“Kumalar doğumda birbirini bekliyor”
Tarih:13.8.2017
Öğrencilerini Şanlıurfa’ya götüren 33 yıllık ebe Yrd. Doç. Dr. Asiye Kocatürk: “Biz burada kadın haklarıyla ilgili bambaşka bir noktadayken, orada kadının hiçbir hakkı yok. Mesela kumalar doğum yaptırırken birbirini bekliyor”
 

Ağrı’nın bir köyünde başlayan ebelik kariyerini şu anda İstanbul Medipol Üniversitesi Ebelik Bölümü Başkanı olarak sürdüren 33 yıllık bir ebeyle buluştuk. Yrd. Doç. Dr. Asiye Kocatürk, deneyim kazanmaları için Şanlıurfa’ya da götürdüğü öğrencilerinin gözünde bir idol. Bölüm öğretim görevlisi Gözde Küğcümen ve 45 öğrencisiyle Şanlıurfa eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir ayda tanık oldukları insan hikayeleri acı gerçeklerle dolu. Kocatürk sorularımızı yanıtladı.


Şanlıurfa macerası nasıl başladı?

Mesleğimin ilk yıllarını Doğu Anadolu Bölgesi’nde çalışarak geçirdim. Hayatımda hiç soba yakmamış bir insanken, o yıllarda bir anda kendimi tezekleri yakarken buldum. Koşullar zorlu da olsa, o insanların bize çok ihtiyacı olduğunu gördüm. İstanbul’da günlük hayatın rutini olan bir şey, orada hayat kurtarabiliyordu. Mesleğimin ne olduğunu okulda anlamamıştım ama orada hissettim. Öğrencilerim de bu duyguyu daha okuyorken yaşasınlar istedim. Türkiye Nüfus ve sağlık Araştırması verilerinde en fazla doğumun yapıldığı yerin Şanlıurfa olduğunu görünce, deneyim kazanmalarına da katkı olsun diye orayı tercih ettim.

Öğrenciler doğum da yaptırdılar mı?

Ebelerin ve bizim gözetimimizde yaptırdılar. Hatta gece nöbetlerine bile kaldılar. Bir öğrencimin bir gecede beş doğum yaptırdığı oldu. Üniversitede biz teorik bilgiyi ne kadar anlatırsak anlatalım ebelik beceri gerektiren bir iş ve bu deneyimle kazanılıyor. Geleceğin ebeleri bu becerilerini daha çok geliştirdikçe, ülkemizin en büyük problemlerinden olan sezaryenle mücadelede de büyük bir yol almış olacağız.

“Ben doğurmaktan bıktım artık”

Şanlıurfa’da hastalar sizi ve öğrencilerinizi nasıl karşıladı?

Öğrencilerimin tamamı gönüllülük esasıyla ve hiçbir zorlama olmadan oraya gittikleri için hastalara büyük bir ilgiyle yaklaştılar. Bakıyordum hastaları uzun süre dinliyor, bilgilendiriyorlar. Bir de biz hastane üniformasından farklı olarak kendi pembe üniformalarımızı giyiyorduk. Bir gün fark ettim, kendi aralarında bizim öğrencilere “pembe melekler” adını takmışlar. Bizimkiler gelirken “Pembe melekler geliyor” diyorlar.

Sizi veya öğrencilerinizi şaşırtan durumlar oldu mu?

Öncelikle 46 derece sıcakla karşılaşınca bir şaşkınlık yaşadılar. Hastaneye gittiğimizde ise kültürel bir şokla karşı karşıya kaldılar. Hastane girişinde battaniyelerini serip uyuyan insanlar, yanlarında birbirlerine çay ikram etmek için tepsi bile getirmişlerdi. Adeta piknik yapıyorlardı. Sonra girdiğimizde inanılmaz modern bir hastaneyle karşılaştık. Her biri bir hastaya özel olan, özel hastane kalitesindeki 30 doğum odası beklentilerimizin çok üzerinde olduğu için hepimizi şaşırttı.

Sizi orada en çok ne etkiledi?

33 sene önce gördüğüm ve beni etkileyen çoğu şeyin aynı kalması beni yaraladı. Biz burada kadın haklarıyla ilgili bambaşka bir noktadayken, orada kadının hiçbir hakkı yok. Mesela kumalar doğum yaptırırken birbirini bekliyor. Ama bu o kültürde normalleşmiş zaten diye düşünmeyin. Üç kuması olan bir kadın gözyaşlarıyla yanıma geldi ve “Bu adama hakkımı helal etmiyorum” dedi.

Bölgede doğum sayısının artmasında kuma olayının etkisi var mı?

Olmaz mı! Bir kadın 12. doğumu için hastaneye gelmişti. “Doğurmaktan bıktım artık” dedi. Ama çaresizdi. “Doğurmazsam kuma alıyor” dedi. Savaştan kaçan Suriyeli göçmen kadınları da kuma olarak alıyorlar. Önceki eşleri itiraz ederse de onları boşayıp sokağa atıyorlar. Kadının hayatı erkeğin iki dudağının arasında olduğu için kadınlar hiçbir şey yapamadan çaresizce kahroluyorlar.  

Etkileyici hikayeler

Ebelik öğrencilerinin paylaştığı hikayeler etkileyiciydi. Sevcan Gelir “Yeni doğum yapmış annelerden biri dikkatimi çekti” diyor: “Ne bebeğini emziriyordu ne de bebeğinin yüzüne bakıyordu. Diğer anneler sıkı sıkıya bebeklerini tutup emzirmeye çalışırken, o niye böyleydi? Sonradan öğrendim ki eşinden boşanmış. Onca zaman karnında taşıyıp büyüttüğü ve bütün zorlukları aşıp doğurduğu oğlunu babasına verecek ve bir daha göremeyecekmiş. Emzirmeyi reddetmesinin sebebi ise bebeğiyle arasındaki bağın kuvvetlenmesinden korkmasıymış.”

“Ne kadar özgürmüşüm”

Gerçek hikayelerde; 16 yaşında ikinci çocuğunu doğuran ve aslında hâlâ kendi çocuk olduğu için çocuğa bakmak istemeyen bir kızın feryadı; beş yaşında bisikletten düştü denilerek hastaneye getirilen, vajinası yırtılmış bir çocuğun muayene sonrasında tecavüze uğradığının anlaşılması; akraba evlilikleri nedeniyle birçok çocuğun sakat dünyaya gelmesi; vajinismusu olan ve eşinin döve döve ilişkiye girdiği bir kadının hamile kalıp o doğumu binbir zorlukla yapması içimi acıttı.

Öğrencilerden biri 20. yaşında dördüncü doğumunu yaptırdığı yaşıtının hikayesini anlatırken “Meğerse ben ne kadar özgürmüşüm” dedi. 

MİLLİYET
doğumacı haberkumagüneydoğugaziantep