SAVAŞMAKTAN KAÇMAYACAĞIM
Tarih:10.1.2018

Muhammed Himmet Ertürk kimdir, futbola nasıl başladı?

3 Ocak 1994 yılında Aydın’ın Nazilli ilçesinde dünyaya geldim. Ailemin en küçük ve tek erkek çocuğuyum. Futbola ilk okula kadar fazla ilgi duymuyordum ancak öğretmenim Osman Dikici’nin desteğiyle futbola ilgim daha arttı. Sonrasında da babamın ısrarı ve önerileriyle bu yolda kendimi buldum. Sokak aralarında başlayıp, daha sonra babamın desteğiyle amatör takımlarda forma giydim. Tabi ilk başladığım sıralarda sadece futbolla değil, atletizm hentbol gibi bir çok sporla da uğraşıyordum. Ancak sonrasında babamın da isteğiyle futbola yöneldim. Henüz 14 yaşındayken de, Denizlispor’un alt yapısına transfer olmayı başardım.

14 yaşında ailenden ayrılmak

o yaşlardaki bir çocuk için oldukça zor olmalı…

Evet, kesinlikle bir çocuk yaştayken ailemden ilk kez ayrı kaldım. Tabii ki çok üzüldüm ama futbolu sevmeseniz ertesi gün bırakıp geri dönerdiniz. Haftada sadece 1-2 kere görüşsek de ben hiçbir zaman pes etmemeyi seçtim. Ailemden uzak kalmak bana bu hayatta bir şey öğretti. O da bu kadar çile çekeceksen, bir gün kesinlikle karşılığını alacağımı düşündüm ve şükürler olsun ki bu da gerçekleşti.

Denizlispor altyapısından Beşiktaş’a transfer

olma başarısı gösterdin. Bu süreç nasıldı?

Altyapı kariyerimde sürekli olarak forma giymeyi başardım. 17 yaşında olmama rağmen, gösterdiğim performans beni 21 yaş altı takıma  kadar yükseltti. Ancak o sezon belki yaşımında etkisiyle çoğu zaman yedek oturdum ve buna alışık değildim. Daha sonra forma şansı bularak, sağ bek olarak forma giymeye başladım. Daha sonra Milli Takım’da alt yaş grupları için gerçekleşen seçmelere davet edildim. Riva’da kampın ardından ben uçak biletimi aldım ve tam dönecektim ki telefonum çaldı. Babam arayarak sadece Beşiktaş’a transfer olmak ister misin? dedi. Ben de tabii ki baba diyerek, uçağa bindim. Profesyonel sözleşme  imzalamak için yetiştirme bedeli engel oluyordu, Denizlispor bunu ödeyemiyordu. Bir gece tekrar telafonum çaldı ve kimseye haber vermeden eşyalarımı toplayarak Beşiktaş’a transfer oldum.

Gaziantep’e transferin nasıl gerçekleşti?

Denizlispor’da sezonun sona ermesiyle eski adıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyespor’dan transfer teklifi aldı. Süper Lig’den de teklif vardı ancak Hakan Kutlu beni özellikle istiyordu. Süper Lig’e de gidebilirdim ancak Hakan Hoca’nın ben istiyor olması beni heyecanlandırdı. Ailemle oturup karar verdikten sonra Gaziantep’e transferim gerçekleşti.

İlk sezonunda tam olarak istediğin süreyi alamamış görünüyorsun.

Evet Gaziantep’teki ilk yılımda beklediğim süreyi alamadım. 18 karşılaşmada forma giydim ama bunda üç teknik direktör değişmesinin neden olduğunu düşündüm. Yeni sezonda Bülent Bölükbaşı’nın devam edecek olmasıyla takımda kalmayı tercih ettim ve elimden gelenin fazlasını yapmaya çalıştım. O sezonda inişli çıkışlı bir grafiğimiz oldu ama ben her zaman aynı Himmet olarak mücadeleyi bırakmadım.

Sezon başında yine forma şansı bulmaktan zorlandın ancak Erkan hocanın göreve gelmesi adeta seni de kendine getirdi. Bunlardan bahseder misin?

Sezon başında elimden geleni yapmaya gayret ediyordum. Takımdaki geleceğimi merak ediyordum ve durumum biraz da transfere bağlıydı. Ancak ben çalışmayı hiçbir zaman bırakmadım, Allah kısmet etti ve burada kaldım. Sezona takım olarak iyi başlayamadık ancak Erkan Sözeri’nin göreve gelmesiyle hepimiz kendimizi toparlamayı başardık. Kendisinin geldiği ilk hafta hazırlık maçında iyi bir performans sergileyerek oynayabileceğimin sinyallerini verdiğimi düşünüyorum. Sonrasında da Erkan Hocamızın yüksek iletişim seviyesi gerçekten beni çok daha motive etti ve mental olarak hazır tuttu. Sonrasında da bana şans geldi ve gerçekten elimden geleni sergilemeye devam ettim. Oynadığım maçlarda da takımıma katkı sağlamayı başardığımı düşünüyorum. Bu pozitif gelişmeler beni tekrar en üst düzeye çıkardı.

Uzun süredir kulübümüzde forma giyiyorsun. Bu sezon ki köklü değişim sizleri nasıl etkiledi?

Takımımızın isminin değişmesi ve yepyeni bir yönetimin göreve gelmesi gerçekten bizleri etkiledi. Çünkü biz bunu şehirde gezerken de hissediyorduk, sosyal medyada gösterilen ilgi ve etkinliklerden de. Tamamıyla profesyonel bir yapıya büründük ve gerçekten gerek başkanımız gerekse de yönetimimiz bize ciddi desteklerde bulunuyorlar. Üstümüzde artık ciddi bir baskı var ama bu baskı bizlere sorumluluk getiriyor. Her futbolcu hedefi olan bir kulüpte oynamaktan zevk alır ve hem başkanımızın hem de bizim hedeflerimiz gerçekten çok büyük. Hem teknik heyetimiz hem de futbolcular olarak  bizler başkanımızın hedeflerine yanıt verebilmek için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Bizler bu desteği hissediyoruz ve Erkan hocamızla da çok güzel bir uyum sağladık. Onun istediklerini yapabildiğimiz sürece zor görünün her şey çok kolayca elde edeceğizdir. 

Sezonun ikinci yarısı öncesinde beklentin nedir? Şampiyonluk şansımızı değerlendirir misin?

Puan durumuna bakıldığı için belki biraz ilk ikiye uzak görünsek de biz bunu başarabilecek seviyedeyiz. İlk ikiyi yakalamak kesinlikle hayal değil. Ancak işler ne kadar kötü giderse gitsin, en kötü ihtimalle biz play-off oynayacağımızı düşünüyorum. Tabii ilk ikide olamaz ve play-off’a kalırsak kesinlikle orada kalitemizi göstererek şampiyonluğu alabileceğimize inanıyoruz. Umut ediyorum ki, Gaziantep şehri de yanımızda olacaktır ve sezon sonunda bu şehrin adını yeniden Süper Lig’e yazdıracağız. Benim de kişisel olarak en büyük hayallerimden birisi, bu takımın formasıyla Süper Lig’de forma giyebilmek. 

Çevrende Gaziantep’e hiç gelmemiş

insanlara nasıl anlatıyorsun?

Ben sözleşme imzalamak için geldiğimde gerçekten çok şaşırdım. Gerçekten böylesine bir şehir beklemiyordum ve gözlerime inanamadım. Bir İzmir’den, İstanbul’dan kesinlikle geri kalacak bir şehir değil. Hem sosyal hem de kültürel olarak gerçekten Gaziantep inanılmaz bir şehir. Buraya hiç gelmemiş insanlar, artık Ege’ye dönmeyecek mi diye soruyorlar ama ben kendimi buraya ait hissetmeye başladım. Çünkü gerçekten yemekleri olsun, insanları olsun, coğrafyası olsun burada istediğiniz her şeyi bulabiliyorsunuz. Gaziantep’i bilmeyen insanlarında bir an önce gelerek burayı görmesini sürekli olarak tavsiye ediyorum. Bir de benim kilo alan bir yapımın olmaması, Gaziantep şehrine daha da aşık olmamı sağlıyor. Mutfağı UNESCO tarafından da koruma altına alındığını biliyorum. Ancak Gaziantep şehri konusunda tek eksiğimiz var,  yaşayan insanları tribüne çekmeyi de başarırsak burada çok daha güzel günler bizi bekliyor.

 TEYFİK KALEOĞLU