Tarih:19.6.2017

Gaziantep’te restorasyonu tamamlanan tarihi Kurtuluş Camii’nin açılışını yapıldı. Açılış töreninde konuşan Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, “Tarih kenti olan Gaziantep’imizde aynı zamanda kültür mozaiğinin bir parçası olduğunu gösteren bu eserin yeniden ibadete açılması çok önemli. Bu eserler, turizmin odağı haline gelmiş Gaziantep’imize çok büyük katkılar sağlayacaktır” dedi

Açılışta, Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem konuşma yaptı.

KAYNAK, TARİH KENTİ GAZİANTEP

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak açılışta yaptığı konuşmada, “Tarih kenti olan Gaziantep’imizde aynı zamanda kültür mozaiğinin bir parçası olduğunu gösteren bu eserin yeniden ibadete açılması çok önemli. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz son 10 yılda 4 bin 500'den fazla eseri yenide restore ederek insanlığın hizmetine sundu. İktidar olarak vakıf eserlerinin onarımı noktasında söyleyecek çok şeyimiz var. Gaziantep'in bölgedeki, Türkiye'deki öneminin çok büyük olduğunu vurgulayan Kaynak, "Bu eserler, turizmin odağı haline gelmiş Gaziantep’imize çok büyük katkılar sağlayacaktır" ifadelerine yer verdi.

BALKANLARIN EN GÜZEL CAMİİSİ İBADETE AÇILDI

1048'de ilk vakfın tesis edildiği Anadolu'da insanların vakfedilen bu eserlere sahip çıkacağını ve gelecek nesillere aktaracağını söyleyen Veysi Kaynak, “Vakıflar Genel Müdürlüğümüz sadece camilerimizi değil onun dışındaki tarihi ve kültürel varlıklarımızı yeniden imar, ihya ve restore eden bir anlayışla çalışıyor.” diyen Kaynak, Kurtuluş Camisi'nin hikayesini dinlerken Balkanlarda, Manastır'da açılışına gittiği Haydar Kadı Camisi'nin aklına geldiğini anlattı. Kaynak, Kurtuluş Camisi'nin Gaziantep’te o tarihte yaşayan Ermeni vatandaşların ibadethanesi olduğunu ve daha sonra cezaevine dönüştürüldüğünü belirterek, "Sonra Allah bu günleri nasip etti. Haydar Kadı Camisi de aynı şeyi yaşadı. Osmanlı, Balkanlardan çekildikten sonra Haydar Kadı Camisi önce kapatılmış, sonra bira deposu olmuş. Sonra da bisiklet tamirhanesi. Balkanların en güzel camilerinden birini Vakıflar Genel Müdürlüğümüz yeniden ibadete açtı." sözlerine yer verdi.

O CAMİ YENİDEN HAYATA GEÇİRİLİYOR

Boşnaklara karşı yapılan insanlık dışı soykırım esnasında bütün ibadethanelerin de nasibini aldığına işaret eden Kaynak, geçen ay Foça'da yok edilen Hünkar Camisi'nin ibadete açılışını gerçekleştirdiklerini ifade etti. Yeni Foça'da Alaca Camisi'nin de inşaatının yapıldığına değinen Kaynak, bu caminin tamamen temellerine kadar yok edilmiş bir cami olduğunu belirterek, "O camiyi Vakıflar Genel Müdürlüğümüz, Foça'da yeniden hayata geçiriyor." şeklinde konuştu.

HER DİNİN İBADETHANESİNE ÖNEM VERİLİYOR

Veysi Kaynak, Mostar'da büyük katedralin de savaşta tahrip edildiğine işaret ederek, "Giriş kapısının TİKA tarafından yapılmasını arzu ettiklerini söylediler. Ona da 'peki' dedik. Biz Osmanlı bakiyesi topraklarda camiyi, kiliseyi, havrayı hep bir arada gördük. İslam halifesinin yaşadığı İstanbul'da dünyanın en büyük diğer dinlere mensup ibadethaneleri de yer alıyor. O yüzden Vakıflar Genel Müdürlüğümüz sadece camileri değil, onun dışında diğer dinlere mensup olanların ibadethanelerini restore ediyor. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz, Edirne'de 2. Abdülhamit Han cennet mekan tarafından yaptırılan Avrupa'nın en büyük sinagogunu restore ettirdi. 15-20 gün önce beraber orada Türkiye'deki Musevi cemaatinin yetkilileriyle bir araya geldik. Gökçeada'da Ermeni Rum Ortodoks Kilisesi, Hatay İskenderun Süryani Ortodoks Kilisesi. Ayvalık'ta Cumba'da kilise, Antep'imizde Şahinbey Havrası'nı, bunların tamamı Vakıflar Genel Müdürlüğümüz tarafından yeniden insanlığın hizmetine sunulmuştur." ifadelerine yer verdi.

 VAKIFLAR MÜDÜRLÜĞÜ İLK MEZUNLARINI VERECEK

Kaynak; "Vakıflar Müdürlüğü iki önemli üniversiteye sahip. Bunlar, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Vakıf Üniversitesidir. Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün bu üniversiteleri, Allah'a hamdolsun ki mezunlar vermeye başladı. Haftaya Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitemizin mezuniyet törenini takip edeceğiz. 10 Temmuz'da da ilk kez Bezmi Alem Üniversitemizin yetiştirdiği doktorlarımızın mezuniyet törenine katılacağız" dedi.

AŞMAMIZ GEREKEN SORUNLAR VAR

Vakıflar Genel Müdürlüğü için hedefleri olduğuna değinen Veysi Kaynak şu şekilde konuştu “Vakıflar Genel Müdürlüğümüz yarın Gazze'deki Müslüman kardeşlerimize 50 bin gıda kolisi gönderiyor. Yarın Mersin'den onu yolcu edeceğiz. Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün son 10 yılda ulaştığı seviye bizleri mutlu etmektedir. Ancak bir kısım aşmamız gereken sorunlar var. Yapıyı gördüğümüzde bazen beğenmediğimiz, eksik bulduğumuz restorasyonlar, tamiratlar, tadilatlar görebilirsiniz. Kültür Varlıkları Kurulunun izin verdiği proje kapsamında yapılmaktadır. Ulaşmış olduğu çağ itibariyle Vakıflar Genel Müdürlüğümüz bundan sonra kendi bilim kurulunu da oluşturarak kendi işlerini, projelerini yapmaları ve o projenin o kuruldan onaylanmasına gayret edeceğiz. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz için en önemlileri bu, hedeflerimizden bir tanesidir.” Kaynak, Vakıflar Genel Müdürlüğünün sahip olduğu ve faizsiz bankacılık için insanlığın hizmetine sunduğu Vakıf Katılım Bankasının büyümesini, güçlenmesini bu dönemde gerçekleştirip hayata geçireceklerini belirtti.

MABETLER HAYATIN MERKEZİDİR

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ise, ramazan ayında, bayram arifesi öncesinde gazi şehirde tarihi bir yapıyı açmaktan dolayı mutluluk yaşadığını belirtti. Mabet, cami ve mescidin İslam medeniyetinin olmazsa olmazları olduğunu belirten Prof. Dr. Görmez, "Hayatın, şehrin merkezidir. Mabetler, İslam medeniyetin başladığı yerdir. Allah Resulü Medine yolundayken bir mescit inşa etmiştir. Medeniyet ancak orayla başlayacaktır. Medine'ye döndüğünde ise ilk yaptığı şey yine mabetle, mescitle işe başlamak oldu. Sevgili Peygamberimiz o mescidin yapımında bizzat işçi olarak çalıştı. Şiirler okuyarak taşları taşıyordu. Peygamber Efendimize, 'Bu işleri bırakın bizler yapalım' denildiğinde, 'Benim sırtım taş taşımayı bilir. Benim de Allah'ın rızkını kazanmaya ihtiyacım var' der, bir işçi olarak çalışırdı." dedi. Vakıflar Genel Müdürlüğünün tarihi eserleri ortaya çıkarma noktasında gösterdiği olağanüstü çalışmalarından dolayı teşekkür eden Görmez, "Nerede bir mabet ve onun etrafında ecdadımızın eserleri varsa, onların ayağa kalktığını görmek bize mutluluk veriyor. Sadece Türkiye'de değil dünyanın her tarafında ecdat yadigarı eserleri tek tek ayağa kaldırıyoruz. Bunları ayağa kaldırmak bizlerin görevidir." diye konuştu.

TARİHİMİZ BOYUNCA MİRASLARI KORUMAYI VAZİFE BİLDİK

Mehmet Görmez, geçmişte Kosova'da bir türbenin restore edilmesi için iki ülke arasında bir kültürel sözleşme yapılması gerektiğini dile getirerek; "Oraya en az 10 kez gitmiştim. Şimdi büyük gelişmeler oldu. Oranın restore edilmesi için Kosovalılar dedik ki 'Birleşmiş Milletler'e bağlı bir yönetim var. Ancak bu yönetimle bunu çözmeniz lazım' dediler. Oranın yöneticisiyle görüşmek için gittim. Görüşeceğim kişinin adı Murat değil de Merat'tı. İçeri girdim baktım ki Müslüman bir sima. 'Nerelisiniz' dedim, 'Ben Hindistanlıyım, Müslümanım. İsmim, Türk ismi' dedi. Ben de ona ismini aldığı sultanın türbesinin restorasyonunu yapmamız için imkan tanımasını istedim. Sultan Murat'ın türbesini ziyaret ettik, iş böyle bitti. Dolayısıyla bizim medeniyetimiz Cenabı Allah'ın buyurduğu gibi, 'Eğer Allah, insanların bazılarıyla bazılarının kötülüklerini önlemiş olmasaydı, o zaman tüm manastırlar, tüm sinagoglar, namazgahlar ve tüm mescitler yıkılırdı. İçinde Allah'ın isminin anıldığı hiçbir mabet kalmazdı' buyuruyor. Bu yüzden medeniyet tarihimiz boyunca başka medeniyetlere ait yapıları, mirasları korumayı vazife bilmişiz. Bunu Allah'ın emri olarak kabul etmişiz. Ayrıca bizim medeniyetimizde mabet 'tapınak' değildir. Mabet, Allah'ın anıldığı, Allah'ın adının anıldığı yerdir. İslam'ın kendisinden önceki tüm dinlere öğrettiği, yanlış olduğunu gösterdiği hususlardan birisidir. Mabetleri kurtarmamız lazım." ifadelerine yer verdi.

ŞEHİR İNSANIN AYNASIDIR

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin Kurtuluş Camii’nin geçmişine değinerek şu şekilde konuştu; “Bu geçmişi duyar duymaz, yakın zamanda cezaevi olarak kullanıldığını gören bir geçmişimiz olduğu için buradan çıkaracağımız çok büyük dersler var. Bütün tarihi doku içerisinde buradaki eserin canlandırılması gerekiyordu. Kurtuluş Camii'nin 5 yılın sonunda tarihi bir yapıya kavuştu. 5 yılın sonunda biz içeriye girdiğimiz zaman büyük bir kimlik görüyoruz. Hacı Bayram Veli, ‘Şehir insanın, insan şehrin aynasıdır’ diyor. Nasıl bir toplum istiyorsanız bu mekanların oluşmasını başarmanız gerekiyor. Bu tarihi mekanı canlandırmanın yolu bu eseri kazandırmadan geçiyordu." dedi.

ŞAHİN VE GÖRMEZ’E TEŞEKKÜR

Açılış töreninde konuşan Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, kurum olarak vakıf kökenli, vakfedenler tarafından inşa edilmiş ve kendilerine emanet edilmiş tüm yapılara sahip çıkma noktasında hassasiyet gösterdiklerini söyledi. Kurtuluş Camisi'nin vakıf kökenli olmadığını ancak tarihi yapı olması dolayısıyla bu görevin de kendileri tarafından yerine getirilmesi noktasında bir hassasiyet ortaya konması gerektiğine inandıklarını belirten Ertem, bu yapının kurtarılması için kendilerine bu işi veren Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'e teşekkür etti.

KURTULUŞ CAMİİ’SİNİN BURUK HİKAYESİ

Ertem, bazı mabetlerin yapılış hikayesinin buruk olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: "Bu da onlardan biri. Ne yazık ki hikayesine baktığımızda yüreğimizi sızlatan dönemlere şahit oluyoruz. Gaziantep'te halen hayatta olan herkes, bu caminin hayat hikayesiyle ilgili anılara çok taze bir şekilde sahiptir. Bu hayat hikayesinin bir döneminde ne yazık ki tahribat nedeniyle tehlike arz etmesi sebebiyle ibadete kapatılması gereken bir dönem de var. Bir dönem cezaevi, daha sonra cami ve tehlike arz ettiği için kapatıldığı bir dönem var. Şimdi Allah'a şükürler olsun, buranın açılışını gerçekleştiriyoruz."

İBADETHANELERİN ELDEN GEÇİRİLMESİ GEREKİYOR

Türkiye'de vakıf kökenli olmayıp da tarihi hüviyete sahip birçok ibadethane olduğuna dikkati çeken Ertem, "Bunların mutlaka elden geçirilmesi gerekiyor. Ve genel müdürlük olarak bunlara yönelik bütün imkanlarımızı seferber ettiğimizi ifade etmek istiyorum. Birincisi mabet olması, ikincisi restorasyon konusunda kurumumuzun çok iyi bir hüviyeti olması dolayısıyla bu görevlerin bizler tarafından yerine getirilmesi gerektiğini düşünüyorum." dedi.

BİLGE ÜLKE GÜZEL