11 yıl sonra böbrek nakli oldu
Tarih:29.10.2017
 44 yaşındayken böbrek hastalığına yakalanan Ramazan Ceylan, 11 yıldır doktor gözetiminde tedavisine devam etti. Haftanın 3 günü, 4 saat hemodiyaliz ünitesine bağlı olarak yaşamını devam ettiren Ceylan’a beyin ölümü gerçekleşmiş ve böbreğini bağışlamış birinden uygun böbreğin nakledilmesiyle yeniden hayata tutundu. Ceylan, "Diyalizde özgürlük yoktu, sağlığıma kavuştum. Şu anda çok iyiyim ve mutluyum" dedi.
 

HAYAT SÜRPRİZLERLE DOLU

Hastalığı boyunca umudunu hiç kaybetmediğini belirten Ceylan, "Benim durumumda olan hastalar hiç bir zaman umutlarını kaybetmesinler. Hayat sürprizlerle dolu. Bundan sonra yeni bir hayat kuracağım ve hayallerimi gerçekleştirmeye çalışacağım. Herkese Allah sağlık nasip etsin. İnsanlar organlarını bağışlasınlar. Bana böbreğini bağışlayan kişi şimdi cennet kuşu oldu. Ben kurtuldum ama organ bekleyen binlerce hasta var. Herkesin bu konuda bilinçli olması gerekiyor bu benim başımda değil deyip uzak durmak doğru değil. Bir gün gelip sizin de başınıza gelebilir. En büyük sadaka organ bağışıdır" diye konuştu.

DİYALİZE GİRMESEM ÖLECEKTİM

Şu an 59 yaşında olan ve gerçekten yaşadığını hissettiğini belirten Ramazan Ceylan, "2002 yılında diyalize başladım. Bundan önceki 1 yıl boyunca diyalize girmedim fistül açtırdım ama tedaviye başlamadım. O süreçte Türkiye’nin birçok yerinden su getirdim içtim. Hastalığı kendi kendime tedavi edebileceğimi düşündüm. Hastalığı kabullenmem çok zor oldu. İlk zamanlar doktor bana haftada bir gelmemi söyledi ancak ben gitmedim. Daha sonrasında haftada üç gün gitmeye başladım. 10 günde 10 kilo düştüm. Diyalize başlamasaydım ölecektim. 11 sene diyalize girdim” dedi.

ANNEMİ BU HASTALIKTAN KAYBETTİM

Böbrek hastalığının ailede genetik olduğunu söyleyen Ceylan, “Annem 53 yaşında böbrek hastalığı yüzünden hayatını kaybetti. Annemde polikistik kist vardı. Onun zamanında diyaliz yoktu. Şu anda iki kız kardeşim var ikisinde de böbrek bekliyorlar ve her iki de diyalize giriyorlar.”

PSİKOLOJİK OLARAK ETKİLENDİM

Diyaliz döneminde yaşadığı sıkıntılardan bahseden Ceylan, “4 saat boyunca iğneler kolumuzda kanımız makineye gidiyor makineden geri geliyor.  4 saat boyunca orada olmak beni psikolojik olarak etkiliyordu. O iğnelerin verdiği acı dışında çıkınca kendimi bilmiyordum. Eve gittiğimde rahatça uyku uyuyamıyordum. Kolumda fistül ile bir şey yapamıyordum. Bir iş yerine müracaat etsem desem ki; ‘Haftada 3 kere diyalize giriyorum müsaade eder misiniz?’ müsaade etmezdi. Daha önce uzun yol şoförüydüm. Bu yüzden kendi işimi kendim gördüm, kendi işimde çalıştım. Kendi çabamla Bağ-Kur yatırdım. 18 yıl sonra da malulen emekli oldum onunla geçinmeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

EN BÜYÜK SADAKA ORGAN BAĞIŞIDIR

Organ bağışının önemli olduğunu çoğu insanın her gün bağış beklediklerini söyleyen Ramazan Ceylan, şunları kaydetti: “Tedavi gören herkes sabretsin. Sabrederlerse her şey daha güzel olur. İyi düşünmeleri gerekiyor. Şu anda iyiyim rabbim herkese iyilik versin. Organ bağışı benim rahatsızlığımın başlarında olduğu kadar az değil fakat daha da artmalı. Ben kurtuldum ama organ bekleyen binlerce hasta var.  Herkesin bu konuda bilinçli olması gerekiyor bu benim başımda değil deyip uzak durmak doğru değil. Bir gün gelip sizin de başınıza gelebilir. En büyük sadaka organ bağışıdır” dedi.

BİLGE ÜLKE GÜZEL