011 senesinde bir ön seçim oldu. 11 bin 800 kişilik kayıtlı üyenin katıldığı ön seçimde ben 4. çıktım. Genel Merkez 2 tane kontenjan kullanınca sıralamam 6’ya kaydı ama biz yine çalışmalarımızı yaptık. Bizim ailede CHP sevdası vardır. Babamızdan gördüğümüz şekilde siyasete ısındık. Siyaset uzun meşakkatli bir yol. CHP’de siyasetin bir karşılığı oluyor. Başka partide insanlar hemen 1 günde milletvekili olabiliyor ama CHP’de uzun bir süre olmakla birlikte CHP ailesi insanın emeğinin karşılığını bir şekilde veriyor. Şimdi görevimiz partimizi en iyi şekilde sırtlayıp en iyi yere taşımak.
GAZİANTEP’E FAYDAM OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM
Ben bugüne kadar 17 bin kalp ameliyatı yaptım. Tecrübeli bir kalp cerrahıyım. Bu yaptığımız ameliyatların iyi sonuçlarından dolayı gerek ameliyattaki tekniklerimizden dolayı tanınıp biliniyoruz. Kutsal bir mesleğim var. Mesleğimizin sonunda insanlar iyileştiğinde, kalplerinin canlandığını görmek biz ayrı bir haz veriyor. Siyasetin içerisinden geldiğimiz için bırakamadık. Mesleğimin uğraştığı done insandı. Ben hep insanlarla iç içeydim. Benim milletvekili adayı olmama en çok hastalarım üzüldü. Her meslek kutsaldır ama devlete bir şeyler verebilmek daha da kutsaldır diye düşünüyorum. Ben bir kalp cerrahı olarak 10 bin kişiyi, 20 bin kişiyi sağlığına kavuşturmuş olabilirim ama yarın milletvekili olarak doğru kararlar vererekten 50 milyon kişiye faydam olacak diye düşünüyorum. Maddi yönden mesleğim çok güzel bir meslek. Allah herkese nasip etsin fakat siyasetinde verdiği kutsal bir görev var. Babamın da siyasetçi olması bizi işin içerisine sürükledi. İyi bir şeyler yapacağımı ve faydamın olacağını düşündüğüm için bu yola çıktım. Toplumla iç içe bir insan olduğum için onların zor durumlarını görebiliyorum. Acaba ben bu insanlar için ne yapabilirim? düşüncesiyle siyasete girdim.
KEŞKE BÜTÜN SİYASETÇİLER BABAM GİBİ OLSA
Eşim hiçbir zaman siyasete girmemi istemezdi. Annem de babam için istemezdi fakat görevlendirilmiş oldu. Ben babamdan olması gereken siyasetçiliği gördüm. Namuslu, dürüst ve doğru yerde doğru şeyleri söyleme gerekliliği. Keşke bütün siyasetçiler babam gibi olsa. Siyasetçiler doğru şeyleri söyler ve doğrular için gerekeni yaparlarsa Türkiye’de bu sıkıntılar yaşanmaz. Siyasetçiler liderleri daha çok alkışlar tarzda herşey doğru gibi yönlendirmeyi yanlış yaparaktan doğruya değil de yanlışa gitmesine engel olmadıkları için ülke bu hale geldi. Siyasette namuslu, dürüst ve doğru söyleyen insanlar olduğu sürece Gaziantep’in ve Türkiye’nin sırtı yere gelmez diye düşünüyorum. Bende babamın yolundan devam edeceğim.
EKONOMİDE ÜLKE ARTIK BİR ÇIKMAZA GELDİ
Ekonomiden sanayici de, işverenler de, esnafta, köylü de, çiftçi de, yardım alan kişiler de rahatsız. Kısacası ekonomiden herkes rahatsız. Sahada gezerken insanların ilk söylediği sıkıntı ekonomik sıkıntıları. Ekonomide ülke artık bir çıkmaza geldi. Artık 16 yıllık iktidarın özellikle ekonomide artık vereceği bir şey kalmadı. Tabiri caizse ipin ucu kaçmış. Geçim ve işsizlik çok kötü bir durumda. Devletten yardım alan insanlar bile feryat ediyor çünkü ceplerindeki paranın değeri düştü. Cebinizdeki 100 lira bir ayda 70 lira oldu. Doları İngiltere’den aldıkları destekle 4,5 lira seviyesinde tutabildiler. İktidar neyi yapamadılar da bu hale geldik sorusuna aslında yapacakları bir şey yoktu o yüzden bu hale geldi. Kendi bakanları dahi ara sıra itiraf etmek zorunda kalıyorlar. Ekonomide sıfırın altına düştüler. İnşallah biz iktidarımızda bu ekonomiyi kısa sürede toparlayıp daha uygun bir şekle getiririz diye düşünüyorum.
BU KORKU İMPARATORLUĞUNU YIKMAK LAZIM
Siyasette küsme olmaz. Toplumda şu anda bir sessizlik var. Gittiğimiz yerde insanlar tepkilerini bize bile doğrudan vermiyorlar. Çünkü insanlar korkuyorlar. Bir korku imparatorluğu var. İnsanlar telefonla konuşmaya korkuyor. Bu korku imparatorluğu nereye kadar gidecek? İnsanlar fotoğraf dahi çektirmeye çekiniyorlar. Ne kadar acı bir durum. Biz bu durumu hissediyoruz. Bu korku imparatorluğunu yıkmak lazım. Bu sessizliğin sandıkta tokat gibi yansıyacağını düşünüyorum. Cumhurbaşkanı adayımız Muharrem İnce’ye ummadığımız yerlerde ummadığımız kalabalıkla karşılandı. İnsanların gözündeki parıltılar bizi umutlandırıyor.
İNSANLARIN GÖZÜNÜ BOYUYORLAR
Bence sağlık ulaşımın sağlanması onlara da iyi bir puan getirdi. Yüzde 10-15 puan buradan oluştu çünkü halkımız bu konuda çok mağdurdu. Fakat şu an insanlarımız sağlıktan bedava yararlanamıyorlar. Emekli gidiyor özel bir hastanede muayene oluyor hemen maaşından kesiliyor. İlaç alıyor maaşından kesiliyor. Hangi hastaneye giderse gitsin her şey pahalı. Şimdi AK Parti sağlıkta güzel şey yaptı. Şimdi şehir hastaneleri açıyorlar. Biz Gaziantep için konuşalım. Şehrin uzak bir yerine Şehir Hastanesi yapılıyor. Şehir Hastanesi 1850 yataklı. Gaziantep’in içindeki bütün hastaneleri kapattıkları anda ancak o hastaneleri dolduracaklar fakat burada ki hastanelerin bazılarını kapatamazlar çünkü fiziki ulaşım şartlarından dolayı şimdi ne olacak. Diğer yatırımlardaki anormallikler gibi hastanenin yüzde 70’ini dolduramadıkları zaman biz hastaneye gitmesek bile o hastaneyi kuran insanlara biz o parayı vermek zorundayız tıpkı 3. köprüde ve Osmangazi Köprüsü’nde olduğu gibi. İnsanlara neyi nasıl verdikleri belli değil.  O hastanelere ne doğru dürüst doktor bulabilecekler ne doğru dürüst becerikli tecrübeli hemşire bulabilecekler. Bir kere zaten bu şekilde büyük bir hastaneye ihtiyaç yoktu ama nedir hep yaptıkları hizmet veriyoruz diyip insanların gözünü boyuyorlar. Tamam gerekirse bizim ilimize bir hastane daha açılsın. Gerekirse açılsın ama lüzum yok. Mevcut hastaneden çok kalifiye olmayanı iptal etsinler ama 1850 yataklı hastane dünyanın birçok yerinde yok.
SURİYELİLER FARK ÖDEMİYOR
Hangimiz başka bir ülkeye gitsek aynı rahatlığı bulabiliriz ki benim ülkemde vatandaşlarım ilaç alamıyor gidip onlara bedava diye Suriyelilerin üzerine ilaç yazdırıyorlar yani bu Suriye’nin vermiş olduğu hasarı anlatmaya kalksak günler alır. Suriyeliler ülkemize geldikten sonra Verem ve Trahom denen hastalıklar hortladı ve aynı zamanda çiçek hastalığı ve 20 gündür iyileşmeyen ishaller mevcut. Bu insanları sınırda tutalım almayalım dediğimiz halde bizi dinlemediler. Benim genel başkanım böyle bir yanlış yapsa ben kulağına eğilir söylerim ‘Suriyelilerin burada ne işi var?’ Şu anda ülkemizin her yerinde 6 milyona yakın Suriyeliler var.  Ben hekim olarak ameliyat yaptığımızda Türk vatandaşından fark alıyoruz ama Suriyeli vatandaşlardan alamıyoruz. Böbürlenerek 30 milyar dolar para harcadık diyorlar. Bu memleketin parasını neden bunlara harcayalım ki. Zamanında sahip çıksalardı ülkelerinde barış ortamı sağlasalardı. Ama Ortadoğu eş başkanı projesi ile cumhurbaşkanımızı hiç kimse uyarmadığı için ülkeler bu hale geldi. Gaziantep’te işsizlik başını almış gidiyor.
ARTIK BARIŞ ZAMANI
Hayallerimiz çok büyük. Muharrem İnce başkanımız olacak. İttifak şeklinde birleşerek ülkemizin sorunlarını çözmek için uğraşacağız. Artık barış zamanı, artık küsme zamanı değil. Toplumun farklılaşma zamanı değil. Ülkemizde ağır bir hasar ve öncelikle hasar tespit çalışması yapıp ülkemizi toparlayacağız. Bu kadar karamsarlığa rağmen en kısa sürede toparlanacağını düşünüyorum. Ülkemizde bazı ülkelerde de olduğu gibi müthiş bir vergi sistemi var. Bu ülkede yaşayan insanlar var olduğu sürece cep telefonlarımızı ve elektriklerimizi yaktığımız sürece arabaları çalıştırdığımız, benzin kullandığı sürece bu ülke batmaz. Ülkemiz çok kötü şartlarda. Hukuk ve yargı kalmamış. Yargı mensuplarının hepsini şaibe altında bıraktık. İnanıyorum ki Atatürkçü inançlı emniyet mensuplarımız  var ama şaibe altındalar. Hukuk ve yargıda korku imparatorluğu kalktığı zaman her şey geri yerine gelecektir. Ülkemize barış ortamı gelmesi lazım. Tabi ki biz iktidara geldiğimizde düzelteceğiz güçlü projelerimiz  var. Zamanında biz asgari ücreti 1.600 TL  yapacağız dedik bize güldüler ama şimdi onlar yaptılar iyi ki söylemişiz. Şimdi asgari ücret yoksa 1.200 TL civarındaydı. Şimdide asgari, ücreti 2.200 TL yapacağız diyoruz. Biz eğitime önem vereceğiz. Çocuklarımıza sabah kahvaltılarını karşılayacağız. Öğretmenlerimiz geçim sıkıntısı yaşamayacak. Çiftçimiz rahatlayacak. Mazot fiyatlarını indirerek, teşvikler vererek, hayvancılığı destekleyeceğiz.”
ÇETİN KARABIYIK