Yeni yollar açmak çözüm değil
Tarih:12.2.2018
 
 
HERKESE HİTAP EDEN BİR SİSTEM OLMALI
 
Her kesimin toplu taşımayı tercih edebileceği bir sistemin henüz oturtulmadığını belirten Mimarlar Odası Başkanı Özgür Girişken; “Yoksul insanların otomobille değil zenginlerin de toplu taşımayı tercih ettiği bir sistem oluşturabildik mi? Ne yazık ki biz bu sistemi oluşturamadık. İnsanlar bebekleriyle, çocuklarıyla sıkışık bir vaziyette motosiklete binmek zorunda kalıyorlar. Çünkü kullanabilecekleri hızlı, ekonomik ve rahat bir şekilde gidecekleri yere onları ulaştıran bir toplu taşıma aracı yok bu şehirde.’’ dedi.
 
METRO KATKI SAĞLAYACAK
 
Metronun Gaziantep’e gelmesiyle birlikte, şehre büyük katkı sağlayacağını dile getiren Girişken; “Toplu taşıma sisteminde çok zayıf durumdayız. Metronun Gaziantep’e gelmesi Gaziantep’e büyük bir katkı sağlayacak ve toplu taşıma sistemi konusunda bize yepyeni ufuklar açacaktır. Şu anda ne yazık ki seferler yetersiz, araçlar yeterli değil ve ulaştırma sistemindeki yanlış planlamalar sebebiyle, taşıt sahipliğinin de çok yükselmesiyle birlikte bu konuda büyük sıkıntı çekiyoruz ve şehirdeki yaşam kalitesini düşürüyor. En önemli etkenlerden bir tanesi ulaşım sisteminin sağlıklı bir şekilde kurulamamış ve işleyememiş olmasından kaynaklı.’’ sözlerine yer verdi.
 
YENİ BİR SİSTEME İHTİYAÇ VAR
 
Ulaşımda yeni bir sisteme ihtiyaç olduğunu vurgulayan Özgür Girişken; “Bu bir defada yanıt verebileceğiniz bir şey değil, bugünden yarına düzeltebileceğiniz bir şey de değil. Öncelikle insanların bireysel araç sahipliği dışında da seçenekleri değerlendirebileceği bir oluşuma ihtiyacımız var. Şu anda insanlar araç sahibi olmadan bu şehirde yaşayamayacaklarını düşünüyorlar.’’ ifadelerine yer verdi.
 
YOLLAR YETERSİZ
 
Gaziantep’teki mevcut yolların, şehirdeki araç sayısını kaldırabilecek durumda olmadığını belirten Girişken; “Herkesin olmazsa olmazı motorlu araç sahibi olmak. Toplu taşımayı geliştiremediğimiz sürece ve trafikteki yükü azaltamadığımız sürece toplu taşıma alanında bir ilerleme kat etmemiz mümkün değil. Yollarımız, trafik düzenimiz uygun değil ve taşıt sahipliği oranımız giderek yükseliyor. Bu yollar bu kadar taşıtı kaldıracak durumda değil. Yolları genişletmek de bunun çözümü değil. Çünkü siz yolları genişlettikçe daha fazla insanı taşıt sahibi olmaya teşvik etmiş oluyorsunuz.’’ dedi.
 
GÜÇLÜ BİR METRO AĞINA SAHİP OLUNMALI
 
Gaziantep’in de diğer büyük illerde ki gibi büyük bir metro ağına sahip olması gerektiğini dile getiren Girişken, ‘’Metro ile ilgili çalışmaların ne kadar öne alındığı bizim için çok önemli. Metro ne kadar çabuk bitirilirse bu şehirde ulaşım konusunda o kadar ilerleme kat edilecektir. Büyükşehirlerdeki gibi güçlü bir metro ağımız olduğunda, insanlar hangi sınıfa dahil olursa olsunlar insanlar, metroyu hızlı ulaşım ve zamandan tasarruf için tercih edecekler. Bu da bizim dışardaki trafik yükümüzü, toplu taşımada kullanılan otobüs ve minibüslerin daha kolay gidecekleri yere gitmelerine yarayacaktır. Çok da fazla seçeneğimiz olduğunu düşünmüyorum, yeni yollar ve kavşaklar bizi bir yere götürmeyecek sadece geçici rahatlama sağlıyorlar.” şeklinde konuştu
 
AKTİF ROL ÜSTLENMEYE TALİBİZ
 
Kamil Ocak Stadyumunun yeri konusunda Mimarlar Odası olarak aktif bir rol üstlenmek istediklerini belirten Girişken; “Önümüzdeki dönemde kent gündemi her zamankinden daha yoğun. Geçmiş dönemden kalma bazı konular devam ediyor. Metro çevresindeki durum henüz bitmedi. Kamil Ocak Stadyumu ve onun yerine yapılacak olan düzenlemeler gündemimizin en tepesinde yerini alıyor. Sayın Fatma Şahin’in çalıştayla ilgili söylemlerini destekliyoruz. Bu çalıştayda Mimarlar Odası olarak en aktif rolü üstlenmeye talibiz. Kent faydasına, kamu faydasına bir Kamil Ocak Meydanı düzenlemesini desteklemeye devam edeceğiz. Mimarlar Odası mimarların ve toplumun hizmetinde kalmaya devam edecek.” sözlerine yer verdi.
 
ŞEHİR HASTANELERİ YÖNETİLEBİLİR OLMAKTAN UZAK
 
Şehir hastanelerinin batıda daha önce denendiğini ve yönetilebilir olmaktan uzak olduğunu ifade eden Özgür Girişken; “Biz şehir ve bölge hastanesi kavramının bir fayda getireceğini düşünmüyoruz. Batıda daha önce bin 500-bin 800 yataklı hastane kampüsleri çok denendi, fakat yönetilebilir olmaktan çok uzak olduğu gerekçesiyle bu hastane modelinden vazgeçildi. Ne yazık ki ülkemizde dev kampüslerle yapılan ve belli bir noktaya odaklanarak oluşturulan hastane kampüsleri sağlık sistemindeki özelleştirmenin bir parçası olarak getirildi. Bu sistemle devlet kendisine ait olan hazine arazisinde kiracı duruma geliyor.” diye konuştu.
 
İŞLETMECİYE YÜZDE 70 ORANINDA DOLULUK GARANTİSİ VERİLİYOR
 
Şehir hastanelerinde devletin işletmeciye yüzde 70 oranında doluluk garantisi verdiğini söyleyen Girişken, “Devlet yalnızca doktorların, hemşirelerin ve hasta bakıcıların maaşını ödüyor. Bunun dışındaki tüm giderler özelleştirilmiş durumda. Çok ilginçtir, devlet bu hastanelerde işletmeciye yüzde 70’lik doluluk garantisi veriyor. Devlet yurttaşların hasta olacağına eminse, köprüden geçiş garantisi verir gibi hastane garantisi veriyorsa, bu sistem baştan sağlıksız bir sistem. Tıpkı TOKİ’nin stadyumlarla ilgili yaptığı protokollerde gördüğümüz gibi.” dedi.
 
DEVLET HASTANELERİNİN YERİ KAMU YARARINA OLMALI
 
Kent merkezinde bulunan devlet hastanelerinin yerinin, fonksiyonel bir şekilde kamu yararına kullanılması gerektiğini ifade eden Girişken; “Belli bir noktada dev hastanelerin kurulması, kent merkezinde kalan kıymetli hastane arazilerinin ne olacağı konusu önemli bir soru işaretine dönüştü. Şu anda yapabileceğimiz en hatalı sistem, devlet hastanelerine artık ihtiyaç kalmadığını ve hastaların bölge hastanesine yönlendirileceği gerekçesiyle ranta açılması olabilir. Eğer böyle bir ihtiyaç kalmayacaksa bile ve orada sağlık tesisi olmayacaksa bile yine oradaki fonksiyon kamusal bir fonksiyon taşımalıdır.’’ şeklinde konuştu.
 
DEVLET HASTANELERİNİN YERİ DEVLETTE KALMALI
 
Devlet hastanelerinin yerlerinin devlette kalması gerektiğini belirten Girişken;  “Burada ticari bürolar ya da oteller değil, meydan gibi fonksiyonlar getirilmelidir. Çünkü 30 yıl sonra orada yeniden bir hastane ihtiyacı çıkıp çıkmayacağını bilmiyoruz, mülkiyet kamuda kalmalı ve gerektiğinde bir kez daha sağlık tesisi yapılması gündeme gelebilmelidir. Özelleştirme politikasından vazgeçilmezse mülkiyet özel şahıslara geçiyor ve yarın orada başka bir ihtiyaç olduğu zaman yerel idareler kamulaştırma maliyetleriyle baş edemedikleri için yine yanlış imar politikalarını gündeme getiriyorlar.” ifadelerine yer verdi.
 
BİLGE ÜLKE GÜZEL