Sonuncu sıradayız!
Tarih:14.5.2018

ECZACILAR HALKIN DERT ORTAĞIDIR

14 Mayıs Eczacılar Dolayısıyla 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda bir program düzenlendi. Program Gaziantep Eczacılar Odası Başkanı İrfan Demirci’nin çelenk sunumu ile başladı. Saygı duruşunda bulunmasının ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından programda konuşan Gaziantep Eczacılar Odası Başkanı İrfan Demirci, “Biz eczacılar 179 yıldır sürekli gelişen mesleğimizi toplum sağlığını iyileştirme, insanların yaşam kalitelerini artırma ekseninde icra etmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Eczacılar halkın en kolay ulaşabildiği sağlık danışmanlarıdır. Eczacılar toplumun aydın, ilerici, modern yüzüdür. Eczacılar sadece sağlık alanında değil hemen her konuda halkın danışmanıdır yani halkın sırdaşı ve dert ortağıdır. Yine eczacılar yapılan anketlerde en güvenilen meslek mensupları sıralamasında hep ilk beş içinde olmuştur.”

ECZACILAR KAMU KAYNAKLARININ ETKİN VE AKILCI KULLANIMINDA DA PAY SAHİBİDİR

Demirci, “Eczacılar halk sağlığına katkılarının yanı sıra ilaç danışmanlığı rolü ile kamu kaynaklarının etkin ve akılcı kullanımında da pay sahibidir. Akılcı ilaç kullanımı çalışmalarının ayrılmaz ve en önemli paydaşlarından biridir. Gelişen bilim ve teknoloji, eczacılık alanında da yeni bir takım tanım ve terimlerin oluşmasına neden olmuştur. Nanoteknoloji, biyoteknoloji gibi terimlerle artık hasta hücreleri bulup yalnızca o hücrelere etki eden ilaçları konuşmaya ve kullanmaya başladık. Bu sayede ilaçların yan etkileri en aza indirilmeye başladı. Özellikle onkoloji ilaçlarında bu teknolojilerin kullanılması bu ilaçların sağlıklı hücrelerde yarattığı istenmeyen etkileri ortadan kaldırmaktadır. Ancak dünyada yaşanan bu gelişmelere ayak uydurmada başarılı olduğumuzu söylememiz maalesef mümkün değildir. Bugün Türkiye’de tüketilen her 100 kutu ilacın yaklaşık 80’i yerli üretim olsa da TL bazında baktığımızda bu oran yüzde 45’lere düşmektedir. Bu da ileri teknoloji gerektiren insülin, kan ürünleri, onkoloji ilaçları gibi pahalı ürünleri üretemediğimizi göstermektedir. Türkiye ilaç pazarında en yüksek ciroya sahip ilk on ilacın sadece ikisi yerli üretimdir. Sonuçta ülkemizin kaynakları yurtdışına çıkmakta, dış ticaret açığımız büyümektedir. Yerli ilaç firmalarımızın sayısı giderek azalmaktadır.  İlaç stratejik bir üründür. İşte bu nedenledir ki devlet, ar-ge çalışmaları için kaynak ayırmalı ve ilaç üretiminin yeniden yerli firmalara geçebilmesi için politikalar üretmelidir.”

VATANDAŞIN CEBİNDEN ÇIKAN MİKTAR SÜREKLİ ARTMAKTADIR

Türkiye’de ilaca ve sağlığa ayrılan pay bütçenin artışına paralel olarak arttığını söyleyen Demirci, “Ancak buna rağmen bütçeden sağlığa ayrılan pay ve kişi başına ilaç tüketiminde OECD ülkeleri arasında sonuncuyuz.  Bir diğer yandan ise sağlık harcamaları için vatandaşın cebinden çıkan miktar sürekli artmaktadır. İlaç fiyat farkı, ilaç katılım payı, muayene katkı payı, muayene fiyat farkı gibi birçok kalemde vatandaşın cebinden çıkan rakam 2017 yılında 30 milyar lirayı aşmıştır. Sosyal devlet olma iddiasında isek sağlık ve eğitim gibi hizmetler ücretsiz olmalı, bu hizmetlerden tüm vatandaşlar eşit şekilde yararlanabilmelidir.”

ECZACILIK EĞİTİMİNİN NİTELİĞİ SORGULANIR HALE GELDİ

Ülkelerin gelişmişlik kriterlerinin en önemlilerinden birisinin eğitim olduğunu söyleyen Demirci, “Eczacılık eğitimini yalnızca nicelik olarak yukarılara taşımak büyük bir eksiklik ve yanlıştır. Son yıllarda birçok üniversite ve bunların birçoğunda da eczacılık fakülteleri açıldı. Bu fakültelerde çok üzücüdür ki eczacı öğretim kadroları son derece sınırlı ve bazılarında ise hiç yoktur. Birçok meslektaşımız yeterli teorik ve pratik bilgiyi alamadan mezun olmaktadır. Bu durum eczacılık eğitiminin niteliğini sorgulanır hale getirmektedir. Eczacılık eğitimi ile ilgili ciddi bir biçimde sorgulanması gereken bir başka konu da yurtdışında eczacılık eğitimi almış kişiler için yapılan denklik sınavlarıdır. Bu sınavlarda yurtdışında eczacılık eğitimi alanların yeterliliklerinin kafi derecede ölçülebildiği şüphelidir.”

TEDAVİ ETME ÖZELLİĞİ OLAN HER ÜRÜN İLAÇTIR

Halk sağlığını tehdit eden bir başka unsurun da alternatif tıp ve bitkisel ürün adı altında ehliyetsiz kişilerce tavsiye edilen, ruhsatları Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınan ürünlerin olduğuna dikkat çeken Demirci, şunları kaydetti: “Bu ürünler ruhsat aşamasında gıda takviyesi olarak adlandırılmakta ama piyasada tedavi edici ürün olarak pazarlanmaktadır. Bitkisel ürünler de dahil olmak üzere etkisi olan her maddenin yan etkisi de vardır. Tedavi etme özelliği olan her ürün ilaçtır ve ruhsatı Sağlık Bakanlığı’ndan alınmalıdır. Gıda takviyelerinin birtakım hastalıkları tedavi ettiği iddiası ile ehil olmayan kimselerce sosyal medya, internet reklamları ve uydu kanalları üzerinden pazarlanmasının ivedilikle önüne geçilmelidir” diye konuştu.

ÇETİN KARABIYIK