Tarih:5.4.2017

Başbakan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Mehmet Şimşek Radyo Zeugma ve GRT FM ortak yayınında Meral Ay’ın hazırlayıp sunduğu programa konuk olarak 16 Nisan’da yapılacak Refarandum öncesi önemli açıklamalarda bulundu. 

Katıldığı programda “Neden EVET” sorusunun cevabını dinleyicilere aktaran Mehmet Şimşek Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’den de övgüyle söz etti. 

Gaziantep’in Türkiye’nin en önemli büyüme motorlarından bir tanesi olduğunu belirten Mehmet Şimşek bu durumun Türkiye’nin gücüne de güç kattığını söyledi. Gaziantep bu bütün şoklara, yanı başımızdaki yangına rağmen ekonomik olarak inanılmaz bir direnç gösteriyor ve güçleniyor. 16 Nisan’da yapılacak olan halk oylaması ülkeyi güçlendirecek ve milletin yararına olacak. Gaziantep’te güçlü bir “EVET” çıkacak. Gaziantep’e güveniyorum” dedi.

 

ŞİMŞEK’TEN BAŞKAN ŞAHİN’E ÖVGÜLER

 

Gaziantep Türkiye’nin en önemli büyüme motorlarından bir tanesi. Dolaysıyla Gaziantep güçlü ise Türkiye’de güçlü oluyor. Gaziantep bu bütün şoklara, yanı başımızdaki yangına rağmen ekonomik olarak inanılmaz bir direnç gösteriyor ve güçleniyor. Bu da Gaziantep’in önünün açık olduğunu gösteriyor. Gaziantep’in en önemli özelliği dışa açık olması, bugün ülkemizin dört bir yanından özellikle Doğu ve Güneydoğu’dan birçok insan gelmiş Gaziantep’e yerleşmiş bu insanlar üretiyor, çalışıyor bu eski Amerika benzeri bir yapı. Şehrin idealleri etrafında, ekip ruhuyla çalışan güçlü bir ekip var. Bu ekip Gaziantep’in sorunlarını çözmek, önünü açmak için ciddi bir çaba gösteriyor. Sonuç ve başarı da var. Yıllarca milletvekilliği ve Bakanlık yapmış Büyükşehir Başkanımız var. Bu Türkiye ve dünya ölçeğinde kolay kolay bir şehrin sahip olamayacağı bir durum. Bakanımız Sayın Fatma Şahin’in Belediye Başkanı olması Gaziantep’in Türkiye’de ve dünyada tanıtımından tutun ekonomik, ticari ve sosyal hayat olarak dünyanın en büyük metropolleri ile yarışır bir hale gelmesinde bu çaba var.  Bütün bu olumsuzluklara rağmen Irak, Suriye, Libya gibi geleneksel pazarlarımızda büyük bir kaos oldu ona rağmen Gaziantep ihracatta sınıf atladı, Türkiye’nin başkentini geçti ve şu anda 5’inci en büyük ihracat merkezimiz. Her konuda Gaziantep sadece Güneydoğu’nun, Türkiye’nin değil Ortadoğu’nun en önemli ticaret, sanayi ve turizm üssüdür, bu birikimi vardır. Bizim yaptığımız şey bunu harekete geçirmeye çalışmak. Gaziantep yükseliyor ve bu şehir bunu hak ediyor.

 

YÖNETİMDE İSTİKRAR ÇOK ÖNEMLİ

 

Referandum, Türkiye’nin çok önemli bir yapısal sorununu çözmek üzere geliştirilmiş bir reform. Bu sadece bu günün meselesi değil, bu bir parti meselesi değil, bu bir şahsi mesele değil. Cumhurbaşkanımız ciddi bir şekilde milletin teveccühünü kazanmış, yetkileri olan, partisi mecliste çoğunluğa sahip, partisi ile hükümeti kurmuş güçlü bir konumda. Böyle bir değişime bir örnekle cevap vermek istiyorum ben 65’inci hükümette Başbakan Yardımcısıydım. 1923’te Cumhuriyetimiz kuruldu. Bugün 2017’deyiz. 94 yıllık bir Cumhuriyetimiz var. 94 yılda 65 hükümet, bir buçuk yıla bile denk gelmiyor. Bu hükümetlerin 36 tanesi 1 yıl dahi sürmemiş. Bir yılda basit şeyler bile yapamazsınız. Yönetimde istikrar çok önemli. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk büyük bir başarı hikayesi ve Türkiye büyük bir yükselişe geçmiş. 1950’li yılların başında Menderes tek başına gelmiş ve hükümet olmuş muazzam başarı elde etmiş 1970’li yıllarda Türkiye fiilen iflas etmiş. 1980’li yılların başında rahmetli Özal tek başına iktidar olmuş. Türkiye tekrar koşmaya başlamış. 1990’lı yıllar kriz yıllarıdır, koalisyon yıllarıdır Türkiye 2001 yılında tekrar iflas etmiş. Sonrasında AK Parti tek başına iktidara geldi ve Türkiye yine her alanda hızla kalkınmış. Bu sürdürülebilir bir model değil. 7 Haziran 2015  yine eski günlere dönmüştük. Türkiye o riski yaşadı teorik bir şey değil bu reeldir. Türkiye bunu yaşamasın, millet sandığa gitsin her şeye kendisi karar versin. Bu sistem güçlü bir sistemdir. Milletin seçtiği güçlü bir hükümet ve 5 yıl icraat.

 

BİZ AVRUPA İÇİN ÜZÜLÜYORUZ

 

Bu bir Erdoğan düşmanlığı değil, bu bir Türkiye düşmanlığı. Şu anda Avrupa popülizm, ırkçılık, islamofobi kıskacına girmiş. Avrupa’nın merkez partileri zemin kaybediyor. Aşırı uçlar güçleniyor bu da yeni bir popülizm, ırkçılık, islamofobi eğilimini getirdi. İslam düşmanlığında Avrupa’nın bazı ülkeleri ortaçağa döndüler. Irkçılık noktasında 1. Dünya Savaşı’na döndüler. Bu trendler yıkıcı trendlerdir. Biz Avrupa için üzülüyoruz. Avrupa’nın sahip olduğu evrensel değerler, dünyanın ihtiyaç duyduğu bir sistemi kurgulamış ve başarı sağlamış bir bölge. Cumhurbaşkanımızla husumetleri tamamen Türkiye’nin yükselişiyle ilgilidir. Rahmeti Menderes’e diktatör dediler, Rahmetli Özal’a diktatör denildi aynı şeyi şimdi Cumhurbaşkanımıza yapıyorlar. Türkiye’nin yumuşak gücü artıyor bunu kabullenemiyorlar. Türkiye şimdi dünyanın dört bir yanında projeler ortaya koydu, yardım ediyor. Bu Türkiye’nin küresel, bölgesel anlamda rolünü güçlendiriyor. Türkiye zayıf olsun, kendi içindeki kavgalarla meşgul olsun istiyorlar.

 

TÜRKİYE SIRADAN BİR ÜLKE DEĞİL

 

Dünyada Birleşmiş Milletler üyesi olarak 200’e yakın ülke var. Fakat 5 ülke güvenlik konseyinin daimi üyesi bunların evet demediği hiçbir karar alınamıyor. Rusya daimi üye olduğu için veto edince Suriye aleyhine karar alınamıyor. Ambargo dahi uygulanamıyor. Cumhurbaşkanımız, dünyada Birleşmiş Milletler bünyesinde 200’e yakın ülke var bu ülkelerin hiçbirinin sözünün hükmü yoktur. Çünkü bu 5 ülke bir sistem kurgulamışlar her şey onların elinde. İlk defa Türkiye’de bağımsız düşünebilen Cumhurbaşkanımız çıkıyor küresel vicdanın gerektiği bir şekilde sesini gür bir şekilde çıkarıyor. Problem orada zaten. 2007-2008’e kadar bir sorun yoktu. Arap baharı sonrasında baktılar ki Türkiye oyun kurucu olarak sahaya çıkabilir bu nedenle diktatörlüklere geri döndüler. Kısmen de rekabetle ilgisi var. Çünkü Türkiye sıradan bir ülke değil, Türkiye büyük bir ülke.

 

YALANLARIYLA YARI DOĞRULARI HARMANLIYORLAR

 

Başkanlık sistemlerinde dünyada nasıl bir uygulama varsa bizde de böyle bir uygulama var. Türkiye seçimlerle çok zaman geçiriyor. Meclis ve Cumhurbaşkanı seçimini 5 yılda bir aynı gün yaptığınız zaman Türkiye’nin önü açılır. Bir de ona yakın mahalli idari seçim denk gelirse çok güzel olur. 5 yılda bir millet sandığa gider yerel yönetimini, yasamayı ve denetimi yapacak güçlü bir meclisi, icraatta kesintisiz millete hizmet edecek bir hükümetin başı, hükümetin başı da kendi kabinesini kuracak ve işe başlayacak. Bu sistem çok net ve basit bir sistem. Burada muhalefetin dezenformasyon çabası var. Bazı konularda yalanlarıyla yarı doğruları harmanladıklarını ve milletimizin kafasını karıştırdıklarını düşünüyorum. Yeni anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanına Meclisi fesih yetkisi veriliyor diyorlar bu külliyen yalan. Bunu demek milletin gözünün içine baka baka yalan söylemektir.  Cumhurbaşkanı ve meclisin seçimlerinin aynı gün olmasını istiyoruz ki ne Cumhurbaşkanının ne de meclisin birbiri üzerine bir hükmü olmasın. Seçim aynı gün olsun dememizin nedeni istikrarsızlık olması yani siyasi çekişmeler krize dönmesin. Çünkü siyasi çekişmeler geçmişte de vardı gelecekte de var. Bu siyasi çekişmeler ortaya çıkınca ülke kaybediyor. Bu durumda Cumhurbaşkanının, meclisin hakeme, millete dönmesini sağlayan bir düzenleme. Bu gün başkanlık sistemini uygulayan ülkeler hangi yetkilere sahipse Türkiye’de anayasa değişikliğinden sonra meclis aynı yetkilere sahip olacak.  Gensoru yok diyorlar eğer siz meclisin içerisinden çıkan bir hükümetseniz güvenoyu alıyorsunuz. Gensoru o güvenoyunu almak gibi bir şey. Yürütmenin kaynağı meclis değil millet. Milletin verdiği güvenoyuna gensoru gerekmiyor. Meclis ilk defa güçlü olacak çünkü bütçe hariç hiçbir konuda hükümet yasa tasarısı gönderemeyecek, tamamen Milletvekilleri milletten aldıkları yetkiyi kullanarak ülke sorununu çözmede ve denetim işini yapmada daha da güçlenecekler.

 

TÜRKİYE’DE EYALET SİSTEMİ YOK, OLMAYACAK DA

 

550 Milletvekilliğine 1990’lı yılların ortasında geçilmiş. Yaklaşık 100 bin nüfusa bir milletvekili düşecek şekilde anayasa değişikliği yapılmış, dünyada da benzer bir kural var. 1995’ten bu yana nüfusumuz 80 milyona dayanmış. Yani nüfus 20 milyon artmış. Milletvekili milletin vekili, temsilcisi demektir. Bu çerçevede 50 milletvekilinin artışı artan nüfus paralelinde milleti temsil noktasında daha güçlü bir yapı için yapılmış, başka hiçbir sebebi yok. Amerika’da nüfus 330 Milyon orada 550 milletvekili bile yok diyorlar, bunu söyleyenler çok basit bir cehalet içerisindeler. Amerika’da her eyaletin bir meclisi var ve seçilmiş bir valisi var. Oralarda eyalet sistemi olduğu içindir, Türkiye’de eyalet sistemi yok, olmayacak da. Türkiye’de parlamento var parlamentoda üye sayısını 600 kişiye çıkartsak bile 133 bin kişiye bir milletvekili düşecek.

 

BU BİR ŞEHİR EFSANESİDİR

 

Milletvekilliği emekliliği ile ilgi bir algı var. Milletvekili oldunuz 2 yıl içerisinde hakları kazanıyorsunuz vatandaştan da ayrı bir kulvarda emekliliği garanti ediyorsunuz hemen emekli oluyorsunuz. Biz 2008 yılında bir reform yaptık. Bugün normal işçimiz, esnafımız, memurumuz için gerekli olan emeklilik şartlarının aynısını milletvekilleri için getirdik. 2 tane şart var. Birincisi yaşı dolduracaksınız, ikincisi prim gün sayısını dolduracaksınız. Bu çok net. Emeklilik için milletvekili için ayrı, vatandaş için ayrı bir sistem yoktur. Böyle bir sistemin olduğu algısı bir şehir efsanesidir.

 

CHP ZOR BİR DURUMDA

 

CHP’yi anlamak lazım. CHP zor bir durumda. Hiçbir zaman milletin yüzde 50’sinden fazlasının teveccühünü kazanamamış bir parti. Hatta çok partili demokratik dönemlerde iktidara demokrasinin kesintiye uğradığı dönemlerin akabindeki koalisyonlar hariç doğru düzgün iktidara gelememiş. Şimdi düşünün sistemi değiştiriyorsunuz ve diyorsunuz ki hükümet kurmak için yani Cumhurbaşkanı seçilmek için sizin en yüzde 50’den fazla oy almanız lazım. CHP nasıl yapacak. Milletin tamamını kucaklamıyor. Milletin değerleri ile barışık değil. Bakın şimdi yavaş yavaş CHP’nin makyajı düşmeye başladı. CHP’nin gerçek resmi ortaya çıkmaya başladı. CHP’nin milletvekili çıktı dedi ki ‘Evetçileri düşman gibi denize dökeceğiz’ dedi. CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, dedi ki ‘Hayır çıkarsa düşmanı denize dökmüş gibi sevineceğiz’ dedi. Neresi düşman? Bu millet sadece demokratik bir mücadele içerisinde. Önemli bir reformu milletimizin taktirine sunuyoruz. Hayır diyenlerde saygın. Bu bir reform. Herkesin görüşü farklı olabilir. Yalnız bu yaklaşım CHP’nin bilinç altındaki gerçek yaklaşımı yansıtıyor. Problemli bir zihniyet yazık. Üzülüyorum. Bu yarışın sonlarına doğru dayanamadılar. Gerçek karakterleri ortaya çıkmaya başladı. Bu anayasa değişikliği gerçekten federal bir yapı öngörüyor olsaydı bölücü terör örgütü niye hayır diyor o zaman sormak lazım. Biz ne diyoruz Hakkari’de de Tekirdağ’da da tek bayrak, tek vatan, tek devlet, tek millet diyoruz. MHP bu anayasa değişikliğine destek verdi. Eğer gerçekten bir federal yapı öngörülseydi anayasa değişikliği bu yetkiyi veriyor olsaydı MHP destekler miydi? Bu tamamen Milliyetçi, muhafazakar kesimin kafası karıştırmak için söylenen bir yalan.

 

BU BİR MEMLEKET MESELESİ

 

Henüz hayır çadırı ile karşılaşmadım olsa uğramak isteyip dinlerdim. Neden hayır diyorlar diye. Her gün karşılaştığımız durumlar. Milletimizin verdiği karar hep doğru karardır.  Ne karar verdiyse doğrudur. Biz reformlarla, güzel icraatlarla ülkemizi daha iyi yerlere taşımak için milletimizin desteği ile devam edeceğiz. Bizim toplumumuzun kutuplaşması için hiçbir sebep yok.  Toplumda ayrımcılık anlamında bu faşizmi ima eden söylemlere hiç gerek yok yani Cumhuriyet Halk Partisi normalde ‘evet diyenleri denize dökeceğiz’ diyen bir milletvekilini barındırmaması lazım.  Bu değişiklik zaten Bugünkü jenerasyon olduğu kadar aslında yeni nesil içindir. Türkiye’nin önümüzde ki 10 ve 100 yıllar da önünü açacak önemli bir değişikliktir. Rejim değişikliği değildir. Türkiye Cumhuriyeti demokratik laik bir sosyal hukuk devletidir. Yine söylüyorum Türkiye Cumhuriyeti demokratiktir. Millet seçecek, millet karar verecek. Millete güvenmek lazım. Yetkilerin kaynağı millettir, meclistir, anayasadır ve yasalardır. O nedenle 17 Nisan sabahı milletimiz bu anayasa değişikliğini onaylar önümüzü açar. Bizde yeni nesiller için geriye kalan bütün yapısal reformları hayat geçirir ve Türkiye’nin önünü açar Türkiye’nin bu zor coğrafyada yönetimde istikrar temsilde adalet temelleri üzerinde güçlü bir şekilde yükseleceğine ben inanıyorum.  Gaziantep her zaman ülke gündemini bu tür kritik noktada ki kararları iyi görmüştür iyi anlamıştır. Ben inanıyorum ki Gaziantepli hemşerilerimiz çok güçlü bir şekilde bu anayasaya değişikliğine evet diyecektir ve destekleyeceklerdir. Bu mesele ne AK Parti ne Cumhurbaşkanı, ne de hiçbirimizin kişisel meselesi değil. Bu bir memleket meselesi. Çok önemli bir yapısal sorunu çözmeye çalışıyoruz. Temsilde Adalet yürütmede ve yönetmede istikrar diyorum.

ÇETİN KARABIYIK